


Asıl arıza...
Mimar ve Mühenisleri bir kenara itip, belediyeyi, hatta devleti ön plana çıkarırsanız, işte böyle olur... İşin ucu ta müteahhide kadar dayanır.
Saçma... Çok saçma.
Hadi bulun bakalım şimdi sorumluları.
Bulamazsınız.
Çünkü sistem yanlış.
*
Siz niçin Mimar ve Mühendislere güvenmediniz?..
Onların diplomalarını, bilgi, yetenek ve kariyerlerini niçin bir başka mercie tasdik ettirtiyorsunuz? Ayıp değil mi?
Doktorun ameliyatını, avukatın savunmasını, hatta öğretmenin verdiği eğitimi tasdik eden bir kurum var mı? Yok.
Güvenip elimize kalemi verdikten sonra, yazdığımız her yazıyı artık bu olmuş, bu olmamış diye inceleyen bir merci var mı? Yok.
Ama Mimarlık ve Mühendislik, sanki velâyet altındadır... Onların yaptığı eserlere ruhsat ve iskân iznini başkaları veriyor...
Hem de kimler?.. Aman Tanrım.
*
Ne yapmalı?
Gayet basit...
Mimar Yılmaz Sanlı'nın şu önerisine kulak verilmeli:
Her yapı için 3 tane muhatabımız var.
1- Mimar.
2- İnce hesapcı... Yani zemin mekanikcisi.
3- Statik Mühendisi.
Başka?
Başka kimse yok? Müteahhit dahil gerisi Yalova Kaymakamı.
Halbuki bu ayrılmaz 3'lü sac'ayak, canımızı malımızı teslim ettiğimiz kimselerdir... Onlar gerçek birer uzman.
Benim ruhsatıma da iskân iznime de ancak onlar karışabilmeli. Bu bina tamamdır derlerse tamamdır. Hayır olmamış derlerse zaten gereğini yine onlar yapacaktır.
Dışarda daha ne diye muhatap arar durursunuz?
Yok devletmiş, yok belediyeymiş, yok efendim müteahhitmiş... Neredeyse arsa sahibini de suçlayacaksınız.
Bırakın bunları.
Muhatap bu 3'lüdür.
Ama işin sorumlusu da bu 3'lüdür... Yani öyle olmalıdır.
*
Yılmaz Sanlı'nın önerisine yürekten katılıyorum.
Devlet plân yapar.
Belediye bunu hayata geçirir. Kabul...
Ama üst tarafı artık meslek erbabı'na kalmış.
Oxford diplomasını YÖK'ün tasdiki gibi, göz nuru dökmüş Mimarlarımızı ve Mühendislerimizi tekrar kim sınayabilir?
Verirsin bütün yetkiyi ve sorumluluğu bu 3'lüye, mal çürük çıktı mı da yapışırsın yakasına... Bari muhatap belli...
*
Pratik kolaylığı bir yana, Mimar ve Mühendislerin meslek itibarları için de şarttır bu uygulama...
Biz 76 yıldır Mimarlarımıza ve Mühendislerimize ayıp ediyoruz...
Onların diplomaları, bilgi ve deneyimleri, katil şöförlerin ehliyetinden daha değersiz olamaz.
Herkesin inşaatcı, herkesin turizmci, herkesin iktisatcı, herkesin medyacı, herkesin şarkıcı, türkücü, sunucu, manken olduğu şu ülkede, lütfen biraz da uzmanlığa saygı gösterelim.
Nasıl ki Türk doktorlarına güveniyoruz, Türk Mimarlarına ve Mühendislerine de güvenelim.
İnsan kolay yetişmiyor.
Dostum Sanlı'ya teşekkürler.