


Deprem notları...
Kimileri var, TIR dolusu erzak ve giyeceği, deprem bölgesine götürüp kendi dağıtıyor... Yâni başkasına güvenmiyor.
Kimileri var, 10 kamyon erzak yolladım diyor ama huyunu suyunu bilenler, bir çöp bile yollamadığını kuvvetle tahmin ediyor.
Kimileri var, sessiz sedasız yardım yapıyor... Reklamı sevmiyor. Buna karşın kimileri var, canlı televizyon yayınına telefonla katılarak kaç para yardımda bulunduğunu Türkiye'ye ilân ediyor.
Tip tip insanlar.
*
Ama genel tablo'ya bakarsanız bağış'ların hızı kesilmiştir.
Neden?
Çünkü bir deprem vergisi lâfı, herkesi kızdırdı.
Gerçi hükümet sonra geri adım attı ama yine de öfke devam ediyor.
Halbuki o kadar çok gizli kaynak var ki Türkiye'de... Vatandaşın cebindeki para o kadar kolay çekilip alınır ki, kimse farketmez bile.
Ama bizimkiler vergi dediler.
Olmadı.
Vergide cebir vardır. Yâni kanuni mecburiyet... Oysa bağış, bir gönül işi.
Türkler de iyi gönüllü insan.
*
Artık deprem vehmi sardı her tarafı... Hele nerden çıktığı bilinmeyen söylentiler, neredeyse tarih vererek takvim düşerek halkı iyice paniğe sürüklüyor.
Oysa deprem'i önceden bilmek mümkün değil, inanmayın buna.
Esasen kehânet'e lüzum yok. Deprem kuşağı üzerinde olduğumuz kesin... Ama gününü saatini kim söyleyebilir.
*
Deprem kültürü'yle yetişmediğimiz için, depremle birlikte yaşamayı da beceremiyoruz...
Çocukken bize söylediler ki, dünya bir öküz'ün başındadır. Öküz eğer başını sallarsa deprem olur.
Bin yıllık cehâletimizi, şimdi 1 ayda örtebilir miyiz?
76 yıllık Cumhuriyet Hükümetleri, bize deprem konusunda hangi bilgiyi ve eğitimi verdiler? Neyi, ne zaman ve nasıl yapacağımızı biliyor muyuz? Depreme karşı dayanıklı binalar diye bir lâf varmış meğer... İşte, yeni duyuyoruz.
Şuppilululima'yı ve Ramses'i falan iyi öğrendik Pisagor'u falan iyi ezberledik ama deprem bilgisi sıfır. Gerisi Allah Kerim diye Atasözlerimiz var... İşte memleketim.
*
Bugün son notumuz Türk-Yunan yakınlaşmasına dair. (1. sayfaya dikkat)
Dünkü yazımda demiştim ki: Bir şarkı istiyorum.
Meğer içime doğmuş.
Değerli san'atçı Leyla Tekül, şarkıyı yapmış bile... çok yakında televizyonlara ve sahnelere taşıyacak: GREKOTURCA.
Tekül'ü, piyanosunun başında düşünüyorum:
Yeter artık tut elimi
Anlıyorum bak dilini
Kurut gözyaşı selini
Yanıbaşım, arkadaşım, komşum
Yanıbaşım, arkadaşım, dostum derken, O'nun sıcak sesini şimdiden duyuyor, piyanosundan fışkıracak gönül köprüsünü, şimdiden Yunanistan'a uzatıyorum.
Teşekkürler duygulu kız.