kapat

27.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Bürokratı yemek ne kolay!..

Vay benim Büyük Millet Meclisim vay.. Nasıl da birleşmişler hemen Dr. Kemal Demir'in başını yemek için..

Bakın Kemal Demir'in artık o görevi bırakması gerektiğine ben de inanıyorum..

Ama isyan ettiğim birşey var..

Bu ülke, en kötü, en beceriksiz, en başarısız siyasetçilerinden niye bir türlü kurtulamaz da, bir bürokratın başı bu kadar kolay yenir?..

Bunca yıldır gazetecilik yaparım..

Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar faks, telefon, e-mail, mektup almadım.. Yurt çapında nasıl bir öfke ve nefret var, Sağlık Bakanı Osman Durmuş'a..

Bunca yıldır gazetecilik yaparım.. Bu ülkede en mürteci sağdan, en radikal sola, tüm siyasal yelpazenin bir insanı lanetlemek için bu kadar ağız birliği yaptığını görmedim.. Bu ülkede yayınlanan her ama her gazete "Derhal istifa etmeli.. Etmezse görevden alınmalıdır" diye yazdı..

Adam kılını kıpırdatmadı.. Niye kıpırdatsın ki..

Arkasında çalışmaları için kendisine teşekkür eden Başbakan Bülent Ecevit..

Arkasında "Osman Beyin arkasındayız" diye basbas bağıran Genel Başkanı Devlet Bahçeli..

Kemal Demir için ayağa kalkan Meclis, Osman Durmuş için uykuda..

Neden?.. Sıra birgün kendilerine gelebilir ondan..

Osman Durmuş'un arkasında duran Ecevit, Osman Durmuş'un arkasında duran Bahçeli kendi arkalarında duran vatandaşların kimbilir kaçını kaybettiklerinin farkındalar mı?..

***

Söylenti..
Yalova'da yıkılan evlere izin veren Belediye Başkanı ile o binaları yapan müteahhit akraba.. Ve ikisi de Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan'ın yeğenleri imişler.. Olabilir..

Ama olmayacak birşey var..

Bu iki isim büyük bir şaibe altındayken, dayıları Yaşar Okuyan, Yalova'ya gidip, Vali'yi kenara iterek kriz masasının başına geçemez..

Geçerse halkın dilini artık kimseler tutamaz..

"Delilleri yok etme çalışmalarına yardımcı olmak için mi koştu bakan oraya" derler..

Eğer vali becerememişse, eğer oraya ille de bir bakanın el koyması gerekiyorsa, niye Yaşar Okuyan?.. Başka bakan mı yok?..

Şimdi bir de bakan şaibe altında..

Buyrun burdan yiyin!..

***

"Altımız çürük" deyişi de tarihe geçti Demirel'in.. Üstümüz öyle sağlam ki, ihtilal depremleri bile kırk yıldır yerlerinden kıpırdatamadı.. Süleyman Bey.. Bülent Bey.. Bir Necmeddin Bey eksikti onu da affettiler. Aslan Amcam ölmese o da olacaktı, hiç şüpheniz olmasın..

Bunlar seçimlik değil, padişahlık.. Ölene kadar..

Meral Tamer ağır bir eleştiri yazmıştı Demirel için.. Aldığı tepkilere şaşmış.. "Meğer ne kadar sevmeyeni varmış" diyor. Şaşmasın..

Yıllar önce "Ben Süleyman beyi sevmiyorum" diye yazmıştım.. Ayni gün Silivri'de golf kulübü açılışı vardı, yüzlerce kişi geldi.. Korkunç bir piknik.. İki yerde kuyruk vardı.. Açık büfelerin ve benim önümde.. Hayatımda ilk defa bir yazımdan dolayı beni kutlamak isteyenlerin kuyruğa girdiğine şahit oldum.. Anlamadığım birşey var Meral?..

Kimse sevmiyor da, niye hala başımızda.. Niye şimdi bir de anayasayı değiştirip ikinci dönem için savaş veriyor?..

Kimse sevmiyorsa, kim seçiyor, Demirel'i biri söylesin Allah rızası için?..

