kapat

16.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Mutlu azınlığa sübvansiyona son

Geçen yazımda, ülkemizde yükseköğretim çağına gelmiş 18-24 yaş grubu içinde yer alan 5 milyon gencimizden yalnızca 240 bininin; yani her 1000 gençten yalnızca 48'inin yükseköğrenim görme ayrıcalığına kavuşabildiğini yazmıştım.

Bu şanslı 48 gencin, hangi sosyo-kültürel gruptan, Türkiye'nin hangi bölgelerinden ve ne tip okullardan geldiğini hepimiz gayet iyi bildiğimize göre, parasız yükseköğretimin sosyal adaletle ne kadar bağdaştığı da kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Nitekim, Dünya Bankası'nca yapılan bazı araştırmalarda da "yükseköğretime yapılan devlet katkılarından en çok üst gelir gruplarının yararlandığı ve ülke fakirleştikçe bu faydalanma oranının daha da belirgin hale geldiği" belirtiliyor.

Kısacası, parasız yükseköğretim, özellikle bizim gibi fakir ülkelerde, "mutlu azınlığa devlet sübvansiyonu" olmaktan başka bir anlam taşımıyor.

İşte Latif Mutlu'nun geçen yazımda sözünü ettiğim araştırmasını dayandırdığı temel gerçeklerden birisi bu.

Latif Mutlu modelini şu düşünce üzerine kuruyor: Eğitim yarı kamusal bir hizmettir. Bu yüzden, eğitim amacıyla yapılan yatırımların biri toplumsal diğeri kişisel olmak üzere iki tür getirisi vardır. Kişisel getiri eğitim görmüş olan kişinin yaşam boyunca bundan elde edeceği ek gelirin, toplumsal getirisi ise kişinin eğitim almasından dolayı yaratılan katma değerin, o kişinin eğitimi için yapılan yatırıma oranıdır. Öyleyse, eğitim harcamalarının yaklaşık yarısının öğrenci, yarısının devlet tarafından ödenmesi adaletli bir uygulama sayılabilir.

Bu düşünceden hareket eden Mutlu şöyle bir finansman modeli kuruyor:

1) Ülkemizdeki satınalma paritesini hesaba kattığımızda öğrenci başına 2000 dolarlık bir harcama ile çağdaş bir eğitim verebileceğimiz anlaşılıyor.

2) DİE'nin yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye genelinde ailelerin yüzde 15'inin aylık geliri 300 dolardan az; yüzde 70'inin geliri 300 dolar ile 800 dolar arasında. Geri kalan yüzde 15'inin ise 800 doların üzerinde.

Bu iki veri ışığında, Latif Mutlu, örgün öğrenimdeki 900 bin öğrenciden yüzde 15'i düşük gelirli sayıldığından hiç katkı payı ödememesini ve tamamen devlet bursu ile eğitim görmesini; orta gelir grubuna giren yüzde 70'in, 2000 dolarlık öğrenim ücretinin (kademeli olarak) yüzde 40'ını ödemesini, kalan yüzde 60'ı ise devlete borçlanmasını; en üst dilimde yer alan yüzde 15'lik grubun da 2000 dolarlık öğretim ücretinin tamamını kendisinin ödemesini öneriyor.

***

Mutlu'nun önerdiği finansman modeli üzerinde elbette tartışılabilir, kimi noktalarına karşı çıkılabilir, başka modeller önerilebilir. Nitekim, daha önce başka modeller önerenler de vardır. Örneğin, Cüneyt Ülsever'in 1996 yılında yazdığı "Türkiye'ye paralı eğitim" adlı makalesi, üzerinde tartışılması gereken bir başka model sunmaktadır. Daha başka modeller de çıkabilir. Ama önemli olan bunlar değildir.

Önemli ve öncelikli olan, artık yükseköğretimin bedava olmasının mümkün ve kabul edilebilir olmadığı konusunda anlaşabilmektir. Ve bu konsensusu, daha fazla gecikmeden, üniversitelerimiz daha da çökmeden, üniversite kapılarında yığılan kitle daha da büyümeden yapmaktır. Ne kadar gecikirsek, "parasız eğitim" gibi çağdışı bir takıntı yüzünden cahil bıraktığımız kuşaklara o kadar büyük kötülük etmekteyiz.

Bilmeliyiz ki onlar yarın dünya emek piyasasına çıkıp da Amerikalı, İngiliz ya da Alman meslektaşlarıyla giriştikleri rekabette yaya kaldıklarında bize şükretmeyecek, belki de lanet edecekler.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır