Onca vurgun, onca zulüm, onca felaketler yetmiyormuş gibi şimdi de eller yine bizim cebimizde!... Dönüp dolaştılar ve bizde karar kıldılar.
Ne cefakar, ne vefakar, ne dayanıklı, ne vicdanlı insanlarmışız da haberimiz yok... Başı sıkılan bize bir tekme atıyor... Canı sıkılan hırsını bizden alıyor... Biz ise büyük bir tevekkül ile başımızı öne eğiyor, "Devletimiz ne diyorsa o doğrudur ve ne istiyorsa vermeliyiz..." diyoruz.
İnanırmısınız bizim halkımızın uğradığı bu sıkıntılar, bu haksızlıklar, bu adaletsizlikler başka bir milletin vatandaşına yapılsa, kıyametler kopar, o yöneticilerin, o yetkililerin analarından emdiği süt burunlarından gelir... Şu işe bakın siz, önüne gelen bize tokat atıyor... Önüne gelen bizi iteleyip, kakalıyor...
Kendilerinden görev beklediğimiz bir sürü yönetici, fikir ve çare üreteceklerine kurtuluşu vatandaşın üç kuruşluk gelirinden bekliyorlar. Neye döndük biliyor musunuz, KÜMESE TIKILMIŞ KAZ'a... Önüne gelen kümese dalıyor, yakaladığı bu KAZ'ın tüyünü avuç, avuç yoluyor... Ne KAZ'mışısız be!... Yoluna yoluna sırtımızda tüy kalmadı ama hala direniyoruz... Bu arada sırtımızdakileri taşımaya da devam ediyoruz. Allah güç, kuvvet, sabır ve bol kazançlar versin. AMİN...
Ben ekonomiden fazla anlamam. Ama ülkemizdeki BAĞIMSIZ EKONOMİSTLER bu yönteme karşı çıkıyorlar ve çıkış yolunun böyle basit çarelerle değil, üretimin artmasıyla sağlanacağını söylüyorlar. Diğer gırtlaklarından BAĞIMLI EKONOMİSTLER ise, Ankara'nın dümen suyunda gitmeye ve şak şaklamaya devam ediyorlar. Ben bunları yazmakla diğer kuruluşlarda olduğu gibi, artık ekonomi biliminin de ülkemizde iki kutba ayrıldığını belirtmek istiyorum. Belki bunları çoğunuz okumuyor ve görmüyorsunuz ama mesleği benim gibi gazetecilik olan ve günde görevi icabı en az 18 gazeteyi başından sonuna kadar okuyanlar bunu apaşikar görüyorlar. Hayret!... Diğer politik meselelerde insanlar iki kutba ayrılır ama ekonomi gibi müspet bir ilimde BAĞIMLI ve BAĞIMSIZ olabilmek nasıl oluyor?...
İnanırmısınız halkın cebine el atan bu kararlar açıklanır açıklanmaz, faksım, telefonum ve elektronik mektuplarım sanki yağmur gibi yağmaya başladı. İnfial büyük!... Hele hele cep telefonlarından kesilecek olan 50 milyonluk deprem vergisi bu işin üzerine tuz, biber ekiyor... Yanan yine bizim vatandaşımız, kesilen fatura yine bizim vatandaşımızın üzerine... "Kırk yılda bir adam yerine konduk, dünya medeniyetine ulaşabilecek hale geldik, o da burnumuzdan getiriliyor. 50 milyonu biz nereden bulup da vereceğiz. Neden bizden 10 milyon kesilip, 40 milyonunu da bu telefonları satarak uçsuz bucaksız gelir sağlayan iki telefon firmasından kesmiyorlar" diyen vatandaşlar bence çok haklı...