kapat

16.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CNN'in yalancısıyız
Eskiden böyle değildi, Türk'ün tevatürü kendi yağında kavrulurdu... Globalleşme derdine düşen vatandaş artık uyduruklarına bile Amerika'dan referans ithal ediyor...

Günün belli bir saatinde, yazıişlerine ardarda gelen telefonlarla başlıyor her şey... 'Bugün deprem olacakmış, siz hiç duydunuz mu?' diye soruyor okurlar. Kazara, 'Yok, duymadık' diyecek olursak, karşıdaki hem acıma hem de görevimizi doğru dürüst yerine getirmediğimiz için kınama bildiren bir ifadeyle, 'Yaa, öyle mi' diyor, 'Ama CNN'den geçmiş haber.'

Eskiden böyle değildi; Türk'ün yalanı kendi yağında kavrulurdu. 27 Mayıs döneminin 'Cemal Gürsel Alparslan Türkeş'i dizinden vurdurmuş,' ya da 'Yenikapı'dan İmralı'ya Adnan Menderes'i kaçırmak için tünel kazıyorlar' efsaneleri örneğin. Bugün ortaya atılsalar, "Gürsel Türkeş'i Amerikan elçiliğinin bahçesinde vurmuş, elçilikte görevli arkadaşım söyledi," ve "Uydu fotoğrafından görülüyormuş Yenikapı'dan İmralı'ya tünel kazılmış, NASA'da çalışan yeğenim söyledi" biçimine mi bürünecekti? Ya da 80'lerin o müthiş efsanesi, "Orhan Gencebay'ın Kenan Evren'den esrar içme izin kağıdı varmış," bugün olsa "Bill Clinton rica etmiş, Cumbaba Orhan Gencebay'a esrar içme izni vermiş" mi olacaktı?

Muhtemelen, evet. İki belli başlı sebebi var bu gelişmenin. Birincisi, halkın yetkililere güvenmemesi. Selahattin Duman'ın dediği gibi, "İnsanımız memlekette lafına inanacağı muteber kişi göremiyor." Öte yandan, depremle ilgili ilk doğru haberleri bile önce yabancılardan aldık. Can Ataklı'nın deyişiyle "6.4 dendi, 7.4 çıktı" ilk deprem. Doğruyu yabancıdan öğrenince, yalanı da onu referans göstererek uyduruyoruz. İkinci etken ise, globalleşme. 10 yıl önce dünyada, İngilizce de olsa, tüm dünyaya yönelik yayın yapan ve dünyanın her yerindeki gelişmeleri izleyip, aktaran CNN benzeri kurumlar yoktu. CNN ve benzeri kurumlar bugün bize o kadar yabancı değil. Her gün hayatımızda, bizden onlar da... Doğrumuzda da, yalanımızda da... İşte dünkü yalanlardan bir demet:

NASA uyduları İstanbul'da şiddetli bir deprem olacağını saptamış. Amerikan konsolosluğu boşaltılmış. Git bak şimdi, konsoloslukta kimse yok.

CNN, anahaber bültenlerinde altyazı geçerek Türkiye'de deprem olacağını duyurmuş.

Bizim kapıcı söyledi. Sitede oturan Amerikalı ailelerin hepsi şehri terkediyormuş.

Kapalıçarşı'da kuyumcu arkadaşım var, Amerikalı turistten duymuş, İstanbul 2000'i görmeyecekmiş.

Hillary Clinton İstanbul'u çok seviyormuş. Bütün şehir yıkılacak diye bir haftadır ağlamaktan yüzü gözü şişmiş, insan içine çıkamıyormuş.

Pentagon yeni bir sismik bomba icat etmiş, ilk denemeyi de Marmara'da yapmışlar. İkinci daha güçlü bir bombayı da önümüzdeki hafta deneyeceklermiş.

Yardım için gelen 6. Filodan bir subay Kocaelini görünce, 'Oh my god, biz ne yaptık' diye dövünmeye başlamış.

Amerikan dışişleri bakanı Albright Ayasofya'ya bakarken gözleri yaşarmış, 'Yazık bu eser de yıkılacak ha' diye mırıldanmış.

SABAH YAZARLARI SÖYLENTİLERİ DEĞERLENDİRDİ
Rauf TAMER
Uzmanlara aldırmayız

Biz yetkililere, uzmanlara aldırmayız. Dedikodular, her zaman daha çok itibar görür. Bu bizim eski hastalığımız. Daha inandırıcı olsun diye CNN'in adını kullanmış olabilirler. Bizim televizyon kanallarımızdan birinin adını kullanmaları belki bu kadar etkileyici olmayabilirdi. CNN, doğru haberciliği ve popülerliğiyle seçilmiş olabilir.

Zülfü LİVANELİ
Halley CNN'e dönüştü

İstanbul halkı, yalanlara kapılmayı yeni yaşamıyor. Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 'Kuyruklu Yıldız Altında İzdivaç' adlı romanını hatırlayalım. O zaman Halley Kuyruklu Yıldızı'na Halanın Yıldızı diyen İstanbullular, dünyaya çarpacağı ve kıyametin kopacağı korkusuyla sokaklara dökülmüşt. Şimdi 'bilgi çağı' diyoruz. Halley'in CNN'e dönüşmesinden sonra hiçbir nitelik farkı yok.