Türkiye'nin altında değil, üstünde bir depreme ihtiyaç var..

Bu depremi oylarımızla bir yaratamazsak eğer, şikayet etmeye hakkımız olmaz..

Çünkü bunları hakkediyoruz biz.. Hakketmesek 40 yıldır tepemizde kalırlar mıydı?..

Bu memleket bu kadar kısır mı?.. Hiç mi yeni adam yetiştirmiyor?..

BİZİM DUVAR
Depremin sebebi yeraltındaki kırıklar. Can kaybının sebebi ise yer üstündeki kıçı kırıklar..

Hakan & Utku

Akut!..
Deprem'den zaferle çıkan sivil toplum örgütü idi Akut.. Devletten evvel ulaştılar, devletten evvel can kurtarmaya başladılar. Bu yüzden devletin Sağlık Bakanı kıskandı onları..

Bakanı eleştiren yazarlara da bir merkezden fakslar başladı..

"Bunlar yahudi örgütüdür.."

Diyelim öyle.. Ne olmuş?.. Yardıma ilk ulaşan yabancı devlet de yahudilerinki değil mi?.. Hem de en başarılı çalışmayı yapan.. Bizim Müslüman Kardeşlerimiz hala ve hala ortalarda yokken..

Sözüm o değil..

Bu ülkede Akut'tan çok daha örgütlü ve güçlü iki örgüt daha bilirim..

Bir Adnan Hocacılar?..

Dr. Babuna olayını nasıl örgütlediler, hala nasıl örgütlüyorlar gördünüz..

Öteki Ülkü Ocakları..

Nerdeydiler depremde..

Yoksa siyonist medya onları ağız birliği yaparak gözden mi kaçırdı?.

Sakın geçmişte olduğu gibi bana sövgüler ve tehditler yağdırmak için ortaya çıkmasınlar hemencecik..

Ne yaptıklarını yazsınlar bana.. Ben de yazayım?.. Dileğim bundan ibaret..

TEBESSÜM
Adam doktora:

"Ne olur söyle doktor, yaşayabilecek miyim?.."

"Yaşayacaksın, ama pek tavsiye etmem!.."

Vergi!..
Mimar Erhan İşözen geldi.. "Hıncal Ağbi bunlar politika da bilmiyor" diye..

"Yahu millet yardım için kolları sıvamış.. Para, mal ne bulursa, koşturuyor.. Şimdi sen 475 trilyon vergi dersen, herkesin elindeki cep telefonuna kadar göz dikersen, bu yardımlar yavaşlamaz mı?.. Senin vergi toplaman yıllar sürer. Oysa bugün en acil yardıma ihtiyaç var!."

Yerden göğe haklı..

Devlet sensin.. Güç sende.. Vergiyi istediğin gün nasılsa alırsın..

Tam böyle günde vergi lafı etmek kimin aklı?.. Eli biraz dar olan "Devlet nasılsa zorla alacak benden yardımı.. Hele dur biraz" derse kendi kendine, haksız mı olacak?..

Görün bakın yardımların hızı nasıl kesilecek şimdi?..

Bu mu politika?..

Depremi oyuna çevirmek..

Başlık sizi şaşırttı mı?..

Binlerce insanın öldüğü, yüzbinlerce insanın evsiz kaldığı depremi oyuna çevirmekten söz ediyorum..

Şaşacaksınız tabii..

Ama şaşırmayın..

Çocuklarımızdan söz etmek istiyorum bugün.. En acil önlem alınması gereken, deprem yöresi çocuklarından..

Müthiş bir şok yaşadılar.. Pek çoğu enkaz altında kaldı. Pek çoğu en yakınlarını kaybettiler.. Deprem bitti çevrelerindeki trajedi bitmedi.. Feryad edenler, ağlayanlar arasında yaşıyor ve ne olup bittiğini keşfetmeğe çalışıyorlar.. Oysa imkan yok.. Minik beyinleri buna hazır değil.. Öyle hazır değil ki.. Her an yıpranabilir.. Hayat boyu sürecek ruhsal bozukluklara yakalanabilirler..

