|
|
BAYRAKTAR BAYRAKLI(bayraktar.bayrakli@sabah.com.tr
)
|
Öğrenim hakkı
"Hayat hakkından" sonra en önemli hak, "öğrenim hakkı"dır. "Öğrenim hakkı" ilk insandan itibaren en önde gelen hakların başında yer almaktadır. İlk insanın yaratılmasının ardından Yüce Allah, hemen öğretim faaliyetine geçmiştir. Bakara Suresi'nin 31. Ayeti'ni ele aldığımızda, var olma nimetinin peşinden öğretimin, yani bilgi nimetinin geldiği görülecektir. Hz. Adem'i yaratır-yaratmaz Yüce Allah, onu öğretime tabi tutmuştur. Hatta "bilgi" varolmanın nedeni olmuştur. "Ben cinleri ve insanları, ancak beni bilsinler diye yarattım."(Zariyat, 56)
Bu ayetin analizini şu şekilde yapabiliriz. Ayette "li yağbudun" kavramı geçmektedir. Bu kavramın manası "bana kulluk etmeleri için"dir. Bütün Kur'an ile uğraşan alimler, "li yağbudun"u "li yağrifun" olarak manalandırmışlardır. "li yağrifun"un anlamı da, "beni bilmeleri için"dir. Bundan şu çıkıyor: İnsanın yaratılış nedeni, Allah'ı bilmesidir.
Demek ki, insan, bilmenin uğruna yaratılmıştır. Öyleyse, bilgi, yani aklını kullanıp üretime geçme faaliyeti, varlığın üstünde bir değer taşımaktadır. Çünkü insan, bilgisi sayesinde kendinin farkına varıyor, kendini hissediyor ve kendini anlıyor. Ne kadar biliyorsanız, o kadar varolmanın tadını tadıyor, varlığın doyumuna ulaşıyor ve varlığını zenginleştiriyorsun demektir. Bilgi atomları, varlığın binasını ören ve insana insanlığını yaşatan yapı ögeleridir.
İlahi bilgi örgüsü
İlahi bilgi, varlığın DNA'sını ören güç değil midir? Varlıkların yapısındaki hücre ve atomların hareketi, birbirlerine bağlanmaları ve bir bütün halinde çalışmaları ilahi bilgi örgüsünün eseri değil midir? İnsanların bu bilgi örgüsünü deşifre etmek için gösterdiği öğrenim gayretinin üstünde bir değer olabilir mi? İlahi bilginin ördüğü bu tabiat kitabını araştırmak, oradaki sırları deşifre etmek ve onun sırlarını insanın hizmetine sunma faaliyeti olan öğretim, hakların başında gelmelidir. Bu öğrenim hakkı, ilk insandan beri devam etmiş, Kur'an ve insan hakları evrensel beyannamesinde de yerini almıştır.
İnsanı bilgiden mahrum etmek, en büyük zulüm olur. Bunu şu şekilde ifade etmekte yarar vardır: şirkten sonra en büyük zulüm öğrenim hakkını engellemek, ya da insanı bilgiden mahrum bırakmaktır. Bilgi insanın beyin ve gönül gıdasıdır. İnsanı günlerce aç tutup, ölüme terk etmekten daha büyük zulüm, onun beynini ve gönlünü bilgisiz bırakıp ölüme terk etmektir.
Diğer taraftan "öğrenim hakkı", "aklın hakkı" olmaktadır. Akıl en büyük değer olduğuna göre, onun hakkı da en büyük hak olmaktadır. "Aklın hakkı" ne anlama gelmektedir? Akla yapılan en büyük haksızlık, onu çalıştırmamak, düşünmesini engellemek ve bilgi üretimini durdurmaktır. Aklın çalıştırılması, onun doğal hakkıdır. Öğretim faaliyeti ile akıl çalıştırılmalıdır. Aklın çalıştırılmasını temin eden öğretim faaliyeti, en önde gelen haklardan olmaktadır. Aklın düşünmesini durduran, akla düşünmesi için pranga vuran, zincir ve bukarlar takan öğrenim faaliyeti hak olmaktan çıkar, bir zulme dönüşür.
Cennetin yolu
Akıl, düşünce ve bilgi değerleri bizim gönlümüzdeki sevgi ile birleşince dünyayı cennete çevirecektir. Cenneti insanlar kendi beyinleri ve gönülleriyle oluşturmaktadırlar. Aklını kullanmayan, düşünemeyen, bilgi üretemeyen ve sevemeyen insanların ve toplumların hayatı zaten cehenneme dönüşmüştür. Onlar hangi temelleri ile cennete gideceklerdir. Öyleyse cennetin yolu öğretim faaliyetinden geçmektedir diyebiliriz. Cennetin yolunu oluşturan Kur'an "oku" emri ile başlamıyor mu? Okumayan insan, Kur'an yani Allah'ın ilk emrine karşı çıkmış oluyor. Şeytana ilk emir secde olmuş; insana da ilk emir "oku" olmuştur. Şeytan secde etmediği için Allah'a isyan etti; insan da okumazsa Allah'a isyan etmiş olur. Demek ki, bilgi öğrenmeyen, yani aklını kullanmayan insanlar asidirler. Onlar için hem bu dünya ve hem de ahiret cehennem olmuş, olmakta ve olacaktır.
Öğretim faaliyeti, aklı kullanmasını, doğru düşünme sanatını, bilgi elde etme tutkusunu ve sevme erdemini gençlere öğretmelidir. Başkasını taklit etmekten aklını kullanmasını öğrenemeyen başkasının mutfağında pişen düşünceyi kullanmaktan düşünme sanatını elde edemeyen, bilgiyi elde etmek için tembellik gösteren ve neticede birbirlerini sevme erdemini kaybeden gençlikten ne beklersiniz. Ben buradan öğretmenlerimize sesleniyorum: Çocuk ve gençlerimizin beyin ve gönül alanlarına müdahale etmeyiniz, onların bütün kabiliyetleri, onların bağımsız ve hür dünyalarında büyüyüp gelişecektir. Gençlere de: Akıllarını sevmelerini tavsiye ediyorum. Aksi takdirde aklınızın hakkını çiğnemiş olursunuz. Mutlu ve başarılı bir öğrenim yılı bütün dünya insanlığının olsun.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|