Yani içişlerinde bağımsız ama dış güvenliğe dayalı politikalar temelinde tek devlet gibi..
Deprem sonrası yaşanan dayanışma, tek devlet çatısı altında birleşen bir dünyanın hiç de hayal ötesi sayılmayacağını gösterdi.
Onlarca ulus, olanaklarını yürekleriyle birlikte Türkiye'ye döktüler.
Hollanda'da Zaandam Sultan Camii'nden dünyaya canlı olarak yayınlanan dayanışma gecesine Prenses Margereth, Başbakan Wim Kok, kilisenin ve Yahudi cemaatinin temsilcileri de katıldı.
Depremi halka anlatmak ve yardıma davet etmek için kurulan dev santralde, politikacılar, tanınmış sanatçılar ve sevilen sporculardan oluşan 600 kişi görev aldı.
Ve 14 milyon dolar toplandı.
Deprem, dünyada Türkiye düşmanlığı üreten önyargıları da yıkmış, yerine bir sempati duygusu inşa etmiştir.
Yunan halkını da etkileyen bu duygu sağanağı politikacılarını bile değiştiriyor.
Hükümet, bu tarihi fırsatı kullanmalıdır.
Avrupa Birliği'ndeki Yunan vetosunun kaldırılması için daha uygun ortam bulunamaz. 4-5 Eylül'de AB Dışişleri Bakanları toplantısı, Aralık'ta AB Zirvesi yapılacak.
Bir milyar doları aşkın hibe ve kredinin işlerlik kazanması ve Türkiye'nin aday ülke ilân edilmesi şansı, hiç bu kadar artmamıştı.
Ama bizim de içtenlik ve alçak gönüllükle bu şansı desteklememiz gerekiyor.
Yunanistan, politik ve askeri liderlerini, kurtarma ekibini, halkının kardeşlik duyguları ile Türkiye'ye gönderdi.
Apo'ya yardım etme yanlışı ile battığı düşmanlık batağından kurtulmak için felâketi fırsat olarak değerlendiren Yunanistan'a el uzatmak, daha iyi bir geleceğin kurulmasına destektir.
Başbakan Ecevit'in, gösterdiği komşuluk dayanışmasına Türk halkının şükranlarını bildirmek için Atina'ya bir günlük ziyaret yapması, iki ülkenin kaderini değiştirebilir.
İki ulus da artık bunu hak ediyor.
Enine boyuna konuşulması gereken af, deprem acılarının yarattığı yangından mal kaçırır gibi çıkarılmamalıydı.
Katile, çeteye, işkenceciye, hırsıza af sunmanın acelesi var mıydı?
Hele adalet duygusu zedelenen yığınların itirazları ve bedduaları bu kadar yükselirken?
Meclis soygununun sanığı Kalemli'yi, hırsız belediye başkanlarını meclis ne hakla affeder?
Onlar milleti soydu. Millete sorsanıza..
Ama hayır; af yasasını halk oyuna sunma namusunu da göstermediler. Af vaad ettikleri suçlulardan korktukları kadar herhalde halktan da korkuyorlar.
Şimdi halkın son umudu Çankaya'nın vetosudur. Demirel yasayı geri gönderir mi?
Cumhurbaşkanı'nı halk seçecek olsaydı bunu mutlaka yapardı. Ama görevinin uzatılıp uzatılmamasına aynı meclis karar verecektir.
Bu bile sistemin ne kadar halktan koptuğunu ve çürüdüğünü kanıtlamaya yetiyor!