Selahattin DUMAN
Büyükler düşünsün

Dil bilmez vatandaşlarımızın CNN'i kaynak göstererek tevatür yayması, globalleşme derdindeki yurt insanımın sahip olduğu potansiyelin göstergesidir.. İşin öbür yönü, insanımızın memlekette lafına inanacağı muteber insan görememe-sidir ki bu ayıp bendenize ait değil.. CNN'e çıkan bir Amerikan şoparı "Kaçın" diye bağırsa 24 saatte memleketi boşaltacağız..

Can ATAKLI
İlk doğru Amerika'dan

Türkiye'deki kaynakların çelişkili olması ve yanlış bilgilendirmesi onlara olan güveni sarsıyor. İlk deprem için 6.4 dendi, 7.4 çıktı. İlk doğru bilgiyi halk, Amerika'dan aldı. 5.8'lik depremin de daha büyük olduğu ve 6.8'e kadar çıktığı, yabancı kaynaklar tarafından belirlendi. Psikolojik olarak da, Amerikalı ve Avrupalı bilimadamları dendi mi daha çok güven duyuluyor.

Cengiz ÇANDAR
Dış referans arıyorlar

İnsanlarımız ülke yöneticilerine inanmıyorlar. Yetkililer de vatandaşların kendilerine inanmaması için ne gerekiyorsa yapıyorlar. Söylentileri inandırıcı kılmak için mutlaka dış referans gerekiyor. Bu da Amerika oluyor. Türk halkında, yöneticilerin kendilerinden bir şeyler sakladığı görüşü vardır. Bu nedenle dış referansa dayanan bilgiler daha etkili.

Zeynep GÖĞÜŞ
Kimlik sorunu

Türk insanındaki yabancı hayranlığı ve aşağılık kompleksi. Türk olana karşı güvensizlik. Hatta çok zorlarsanız kimlik sorununun bir parçası bile diyebiliriz. Şöyle bir örnekle anlatayım. Defalarca yazdığımız bir haber, yabancı yayın organlarında yer verildiğinde bizim yayın organlarımızda manşetlere çıkıyor.

Uzmanlara göre: Gözlerden uzak diye
Doç. Arif Verimli- Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Başhekimi: İnsanlarda endişeli bir beklenti var. Dolayısıyla küçücük bir söylenti huzursuzluk yaratabiliyor. Konya'daki bir bilmem ne müdürü 'deprem olacak' dedi derseniz kim inanır, 'CNN dedi' derseniz ne olur, bunu herkes biliyor.

Psikolog Doktor Ayhan Kalyoncu: Kaynağın güvenilirliği, asılsız söylentiyi güçlendirir ve doğru gibi gösterir. Bu söylentilerin halkta büyük panik yaşatmasının nedeni okulların kapatılması kararıdır. Eğer risk varsa evde de vardır. Böyleyse şehri boşaltalım.

Psikolog Doktor Nur Yaycıoğlu: Sado mazoşist yapıda olanlar, psikopat ruhlu olanlar insanlara acı vererek seyretmeye bayılırlar. İnandırıcı olmak için tecrübelerine güvenin duyulduğu kaynağa dayandırılması işlerine gelir. CNN'in seçilmesi bundandır. Örneğin TRT denseydi, haberin yalanlanması anında mümkün olabilirdi. Ancak CNN'in bu panikten haberi hemen olamaz, olsa da halka geri dönerek hemen yalanlayamaz. Dolayısıyla fırsatçılar, zaman kazanır.

Kandilli'de toplantı: Dedikoduya açık haldeyiz
Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Eser Durukal, dün Kandilli Rasathanesi'nde, BÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Nükhet Sirman ve Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Güliz Elal ile bir basın toplantısı düzenledi. Önceki gece İstanbul'da deprem olacağına dair çıkan söylentilerle ilgili bir soru üzerine, Doç. Dr. Durukal "Dünyada depremi haber veren teknoloji yok, gerçek bu" dedi. Psikolog Elal, depremi çağrıştıran olayların, her seferinde aynı ilk geceki gibi korkuların yaşanmasına neden olduğunu belirtti ve "Yani korku çığ gibi büyüyor" dedi. Sosyolog Sirman ise "Toplum olarak yetkililerden duyduğumuz sözlere inanmamaya ve onlar altında başka şeyler aramaya alıştık. Her türlü şaibeli dedikoduya ve söze açık hale geldik" diye konuştu. Korku kadar çaresizliğin de paniğe yol açtığına dikkat çeken Sirman, "Tek doğruyu bulamadığımız zaman panik oluyoruz. Yapacağımız şey, herkesi akıllı bir şekilde dinleyip deneyimlerimiz çerçevesinde yorumlamaya çalışmaktır" dedi.

Sodanın tadı, depremin adı...
Depremi Yalova'da atladık. Kaplıcalarda suların ısınması belirti. Bu İTÜ'ye bildirilmiş. İşte bunları kullanmak lazımdı.

MARMARA'YI vuran deprem öncesinde Yalova'daki kaplıcalarda yeni kaynak sularının ortaya çıkmasının "depremin habercisi olduğu" ve "bu konunun ihmal edildiği" yolundaki tartışmalar, MTA yetkilisi Halis Sağ'ın, Meclis Deprem Komisyonu'ndaki sözleriyle yeniden alevlendi.

Depremin sonuçlarını incelemek ve önlemleri belirlemek üzere kurulan Meclis Komisyonu'na bilgi veren Maden Tetkik Arama (MTA) Enstitüsü'nde görevli jeolog Halis Sağ, "Depremi Yalova'da atladık" dedi. Sağ komisyonda, depremi önceden kestirmek üzere 1978'de Marmara'da bir pilot bölge tespit ettiklerini söyleyerek şöyle konuştu:

"Yardımlar kesildi"
"Burada geliştirilecek yöntemin California'daki fay hattında kullanılmak üzere ABD'de destek verdi. O gün belirlediğimiz yerlere çeşitli cihazlar yerleştirildi. Sistem 1979'da tamamen oturdu ve yer kabuğundaki bazı değişiklikleri, su kuyularındaki yükselmeleri izlemeye başladık. O dönemde 10 yıl içinde bir deprem olmasını öngörüyorduk, ancak 10 yılda deprem olmadı. Projeyi kendi olanaklarımızla sürdürdük. 1988'de 2.3 şiddetinde bir depremi önceden saptadık. 1992'ye geldiğimizde DPT 'Biz size maden için para veriyoruz. Niçin depremle uğraşıyorsunuz?' deyince, 1992'de proje iptal edildi. Önceki depremden 32 yıl sonra o bölgede deprem oldu. 7 sene daha sabredemedik. Halbuki 7 senelik çalışmayı, yıkılan bir binanın maliyetine yapabilirdik."

Sodadaki değişen tat
Erzincan'daki depremin belirtisinin önceden ortaya çıktığını belirten Sağ, "Erzincan'da bir maden suyu işletmesinde sudaki renk ve tat değişimi MTA'ya bir faksla bildirildi. Oraya her gittiğimde bir kartımı vermeme rağmen bu faks bana değil bir kimyagere gönderildi" dedi.

Komisyona "Depremi Yalova'da atladık" diye devam eden Sağ şöyle dedi: "Yalova'daki kaplıcalarda suların ısınması ve yükselmesi TURBAN'a bildirilmiş. TURBAN da bize değil, konuyu İstanbul Teknik Üniversitesi'ne iletmiş. İTÜ ayın 17'sinde gelip, tespit yapacakmış. İşte size deprem belirtici bir belirtici daha. Bir ordu yetkilisi de bölgede köpeklerin bağırmasını anlattı. Bu da bir belirtici. İşte buna ben kader diyorum. Bir aymazlıkla böyle şeyleri kaçırıyoruz. Biz ihbar ettiğimizde de felaket tellallığı yapmakla suçlanıyoruz. Herkes bir aymazlık içinde."

MTA Genel Müdürü Cengiz Atak ise, TBMM Deprem Araştırma Komisyonu'nda konuşan MTA temsilcisi Halis Sağ'ın, tartışma yaratan sözleri için, "yanlış anlaşılma var" dedi. İTÜ de Halis Sağ'ın, "Depremden önce Yalova'daki kaplıcalarda suların ısınması TURBAN'a bildirilmiş. TURBAN da durumu bize değil İTÜ'ye iletmiş. İTÜ, 17'sinde gelip tespit yapacakmış" sözlerini yalanladı.

Sularda kızıl kurtlar görüyorum
KOMİSYON üyesi DYP'li Teoman Özalp'in "Madem bu tür belirtilerle depremi önceden bilmek mümkün, neden kaplıcaları takibe almıyoruz?" sorusu üzerine de Sağ şu açıklamayı yaptı:

"Kaplıcalarda ısının yükselmesini ihbar edecek kişiler, sonuçta siviller. Onlar da nereye başvuracağını bilemiyor. Mesela TURBAN olayında nereye başvuracaklarını bilememişler, İTÜ'de karar kılmışlar. Mesela geçmişte Erzincan'a gittiğimde yaşlı bir adamın depremi önceden bildiğini söylediler. Sanatçı Yıldırım Gencer'in babasıydı. Nereden bildiğini sordum, 'Sularda kızıl kurtlar görüyorum. Bir yer patlıyor. Bu yer bazen Romanya bazen Erzincan oluyor' yanıtını verdi. Tamam böyle bir sezgi alıyorsunuz, doğru kabul edin, ama depremin ne zaman ve nerede, saat kaçta olacağını bilemiyorsunuz. Termal kaplıcalardaki gaz oranın artması, suların ısınması belirti. Bunları veri kabul ediyoruz. Ancak ne zaman ve nerede olacağını bilemeyiz. "

Zeynep KURTBAY


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır