kapat

28.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Deprem ve çağdaşlık


Bugün Adapazarı, İzmit, Gölcük, Yalova ve Avcılar'ın kendi sivil savunma örgütleri olsaydı, acil durumlar için hazırlıklı olsalardı, bu denli bir çaresizlik yaşanır mıydı?

Burada da iş eğitime dayanıyor...
Bugün Adapazarı, İzmit, Gölcük, Yalova ve Avcılar'ın kendi sivil savunma örgütleri olsaydı, acil durumlar için hazırlıklı olsalardı, bu denli bir çaresizlik yaşanır mıydı? Burada da iş eğitime dayanıyor...

Çocukluk yıllarımda Ankara'nın Meşrutiyet Caddesi'ndeki pek çok apartman duvarında "sivil savunma"yla ilgili tabelalar vardı. Sirenler çaldığında ne yapmamız, hangi sığınağa gitmemiz gerektiğini ya da varsa kendi bodrumumuza inmemizi söyleyen maddeler yazılıydı. Halkı denetleyen sivil savunma görevlileriyse yine halktan kişilerdi.

Daha sonraki yıllarda, okulumuzda bizlere acil bir durumda neler yapmamız gerektiği öğretildi. Her yatakhane ve her oda için bir sorumlu seçilirdi. Bu seçilenler sık sık değişirdi ki, olabildiğince çok öğrenci görev alsın ve öğrensin. Acil bir durumda, yatakhaneyi terk etmeden önce yanımıza neler almamız, neler giymemiz gerektiği, hangi merdivenlerden ineceğimiz, bahçeye ulaşınca nerede toplanacağımız ve şimdi anımsayamadığım pek çok ayrıntı teker teker anlatılırdı. Her katın ayrıca bir sorumlusu olurdu. Bu sorumlular merdiven başlarında durur, o kattaki tüm öğrenciler inene kadar bekler, odaları kontrol eder, kendileri ondan sonra aşağı inerlerdi.

Bahçede yatakhane hocamız son kez yoklama yaptıktan sonra kronometresine bakar ve binayı kaç dakikada boşalttığımızı bizlere bildirirdi.

İşe yarayan bir eğitim
İyice öğrenebilmemiz için, bu uygulamalar, önce haberli olurdu. Bir süre geçtikten sonraysa, bir gece yarısı sirenler aniden çalıverirdi ve biz de öğretilenler doğrultusunda şaşırmadan, paniklemeden, kargaşa yaşamadan hızla binayı boşaltırdık. İşte bu gerçek eğitimdi. İşe yarayan eğitimdi.

Şimdi okullarda bu tür eğitim yapılıyor mu bilmiyorum ama çocukluğumdaki sivil savunma faaliyetlerini göremediğim kesin. Demek ki, eskiden Türk insanı bu konularda daha bilinçli, daha duyarlıymış. Tam tersi olması gerekirdi, değil mi?

Bir başka örnekse, yurtdışından... Bir dostumuzla eşi Almanya'da çok kötü bir trafik kazası geçirmişlerdi. Üstelik şehirlararası bir yolda, küçük bir köyün yakınlarında. Arkadaşımız, kurtuluşlarını tamamen Alman Sivil Örgütü'nün mükemmel organizasyonuna borçlu olduklarını anlatmıştı. Ne kadar küçük olursa olsun, her yerleşim biriminde acil vakalar için halk örgütleniyor ve bir çizelge hazırlanıyor. Herkes kendisinin nöbetçi olduğu günü bu çizelgeye bakarak öğreniyor ve o gün arabası hazır vaziyette bekliyor. Bir olay olduğu takdirde onun görevi, kişiyi en yakın hastaneye yetiştirmek. Nitekim bizim dostlar da köye yakın yerde kaza yapınca görenler haber veriyor ve o gün görevli kişi hemen arabasıyla geliyor, yaralıları alıp hastaneye yetiştiriyor.

Her şeyi devletten beklememek gerek. Devlet sadece bu mekanizmayı kurup, gerekli talimatı görevlilere vermeli. Onların yönlendirmeleriyle herkes kendi yaşadığı bölgede görev almalı. Çark bir kere dönmeye başlayınca, herkes nerede, ne zaman, ne yapması gerektiğini bilecek, bu da zararı en aza indirebilecek...

Çocuklar eğitilmeli
Okullarda anlamsız ezberler yerine, çocuklara ve gençlere hayatta gerekli olan bilgiler verilmeli. Önce yaşadığı ülkeyle ilgili bilmesi gerekenler öğretilmeli, sonra da yangın, deprem gibi doğal afetlerle, trafik kazaları ve sağlıkla ilgili daha pek çok konuda eğitilmeli.

Eğtilmeli ki, gerektiğinde hem kendini koruyabilsin, hem de başkalarına yardımcı olsun. İşe yarayan bilgilerle, her durumda ne yapacağını bilen yurttaşlar yetişsin.

Organizasyon, teknik bilgi ve donanımın önemini artık kavramalı ve bunları elde etmek için kişileri ve koşulları zorlamalıyız. "Bana bir şey olmaz" ya da "kader işte!" diyerek olduğu yerde oturmak yerine; "neleri bilmek, hangi durumda ne yapmak gerek" diye sorular sorup sonra da harekete geçerek felaket anında da çağdaş bireyler gibi davranıp, çağdaş toplumu oluşturmalıyız artık.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır