


Yılbaşı hediyeleri üzerine
Dün bu köşede bir öneride bulunmuş ve yılbaşında bürokratlara, medya mensuplarına ve önemli sayılan kişilere gönderilen hediyelerin, depremzedelere bağış olarak değerlendirilmesini istemiştik.
Bu yazımıza çok sayıda okuyucudan destek geldi.
Ama hiç beklemediğim eleştiriler de aldım.
Destek mesajlarını incelemeye gerek yok. Bu insani yardım önerisini benimseyenler zaten duyarlı ve sağduyulu insanlar.
Aklın ve yüreğin yolunu izliyorlar.
İtiraz edenler ise çok ilginç.
Dilerseniz bunlar üzerinde biraz duralım.
***
Öneriyi eleştiriler, daha çok hediyelik eşya sektöründe faaliyet gösteren firmalardan geliyor.
Kimi daha efendice, kimi ise epey saldırgan bir üslupla beni bu sektörde çalışanları düşünmemekle suçluyorlar.
Her zaman yaptığım gibi "Kem söz sahibine aittir!" ilkesini bozmuyor ve onları, düşüncelerini daha düzeyli bir üslupla ifade etmeye davet etmekle yetiniyorum.
***
Bu mesajların haklı olup olmadığını düşündüm ve haksız oldukları sonucuna vardım.
Çünkü ben yazımda hediye sektörünün ortadan kalkmasını, insanların birbirine hediye vermemesini savunmadım.
Sadece medyaya ve bürokrasiye dağıtılan pahalı ve gereksiz hediyelere karşı çıktım.
Bütün dünyada hediye sektörü var: Hem de bizimkilerle karşılaştırılamayacak kadar başarılı bir sektör.
Ama uygar ülkelerin hiç birinde hediye sektörü, medyaya ve bürokrasiye hizmet etmiyor.
İnsanlar birbirlerine Noel hediyeleri veriyorlar, çocuklarına hediye alıyorlar, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini kutluyorlar. Hediye sektörü, kişisel ilişkilerle ilerliyor.
Buna da kimsenin itirazı yok.
Hediyeler ortadan kaldırılsın, insanlar hediye alıp vermesin demiyoruz.
Binlerce kişiye dağıtılan ve ne işe yaradığı kuşkulu hediye kampanyalarından söz ediyoruz.
Yılbaşında Le Monde, New York Times, Guardian gazetelerinin önü binlerce hediye paketiyle dolar mı?
Firmalar valilere, emniyet müdürlerine pahalı hediyeler gönderir mi?
***
İtiraz mesajı yollayan dostlarımız kusura bakmasınlar ama bu yıl paranın depremzedelere aktarılması insani bir davranıştır.
Bunun dışında isteriz ki, hediyelik eşya firmaları güçlerini daha da artırsın, hatta dünya ölçüsünde rekabete girişip başarı kazansınlar. Bunlar bizi sevindirir.
Kimsenin ekmeğiyle oynamaya değil, kışı aç ve açıkta geçirmeye hazırlanan binlerce insana ekmek sağlamaya uğraşıyoruz.
Reklam dilinde "Size de çıkabilir!" diye ifade edilen olasılık faktörünü, "Sizin de başınıza gelebilir!" biçiminde hatırlamakta yarar var.