Kocaman kocaman insanların ne hale geldiklerine bir bakarsanız, çocuktaki deprem şokunu bir ölçüde tahmin edebilirsiniz.. Onları kurtarmanın yolu?..

Onları kurtarmanın yolunu, 1945 kasımında Van'da bizim büyüklerimiz bulmuşlardı.

İlk şok atlatılıp çadırlara çıkılınca, biz çocuklara gündüzler için ayrı bir yer ayrıldı.. Oraya birkaç çadır dikildi.. Başımıza da aklı başında bir abla kondu..

Bize söylenen "Hadi bakalım okullar da tatil.. Hem de bütün arkadaşlar bir aradasınız, bu tatilin keyfini çıkarın.. Akşama kadar canınız ne isterse oynayın.. Ablanız size yeni oyunlar öğretsin.. Gece ailenizin çadırına, yatmaya dönersiniz.."

Depremden kaçmamış, bir dağ kampına çıkmıştık sanki.. Nasıl oynadık, nasıl eğlendik, bakın hala unutmuyorum..

Başımızdaki abla depremi bile oyuna çevirmenin yolunu bulmuştu.. Deprem oyunu oynuyorduk.. Halka olup oturuyor, sıra ile saymaya başlıyorduk.. Ona kadar.. Artçıl depremler durmadan sallıyordu ya Van'ı.. Kim ona kadar sayarken sallanırsak, o puan kazanıyordu..

İnsan oyuna çevirdiği şeyden korkar mı?.. Depremden daha o yaşta, ana ve ilkokul çağında korkmamayı öğrenmemiz, o oyunlar sayesindedir.

Faciayı büyükler yaşamaya devam ediyor, biz herşeyden habersiz oynuyorduk.. Bunalımlı durumlarda çocuğun en iyi yardımcısı çocuktur. Bir araya getirdiniz mi, kendi dilleri ile anlaşır, herşeyi unuturlar..

Van'da o zaman hangi büyük ruh bilimci vardı da, bu organizasyonu yaptı bilmem..

Yoksa en büyük ruh bilimci, babam mıydı?..

Babamın biz çocuklar için yaptığı organizasyonun ne demek olduğunu, bu sezon "Hayat Güzeldir" filmini izlerken anladım.. Roberto Benigni, dünyanın en zalim, en acımasız gestapo toplama kampını nasıl bir oyuna çeviriyordu, küçük oğlu için.. Nasıl koruyordu onun ruhsal sağlığını..

Deprem bölgelerinde, derhal, hiç vakit geçirmeden çocukları büyüklerden ayıran, bir araya getiren kamplar, çadır kentlerin hemen yanıbaşına kurulmalı..

Çocuklar enkaz aralarından, yemek, malzeme kapışmalarından uzaklaştırılmalı.. O yörelerde yığınla ana ve ilkokul öğretmeni, çocuk uzmanı insan vardır.. Başlarına bunlar konmalı.. Bırakılmalılar oynasınlar, deprem dehşetini hergün yeniden yaşama yerine.. Dünyanın bütün depremleri biter.. Bütün acıları biter.. Ne acılar bitti..

Acıyı veren Allah dayanma gücünü de vermiş..

Ama..

Ama eğer çocuklarımızı bu facianın içine almazsak, ama eğer çocuklarımızı koruyamazsak, yarın öylesine ruh sağlığı bozuk bir kuşakla karşılaşırız ki, işte o deprem bitmez..

Deprem yöresindeki çocuklara sahip olmak, onların depremini oyuna çevirmek, artık birilerinin görevi olmalı..

Mesela Milli Eğitim Müdürleri'nin..

Haydi vakit geçirmeden görev başına..

Bu çocuk oyun kamplarını bugünden tezi yok kuralım!..

Ve sizler, deprem yöresine yardım gönderenler.. Bu kamplara oyuncak gönderelim.. Bol bol oyuncak.. 5-12 yaş arası çocukların oynayacağı herşey!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Sadece bir tek şeyle ilgilenen herkes tehlikelidir.

G.K. Chesterton (1874-1936)

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır