Cağaloğlu Meydanı'na varınca Nuruosmaniye'nin ters istikametinde sola saptım. Biraz aşağıda Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun (SHÇEK) karşılıklı iki binası var. Kurumun telefonları sürekli meşgul çıktığı için randevusuz gittim ve müdür yardımcılarından Meral Hanım'ın kapısına dayandım. Anladım ki bir ben eksiktim.
Meral Hanım'ın işi başından aşkındı, ama şu depremzede çocuklar konusunun aslını astarını ona sormalıydım. Ortaya çıktı ki öyle kimseye verilecek yüzlerce çocuk falan yok. SHÇEK'in elinde depremzede olarak 5'i özürlü 9 çocuk var. SHÇEK'e bağlı İstanbul'daki üç ayrı çocuk yuvasına 64 çocuk getirilmiş deprem bölgesinden, ama bunların bir bölümü sahipli, yani ailesi var, bir bölümü de depremden hasar gören bölge çocuk yurdundan nakledilmiş.
Kasımpaşa Çocuk Yuvası Koruma Derneği'nin Başkanı Oya Kayacık'ı aradık. Çocukların hiçbir eksiği yokmuş. Oya Hanım çocukların önümüzdeki günlerde ailelerle birlikte hayata yeniden uyum sağlamalarının önemine işaret etti. Çocukları ailelerinden ayırıp evlerimizde bakmak iyi bir çözüm olmayabilir. İsteyen aileye yardım etsin.
Sosyal Hizmetler'in elindeki dokuz depremzede çocuktan beşinin özürlü olması, geçen yıl Bakırköy Çocuk Yuvası'nda dinlediğim gerçek bir öyküyü hatırlattı bana. Alman bir kadın gözleri görmeyen bir Türk kız çocuğunu evlat edinmiş birkaç yıl önce. Küçük kız ve Alman annesi her yaz Türkiye'ye geliyorlar, yuvada kalan kardeşleri ziyaret etmek için...
Depremzede çocukları evlat edinmek ya da koruyucu ailesi olmak için 11 bin başvuru yapıldığını görünce de düşündüm yine bir insanlık dersi olan bu öyküyü. Sahi, vazgeçtik özürlü olanından, ama kimsesiz bir yavruyu bağrımıza basmamız için ille de deprem olması şart mı? SHÇSEK'in çocuk yuvaları depremsiz günlerde de ağzına kadar dolu. O zaman bu çocukları evlat edinmek neden kimsenin aklına gelmiyor da şimdi?
Emel Sayın iki depremzede çocuğa soyadını vermek istiyormuş. İyi niyetten kuşku yok, fakat yuva ve yurtlarda kimbilir hangi bireysel ya da toplumsal yaşam enkazından yapayalnız çıkmış binlerce çocuk varken, ille de binaların çatırdayıp tepemize çökmesi mi gerekiyor?
Bilinsin ki Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Türkiye'nin imkanlarının üzerine çıkan bir kurum. Evlat edinmek zor değil, ama kuralları var. Devlet her önüne gelene çocuk veremez. Kuralları "zorluk" diye yorumlamak ise bize mahsus.
Depremzede çocuklar için yapılan 11 bin başvuru çocuk yuvaları ve yurtlarındaki yavrularımıza yönlendirilebilirse toplum olarak kazançlı çıkarız, yüreğimiz daha da büyür. Şefkat elinizin uzandığı yerde 11 bin çocuk var.