kapat

27.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Darısı diğer dinozorlara!

Adapazarı'nda görmüştüm: Depremin sekizinci gününde Kombasan, Yimpaş, Vakf-ı Kebir gibi kuruluşlar aşevi çadırları kurmuş, depremde yakınlarını yitirmiş, evsiz kalmış insanlar için "bir tas sıcak çorba" servisi yaparak yara sarmaya uğraşıyorlardı.

Kızılay ise yoktu...
Gazetemiz Sabah'ın manşetten ışık tutmasıyla anlaşıldı ki; deprem bölgesine bakımsızlıktan çürümüş, delinmiş yırtık-pırtık, küf kokan eski çadırları bile sekizinci günde ancak ulaştıran Kızılay'ın Başkanı Kemal Demir, gece konaklama fiyatı 350 dolar olan 5 yıldızlı otellerde kalıyormuş. Kendinde lüks otelde kalma hakkı görüyorsan, bir deprem olduğunda da enkaz altında kalan, can veren, çocuğunu, eşini, annesini, babasını yitirenlere 5 yıldız kalitesinde hizmet sunabilmelisin.

Deprem bölgesine..

3 saat içinde ulaşmalısın.

Eğitimli personelin olmalı.

Yük helikopterleri..

Doktor taşıyıcı uçaklar...

Kaldırabilmelisin.

İlaç ulaştıran tırlar...

Özel giysiler, modern çadırlar...

Enkaz koklama köpekleri...

Portatif yaşama üniteleri...

Termal kameralar...

Uydu telefonları..

Telsizler, bilgisayarlar..

Mini kameralar, mini robotlar...

Bunlar stoklarında olmalıydı ve fay hatları üzerinde kondurulmuş özel depolarda, depreme karşı, her an hazır tutmalıydın. Bunları depremin olduğu gecenin saat 3'ünden en fazla 3 saat sonra yani saat 6'da Bolu'ya, Adapazarı'na, İzmit'e, Gölcük'e, Değirmendere'ye, Yalova'ya ve İstanbul Avcılar'a getirebilmeliydin.

Getirebilseydin...

5 yıldız otel sana helal olsun!

Getiremiyorsan...

Sen 5 yıldız bir dinozorsun.

***

Kızılay'ın Osmanlı-Rus Savaşı sonrası "Hilaliahmer Cemiyeti" adıyla kurulmasından buyana 122 yıl geçti. 122 yıldır vatandaş, canının yongası malını alıp Kızılay'ın kapısına getiriyor. Karşılıksız bağışlıyor. Yılda Kızılay'a ortalama 150 gayrimenkul bağışı yapılmakta. Şuandaki gayrimenkullerinin sayısı 3 bini geçmiş durumda. 2 bin çalışanı var. Yıllık bütçesi 55 trilyona dayanmış. Personeline ödediği yıllık para 7 trilyonu geçmiş ve müdür yollukları 250 milyar lirayı aşmış. Gazete arşivinden topladığım bilgiye göre Cumhurbaşkanı Demirel'in son 25 dış gezisinin hemen hepsinde Kızılay Başkanı Kemal Demir de bulunmuş. Ve Kızılay, devletin bütün diğer kuruluşları gibi Ankara'da lüks genel merkez binası yaptırmış.

Binası lüks, tantana...

Halka sunduğu delik çadır...

Dinci, gerici, "şeriat getirecek" diye suçladıkları Kombasan, depremin sekizinci gününde Adapazarı'nda aşevi kurdu, ilerici Kızılay'ın 22 yıllık Başkanı lüks otelde uyuyor.

Adama 'Dinazor' derler...

***

Sabah'ın yayını üzerine Meclis harekete geçmiş. Kızılay Ağası 5 yıldızlı dinozor gidiciymiş. Darısı diğer 5 yıldızlı dinozorların başına. Bu depremin altından yeni bir Türkiye'nin çıkabilmesi için bütün 5 yıldızlı dinazorların gitmesi gerekiyor.

Böyle bir umut var mı?

Örneğin; Tüpraş'ın bacası yıkılıp, yangın çıkınca onu söndürmek yerine bırakıp kaçan dinazorlar, deprem bölgelerinde fiber-optik sisteme alternatif acil durum radyo-link ve uydu haberleşme sistemini kurmayan dinazorlar, İzmit'de kriz masasında ölü sayısını bile yanlış sayan dinazorlar, "Ermeni Yardım ekibine izin vermem, Yunanlı kanı istemem, gönüllüler kalabalık etmesin" diyerek kan milliyetçiliğine dayalı ucuz politikayla seçmenine selam gönderen dinazor tavırlı bakanlar, büyük para sahiplerinden, çok kazanabilenlerden, kayıtsız gelir elde edenlerden vergi almaktan vazgeçen fakat "fırsat bu fırsat..." deyip bir deprem vergisini aceleyle sokuşturmaya çalışan dinazorlar da gitmeli.

***

Bir umut ışığı...
Deprem öncesi; "emeklilik yaşını yükseltilmesine karşıyız" diyerek meydanlara dökülen DİSK, Türk-İş, Hak-İş, Kamu-Sen gibi kuruluşlar Ankara meydanlarını "Dinazor istemiyoruz..." diyerek niçin doldurmazlar? Protestolar niçin yükselmez?

Bu işin anahtarı halk.
Halk, baba bağımlısı, hoca bağımlısı, başbuğ bağımlısı, dinazor devlet bağımlısı olmaktan çıkıp, bilimi öne geçirmek, akıl çıtasını yükseltmek istiyorsa ve bu yüzyılın felaketinden ders çıkartıp depreme dayanıklı şehirler kurmaya karar verdiyse dinazorlara demokratik yoldan "gidin artık..." diyebilmeli...

Fırsatçı bireyden...

Sorumlu bireye...

Türkiye artık geçebilmeli...

Halk, gerçeği görmüş olabilir.

Dinazorlardan bıkmış olabilir...

Bıktıysa..

Niçin belli etmiyor?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır