Temel fikri "anayollardaki trafik kaosunun katı blok halinde kesintisiz akışla çözümlenebileceği" olan kuramdan diğer satırbaşları şöyle:
"İŞE geliş ve işten çıkış saatlerinde katı blok akışı yavaşlayabilir. Ama bu yavaşlama durmaya yolaçmaz; akış biraz daha yavaş, ama ritmik şekilde sürer.
ORTA trafik yoğunluklarında, katı blok akışı yöntemiyle taşıtlar hiç duraklamadan ve birbirlerini geçmek gereksinimi duymadan ilerleyeceklerdir."
BİR noktaya geliniyor ki, bilim ve teknolojinin yanısıra insan davranışları da belirleyici önem kazanıyor. Üç fizikçi, bunun altını şöyle çiziyor:
"İNSANLAR bencil davrandıklarında ortak amaca varılması zorlaşır. Bir anayol üzerinde çok sayıda sürücü vardır ve bunların hepsi de bencildir. Fakat bizim bulduğumuz yöntem sayesinde her sürücü, önündeki yol serbest olduğundan, hiç duraklamadan gayet rahat şekilde taşıtını sürebilecektir. Bu, son derece rahat bir taşıt sürme demektir.
BİZ saatte 80 kilometre civarında seyrederken kendimiz denedik; taşıtların arasındaki uzaklık, onların birbirini geçmesine izin verecek kadardı. Fakat kimse bu gereksinimi duymadı. Herkes böyle bir trafiğin en uygun trafik olduğunu hisseder ve rahatlar. Anayollara en azından şimdilik huzur gelir."
"TRAFİĞİN de fiziği mi olurmuş" demeyip, kuramın ayrıntılarını merak edenler TUBİTAK'ın yayınladığı "Bilim ve Teknik" dergisinin Eylül sayısından geniş bilgi edinebilir.
ÇAĞDAŞ batılı ülkeler kendi metropollerinin trafik keşmekeşini böyle bilimsel yöntemleri ciddiye alarak, uygulama alanına koyarak çözmeye çalışıyor.
BİZ ise her zaman olduğu gibi İstanbul'da yeni bir "trafik kaosu sezonu"nu daha, bildik "hababam yöntemleri"ile yiğitçe karşılamış bulunuyoruz.