


Bir çığlık...
Bu çığlık Adapazarı'ndan bize ulaştı.. Biz de bu çığlığı, sivil toplum örgütlerine, holdinglere, sendikalara ve tüm insanlarımıza iletiyoruz..
Adapazarı yardım bekliyor.. Hem de çok ciddi biçimde yardım.. Çadırları bile bulunmayan insanlar endişe içinde.. Çocuklarının hastalanmaya başladığını bildirdiler bize..
Hadi Türkiye.. İkinci büyük yardım hareketini başlat artık... Bunu ancak sen başarabilirsin.. Her şeylerini kaybetmiş insanlara yardım elini uzat yine..
Sadece Adapazarı değil, bölge sizlerden yardım bekliyor..
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ı da başlattığı "Deprem bölgesinde kardeş aile edinme" projesi için kutluyoruz.
Türk insanı kardeş ailesi ile bire bir ilişki kuracak.. Onların ihtiyaçlarının karşılanması için bizzat uğraşacak.. Elinden ne geliyorsa, bu insanlar için seferber edecek..
Aydan aya belli bir para verebilirsiniz.. Giyim kuşam sorununu halledebilirsiniz.. Barınma işinde yardımcı olabilirsiniz..
Çocuklar yakında okula başlayacak.. Unutmayalım ki, orada binlerce çocuk da yardımlarımızı bekliyor..
Hadi Türkiye, kalk ayağa...
Ve de hiçbir şeyin eskisi gibi olmasına izin verme..
Heyecanını sakın kaybetme Türkiye..
Politik eşitlik
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Güvenlik Konseyi'ne sunduğu raporda, "Kıbrıs sorununun çözümünde politik eşitliğin son derece önemli olduğunu" bildirdi..
Buradan yola çıkıp "iki eşit toplum" tanımlasını da eklersek, ki ABD yönetimi henüz bu noktada değil, o zaman Annan'ın Denktaş ve Klerides'e göndereceği mektuplarda "politik liderler" ifadesini kullanmasını da bekleyebiliriz..
Beyaz Saray'ın yeni Kıbrıs Temsilcisi Moses, Denktaş'a şunu söyledi:
"İkimiz de aynı yaşlardayız.. İkimiz de avukatız.. Gelin bu işte elele verelim.." Çok güzel bir yaklaşım..
Sanıyoruz ki Başbakan Bülent Ecevit de, 28 Eylül Salı günü görüşeceği Amerika Başkanı Clinton'a, Kıbrıs konusunda bir hareketlenmenin ilk işaretlerini verecektir.. Sağduyu böyle diyor..
İsmail Cem'e mesaj
Yıl 1958.. Türk Dışişleri Bakanı Zorlu ile Yunan Dışişleri Bakanı Averof, BM'de, Kıbrıs yüzünden birbirlerine giriyorlar.. Oturum sonrası Zorlu, Averof'un yanına gidip şöyle diyor:
"Sizin istediğiniz Enosis ile bizim istediğimiz taksimden vazgeçelim.. İki toplum ortak hükümet kursun..."
Zorlu'nun işte bu cümlesi ile başlattığı açılım, o yıllarda NATO merkezinin bulunduğu Paris'te üst üste yapılan gizli toplantılarla son şeklini alıyor ve Zorlu, Rauf Denktaş'ı Ankara'ya çağırıp, durumu anlatıyor..
Denktaş, Zorlu'ya "Ama bu ortamda bunu kendi halkıma nasıl anlatırım" deyince Zorlu şu cevabı veriyor:
"O da sizin sanatınız sayın Denktaş..."
İster misiniz şimdi de İsmail Cem ile Yorgo Papandreu bu işi başarsın.. Çünkü ikili arasında çok kuvvetli bir diyalog var.. Her iki ülkenin Dışişleri Bakanlıkları arşivlerinde de, Zorlu-Averof belgeleri duruyor..
Her iki Bakana da bir hatırlatalım dedik...