


"Bir şey" yapmalı
Kızılay, Genel Merkez Kurulu Olağanüstü toplantısından bir sahne... Kurul üyesi, 17 yıllık Kızılay'cı Türker Sanal söz istiyor:
- Kızılay olarak her şeyi... Ama her şeyi yaptık... Yalnız, bir şeyi yapamadığımız... Toplumun derin acısını paylaşamadığımız anlaşılıyor... Galiba... Toplum başka yerdeydi, biz başka yerdeydik.
Türker Sanal uzun konuşuyor.
Konuşmasının sonu:
- İnsanlar bizden "bir şey" bekliyor.
***
Kızılay fokur fokur...
Yöneticiler ikişer... Üçer kişi bir araya geliyorlar.
"Ne yapalım" diye konuşuyorlar.
Kimi diyor ki "istifa edelim."
Kimi diyor ki "bizim istifamız neyi çözecek?"
Sonra her şey "Türker Sanal'ın son cümlesinde" kilitleniyor:
- İnsanlar bizden "bir şey" bekliyor...
"Bir şey yapmak gerektiğine" Kızılay da inanıyor.
Ama "ne yapacağına" karar veremiyor.
***
Kızılay, bizim Kızılayımız..
Asırlık... Asırdan da yaşlı... 131 yıllık çınarımız.
"Mecruhin ve Mardayı Askeriyeye İmdat ve Muavenet Cemiyeti" olarak kuruldu. (1868)
Sonra "Hilaliahmer" adını aldı.
Ve 1935'te Atatürk "Kızılay" adını verdi.
"Karagün dostu" Kızılay.
Erzincan'da... Dinar'da...
Kosova'da...
Hep Kızılay vardı.
Bangladeş'e bulgur gönderen de Kızılay'dı.
Afganistan'a nohut gönderen de.
Azerbaycan'da binlerce insan, Kızılay'ın çadırlarına sığındılar.
"Körfez'deki Kızılay" ise dünyayı hayran bıraktı.
Saddam'dan kaçan on binleri Kızılay yedirdi, içirdi, barındırdı.
Ve "Körfez performansı" nedeniyledir ki...
Kızılayımız "Atatürk Uluslararası Barış Ödülü"nü aldı. (1995)
"Nobel Barış Ödülü"ne aday gösterildi.
Ama bu "dev" kuruluş, şimdi kan kaybediyor...
Depremin acısıyla dövünenler, "iyi ki Kızılay var" diye övünemiyorlar.
***
Dün, bu yazı için çalışırken...
Kızılay çevrelerinde bir "beklenti" gözledik.
"Baba bize sahip çıkar... Çıkmalıdır" beklentisi.
Baba "kurumlar ve kurallar" yanlısıdır.
"Kurumların" yıpranmasını istemez.
Hatta, gerektiğinde...
"Ben kefilim" der.
Ama buradaki "inceliğe" dikkat edilmelidir.
Baba "kurumun kefilidir."
"Kişilerin" değil.
"Kişiler" kendilerini taşımakta zorlanırlarsa...
Kişiler "Toplumun rızasını... Kefaletini" arkalarında bulamazlarsa...
Baba "bu ağırlığı" nasıl taşısın?
***
Prof. Dr. Yüksel Bozer, Kızılay yöneticisi.
Genel Merkez Kurulu üyesi.
Marmara Deprem Masası'nın başkanı.
Günlerdir çırpınıyor.
Hem depremzedeye yardım etmek için ve hem de Kızılay'ın bozulan imajını düzeltebilmek için.
Yüksel Hoca ne kadar çabalarsa, çabalasın...
İmaj düzelmiyor.
***
Sahi, neden böyle oldu?..
Galiba... Kızılay, gözümüzde öylesine "büyüktü" ki...
Her felakette Kızılay öylesine "öndeydi" ki...
Bu defa "geri kalınca" toplum öfkelendi.
Kızılay, toplumla inatlaşmaya kalkmamalı... Bir şey yapmalı.
Ve o "bir şeyi" de alınganlık... Gurur sorunu haline getirmeden yapmalı.