Sınırların kalktığı günümüzde bir Rus'un Türkiye adına yarışması kanımca normal karşılanmalı. Ay-yıldızlı formayla müthiş bir final çıkartan Ebru, 14:51.69 gibi inanılması güç bir Türkiye rekoruna imza attı.
15 dakikanın altına inen ilk sporcumuz olan Ebru, seçmedeki derecesinin 26 saniye daha iyisini yapma başarısını gösterdi. Bütün bunlar gösteriyor ki seçim doğru. Kavaklıoğlu, belki de bu sayede birkaç Türk gencinin atletizme başlamasına ön ayak olacak. Dünya beşinciliği gibi kolay elde edilmeyen bir sonuca ulaşması hepimize gurur vermeli.
Johnson, yarışta o kadar rahat koştu ki arkasından ikinci olarak gelmesi beklenen vatandaşı Jerome Young, madalya dahi alamadı. Adı sanı duyulmamış iki Latin Amerikalı, gümüş ve bronzu paylaşıp ülkelerine döndüler. Eğer Young da iyi bir koşu çıkarabilmiş olsaydı dünya rekoru daha iyi olabilir miydi bilinmez. Ama kesin olan şu ki Johnson'ın birinciliğini kimse engelleyemezdi.
Daha seçmelerde rakiplerle alay edercesine koşan ve yarı finalde sağa sola bakmaktan başı dönmesine rağmen 43.95 koşan Johnson'ın finalde 43.18 koşması kimse için şaşırtıcı olmadı.
Şimdi Johnson, Sydney'de 200 ve 400 dublesini deneyecek. Daha önce 2 kez duble yapan MJ, tecrübesini, "Marion'ın böyle bir deneyimi yoktu. Ama ben zaten Göteborg ve Atlanta'da duble yaptım" diye açıklıyordu.
Bir-iki söz de Greene için söyleyelim. 100 ve 200'ü kazanarak şampiyona tarihine geçen 25 yaşındaki sprinter, Sydney'de 200 metrede Johnson'ın karşısına çıkacak. Ama işi hiç kuşkusuz Sevilla'daki kadar olmayacak. Greene, bugünden itibaren MJ'i rüyalarında görmeye başlayacak.