Okul çağında olan tüm gençlerde bir stres var. Tekrar okula gitme zorunluluğu onların canını sıkıyor. Kendi çaplarında haklı olabilirler ama aslında okula gitmek hiç de sıkıcı değil. Bu malesef mezun olduktan sonra anlaşılıyor. Yeni bir şeyler öğrenmek, arkadaşlıklar, hareket... İyi bir eğitimin yanı sıra birçok olumlu yanı var okula gitmenin.
Yaz tatilindeki boşluktan kurtuluyorsunuz. Yaşamınıza renk ve hareket geliyor. (Pollyanna da böyle düşünürdü herhalde.)
Yeni şeyler öğreniyorsunuz. (Bunun değeri o sırada anlaşılmıyor, sonradan farkına varıyorsunuz.)
Arkadaşlarınızla birlikte ders çalışmak için eve toplanıp, ders dışında her şeyi yapma imkânınız oluyor. (Denendi; çok zevkli olduğundan emin olabilirsiniz.)
Bir düşünün; hangi tatil 'kar tatili'nin yerini tutabilir. (Kışın en zevkli yanı bu zaten. Her sabah, 'kar yağmış mı yağmamış mı' diye bakmak.)
Sıkılmaya vaktiniz kalmıyor. Sıkılsanız bile en fazla ders yüzünden sıkılırsınız. Onun da çözümü kolay; çalışmayı bırakmak.
Okul kırmanın, hatta kopya çekmenin zevkine varabiliyorsunuz. (Yakalanmamaya dikkat edin. Kopya çekmenin yollarını biliyorsunuzdur herhalde.)
İş hayatından daha zevkli olduğu kesin. Sadece yarım gününüzü okulda geçiriyorsunuz, bütün bir gününüzü değil. ('Ama karşılığında para kazanmıyoruz' diyebilirsiniz; para kazanmıyor olabilirsiniz ama çalışanlar da harçlık almıyorlar. Harçlık bitmez ama maaş çabucak biter.)
Sınavlar da sandığınız kadar sıkıcı değil. Onları da zevkli bir hâle getirmenin yolu var. Mesela hiç çalışmadan kendi bilgilerinizle ne yapabileceğinizi deneyebilirsiniz.
Okula kot pantolonla gidip fellik fellik müdürden kaçmak, okul kırdığınız zaman yakalanmamaya çalışmak... Bunlar kadar zevkli bir risk biliyor musunuz?
Okula gitmekten zevk almıyor olabilirsiniz ama özellikle lise yıllarınızı iyi değerlendirmelisiniz. O senelerde yaşananlar asla unutulmuyor. Her türlü muzurluğu, çılgınlığı deneyebilirsiniz. (Disiplin sınırlarını fazla aşmamaya gayret edin, ceza almanız sizin için pek de iyi olmaz.)
Hem zaten okul olmasaydı ne yapacağınızı bir düşünün. Boş boş evde oturmayı mı tercih edersiniz, yoksa okula gidip gelmeyi mi?
Eğer bu son senenizse, yani üniversite sınavına hazırlanmaya başladıysanız, o zaman sizin işiniz diğerlerine oranla biraz daha zor. Ama onun da keyifli yanları var, yeter ki siz eğlenmeyi isteyin.
Erkekler bu gibi durumlarda bağırmayı tercih ediyorlar. Ama başkalarına bağırmayı...
Genellikle tepkisizdirler, gülümsemekle ya da somurtmakla yetinirler.
Korkmadıklarını iddia ettikleri için nasıl bir tepki verdikleri bilinemiyor.
Onlar da çığlık atıyorlar.
Yardım istemezler. Erkek adam neden yardım istesin ki(!)
Hiç konuşmamayı tercih ederler, heyecanlarını belli etmekten hoşlanmazlar
Çaktırmamaya çalışırlar, kesinlikle bağırmazlar
Kahkaha atmaktan nefret ederler, zaten yakışmıyor da!