Turizm Bakanı Erkan Mumcu...
Çünkü Mumcu, kendisi de Bakan olduğu halde, ANAP'ın Meclis Grup toplantısında ilk kez bir otokritik penceresi açtı ve şöyle dedi:
- Deprem altında kalan Türk siyasi ve idari sistemidir.
Anlaşılıyor ki artık herkes, Süleyman Bey'in mahut "Türk Devleti büyüktür, yaraları saracaktır" tipi; beylik, içi boş klişelerden usanmış...
Erkan Mumcu benzeri, medeni cesaret sahibi siyasetçilerin özlemini çekiyor; kabine üyesi olsa dahi, aşınmış demogojilere sığınmayacak yüreklilikdeki siyasetçilerin özlemini..
Aynı grup toplantısında konuşan Bülent Akarcalı'nın da sözleri dikkat çekici... O da şöyle demiş:
- Sırtını devlete dayayan, makam arabası, yazlığı, sağlığı devletten olan bürokrat; vatandaşın gayretini desteklemedi. Bazı kaymakamların, kriz masaları yerine, yemek masaları kurduklarını gördük...
Devlet Bakanı Mustafa Yılmaz'ın, TV kanallarına kadar yansıyan isyanı ise beni bile şaşırttı. Başbakanlık Kriz Masası'na açmış telefonu bağırıyordu:
- Afet İşleri ekipleri hale bölgeye gitmedi. Neredeler? İki gündür beyefendilerin yollarını bekliyorum. 100 kişi yola çıkmış. Hala ortada yoklar. Elin adamı Amerika'dan geldi, iş yapıyor. İzmit'e Ankara mı uzak, Amerika mı? Afet İşleri'nin memurları gelip hasar tespiti yapmadıklarından, enkazı kaldıramıyorum. Sonunda kendim gidip çıkacağım greyderin üstüne..
Ecevit, Başbakan olduğu için, görsel ve yazılı medyanın felaketin rezaletiyle, rezaletin felaketini tüm boyutlarıyla tekrar tekrar yansıtmasına önce kızar gibi oldu ama...
Sonra o da, daha gerçekçi bir otokritik yapmayı yeğledi:
- Sivil savunmada Türkiye sınıfta kaldı. Sivil Savunma birlikleri, aldatıcı görünümde; "işte var" densin diye oluşturulmuşlar...
İnşallah daha başka kurumlar da, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinden kalma salt "imaj ve dekor" tutkusundan vazgeçerek biraz daha saydamlaşır ve gerçekçi olurlar. Kendine dört dörtlük güvenen kurumlar, pek tenezzül etmezler "imaj ve dekor"dan aşırı medet ummaya. Tenezzül etmezler, çünkü "imaj ve dekor", özdeki bir çürüklüğün maskesidir. Gelişmeyi engeller.
Örneğin Türkiye'nin itfaiye kurumunu ele alalım. Kim biliyor ülke genelindeki itfaiye örgütünün ayrıntılı bir dökümünü?
Bu örgütün personel sayısı ne kadardır ve ülke geneline nasıl dağılmıştır?
Belediyeler ne kadar önem veriyorlar itfaiye örgütlerine?
Ülke genelindeki itfaiye örgütünün dökümü; hem personel, hem araç gereç, hem de bütçe açısından yapılsa; bu alanda da tam Afrika düzeyinde, bir 3. Dünya ülkesi olduğumuz çıkar ortaya..
Bu tür zavallılıkları, "dekor ve imaj" ve bir hayli de hamaset edebiyatıyla maskelemeye kalkmanın, kime ne yararı vardır ki?..
Neyse ki globelleşme süreci, hızla sarmalamaya başlıyor Türkiye'yi de... Gelecek kuşaklar, küflenmiş beylik demogojilerle, abartmalı hamaset nutuklarından arınmış olarak, çok daha mutlu yaşayacaklar..