kapat

28.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Devletin adam gibi olma hali...

Kırk yıl önce Mülkiye'de rahmetli Bahri Savcı Anayasa dersinde "devlet nedir?" diye sormuştu. Türkiye'nin az sayıdaki liselerinde yetişen gençlerdik. Devleti "ana, baba" gibi şefkat ve himaye simgesiyle tanımladık.

Devletin şefkat erbabı değil, tarihi ve sosyolojik gerçekçiliğinin ürünü olduğunu ilk kez o gün işittik. İngiliz Hobbes'a göre devletin ejderha; Fransız Duguit'ye göre eşkiya; Marks'a göre sınıflar arası çetebaşı, Lenin'e göre, özgürlük celladı olduğunu Bahri Savcı'nın munis sesinden dinledik.

Bahri Savcı'ya göre "Devlet ne anaydı, ne baba, devlet, bir sınırsız kudretin adam gibi olma haliydi..."

Şimdi herkesin dilinde bir soru var. Kimi siyasi ihtiyaç ve ideolojik şiddet ile gürlüyor, kimi "eylemsel ve kuramsal olgu olarak" değerlendiriyor. İşin özeti şudur, son günlerde "devlet nerede?" sorusu dile pelesenk olmuştur.

***

Devlet dokunulmaz değildir. Kutsal tanımıyla bilinç altına işlenmiş dokunulmazlık kavramı medya tarafından bütün kesimlerin tartışmasına açıldı. Tartışılması isabetli oldu, ama, ölçü biraz kaçırıldı.

Devlet artık, soyut bir kavram değil. Devleti somut teşhir içinde ele alanların tanımlaması da her olayda değişiyor. Çünkü her kişinin, her ideolojinin ve her sosyal sınıfın kendine göre bir devlet tanımı (aslında tercihi) var. "Devlet nerede?" derken herkes kendi işine gelecek devleti aramakta.

Önceki gün özel bir televizyon kanalının telaşlı muhabiri hırçın ve soğuk sesle bağırıyordu: "Ekranda felaketin boyutunu görüyorsunuz. Soruyorum, devlet nerede?"

Ekrandaki manzara hazindi. Kent yerle bir olmuştu. Ama geride bir hemşire yaşlı bir depremzedeye iğne yapmaktaydı. Bir doktor, enkazdan henüz çıkarılmış çocuğu muayene etmekteydi. Biraz daha geri planda ağır iş makineleri enkaz kaldırmaktaydı. Beresini apoletiyle omuzu arasına yerleştirmiş yüzbaşı enkazdan çıkarılan genç kızı ambulansa taşıyordu.

Nerede olduğu sorulan devlet buydu.

***

Devlet, depremzedeye ekmek dağıttıran belediye reisidir. Su dağıtan zabıta çavuşudur. Yağmacıyı yakalayan polistir. Dozer süren teknisyendir. Devlet, sahra hastanesini kuran sıhhiye taburudur. Muayene eden doktordur. İğne vuran hemşiredir. Pansuman yapan hastabakıcıdır.

Ordunun deprem bölgesine yolladığı yardım ekibi ve malzemenin yedi kilometre uzunluğunda konvoy oluşturduğu söyleniyor. Devlet, yardım kamyonlarını süren Burdurlu Sami onbaşı, Siverekli Bekir, Midyatlı Hüseyin, Aydınlı Mustafa, Artvinli Temel, Edirneli Hasan çavuştur.

***

Halkımız, devlet deyince hükümeti anlar. Hükümet 48 saat örgütlenme sorunu yaşamıştır. Merkezi idare, yerel yönetim, mali, siyasi ve teknik koordinasyon eksiğiyle halka ciddi sıkıntılar yaşatmıştır. Bu eksikliklere de devlet deriz. Halk bu eksikliğin şikayetini seslendirir.

Telekom'un başbakanı 24 saat, cumhurbaşkanını 7 saat iletişimden yoksun bırakmasını anlamak mümkün değildir. Eğer kimse bunun hesabını sormuyorsa, işte asıl o zaman "devlet nerede" sorusu haklılık kazanır.

En yakın Tugaydaki "seyyar muhabere takımı" bile bir saat içinde 40 kanaldan iletişim kurabilecek kadar hazırlıklı iken, bunu talep etmeyen irade eksikliği de devlettir.

Yedi kilometrelik yardım konvoyunun yola çıktığını deprem gecesi televizyonda gösterip halkın endişelerini rahatlatmayan zaaf da devlettir. Akıl edip bu konvoyu milletin finanse ettiğini ekranında göstermeyen televizyon kanalı da devlettir. Devletin ciddiyetine ve güvenirliliğine gölge düşürmemek önce devleti yötenlere düşen görevdir.

***

Olay yaşandı, yaktı, yıktı ve derin yaralar bırakarak soğumaya başladı. Yarın, serinkanlı bir anlayış ile olan bitenin hesabını yapacağız. Tedbirsizlik, basiretsizlik, kararsızlık hemen karşımıza çıkacak. Yenmemiz gereken felaket şimdi budur.

Çünkü devlet, sınırsız kudretin adam olma halidir...

Örnek mi istiyorsunuz? Deprem vergisini geri çeken basiret devlettir...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır