kapat

28.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


İlk yasa ilk af

Arşiv, acı gerçeği söylüyor bize... Tutanaklar, ihmali haykırıyor. Adapazarı, depremle ilk kez 56 yıl önce, 1943 Haziranında tanışmış.

Deprem 6.6 şiddetinde vurmuş. 346 can almış, 1000'i aşkın evi yıkmış.

Meclis, depremin üzerinden 20 saat geçmeden, 21.6.1943'te saat 15.00'te toplanmış ve İçişleri Bakanı Hilmi Uran bilgi vermiş:

"Dün yurdumuzun üzerinden bir zelzele dalgası geçti. Saat 20.30'da Adapazarı'ndan bir müfettiş aradı. 18.30'da büyük bir zelzele olduğunu haber verdi. O andan itibaren civarla muharebe tesisi, geç vakte kadar mümkün olmadı. Gece bizden öncelikle fener ve gaz istendi. Eskişehir'den iki imdat treni gece 23'te hareket etti. Ben de bu akşam hareket ediyorum".

Tarih: 25.6.1943... Depremden 5 gün sonra... Hilmi Uran yeniden kürsüde: "Adapazarı'ndan bu sabah döndüm. Sarsıntı çok ağır olmuş. İlk yapılacak iş, Adapazarı'nın müstakbel imar planının kısa zamanda hazırlanmasıdır".

***

27 Kasım 1943... 01.30
5 ay sonra deprem, bu kez Adapazarı'ndan başlayıp Orta Karedeniz'e doğru yayılıyor ve çok daha geniş bir alanı etkiliyor. Bu kez ölü sayısı 4 bin...

Mecliste Denizli milletvekili N. Küçüka konuşuyor:

"Yersarsıntısı Türkiye'nin öteden beri en büyük facialarındandır. Bu depremlerin harpten fazla tahribatını görmüş, fakat çare düşünmemişizdir. Tedbir araştıralım. Binaları dayanıklı bir şekilde kuralım. Zelzele bölgesi sayılan Japonya, İtalya gibi yerlerde afete dayanma önlemleri bulunmuştur. Biz de bunları uygulayalım. Yıkılmayan binaların inşa tarzını inceleyelim".

B. Atalay ise konuşmasıyla adeta istikbali görüyor:

"En büyük korkum, yeni yapılan şehirlerdendir. Diğer memleketleri taklit edip, 3-4 kat ev yapılıyor. Tek tuğla örüp gidiyorlar. Burası New York değildir. Burası Anadolu'dur. Tanrı göstermesin ufak bir sarsıntı ile leblebi gibi yığılacak bunlar... İçişleri ve Bayındırlık bakanlıkları birleşerek Türkiye için bir yapı sistemi ortaya çıkarmalıdır. Vakit geçirmeden ve başımıza bir kaza gelmeden, memleketin ihtiyacına uygun sistemi bulmalı ve 3 kattan fazla ev yaptırmamalıyız. Bir gün bu binaların yerle bir olacağını zannederim. Korkuyorum arkadaşlar".

***

18 Temmuz 1944... Depremden bir yıl sonra...
Meclis, "Depremden Önce ve Sonra Alınacak Önlemler Hakkında Kanun"u onaylıyor. Kanunun bazı maddeleri (günümüz diliyle) şöyle:

1. madde: Yersansıntısı bölgesine dahil olsun olmasın bütün kentlerde kurtarma, tedavi, barınma, defin, yangın söndürme, yıkıntı temizleme ve iaşede kullanılmak üzere görevleri ve görevlileri saptayan bir program düzenlenir.

3. madde: Yersarsıntısı olduğunda bölgenin mülkiye amiri, ihtiyaç duyduğu kimselere görev vermeye, bedeli sonradan ödenmek üzere nakil araçlarına ve gerekli alet edevata el koymaya ve hiçbir kayda tabi olmadan tedavi, kurtarma ve iaşe gibi işlerin gerektirdiği acil satın almaları yapmaya, tehlikeli binaları tahliye ve uygun meskenleri işgal etmeye yetkilidir.

4. madde: Posta, telgraf ve telefon merkezleri, ilk yardım amaçlı telyazılarını ve telefon konuşmalarını parasız ve acele olarak kabul etmeye mecburdur.

6. madde: Bütün (devlet, özel girişim, belediye veya şahıslara ait) hastane ve tedavi yerleri yaralı ve sakatları hemen kabul ve tedavi etmeye mecburdur.

15. madde: Şehir, kasaba ve köylerdeki hükümet konağı, hastane, okul, fabrika ve işyerlerinin yanı sıra, sinema, tiyatro, gazino, kahvehane, han, hamam ve otel gibi kamuya açık yerlerin, yersarsıntısına dayanıklı olup olmadıkları Bayındırlık Bakanlığı'nca kurulacak teknik ekipler tarafından incelenerek, raporları bölgenin mülki amirine verilir. Belediyeler, bu raporlara göre tehlikeli görülenleri derhal boşalttırır ve kapatır.

***

Dün, Meclis araştırma servisinin yardımıyla, 55 yıllık bu yasanın izini sürdük.

Yasa, 22 Temmuz 1944 tarihinde kesinleşmiş. Hemen 4 yıl sonra da ilk imar affı çıkmış. Yasanın şart koştuğu raporlarla suçlu bulunanlar, 1948 imar affı ile bağışlanmışlar. Yasa da, 15 sene sonra yürürlükten kaldırılmış ve 1959'da daha yumuşatılmış yeni bir yasaya (Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun) bırakmış yerini...

Sonra..? B. Atalay'ın korktuğu olmuş:

"Tek tuğla örülüp yapılan evler, en ufak sarsıntıda leblebi gibi yığılıp, yerle bir olmuşlar."

"Memleketin ihtiyacına uygun sistem" ise yarım asır sonra, hâlâ aranıyor...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır