Bütün filmler bu mesajı iletir Amerikan halkına. Her türlü felakette, savaşta devlet, kendi içinde çatışsa, iyiler ve kötüler diye ayrılsa da, vatandaşını gider kurtarır. Onu kurtarmak için de bütün teknolojisini kullanır. Bunu gerçekte de yapabileceğini gösterir herkese.
Yapıyor da...
Vatandaşın devletine güveni sonsuzdur, devlet de vatandaşını potansiyel suçlu gibi görmez.
İsrail hükümeti Türkiye'de deprem olduğunu öğrenir öğrenmez kurtarma ekiplerini yolladı Türkiye'ye. Adamlar Türkler'e yardımcı olmak için geldiler. Ama gelirken deprem bölgesinde yaşayan, bulunan vatandaşlarının olup olmadığının araştırmasını da yaptılar. Listesini bulunca onların da yardımına koştular ve ulaşabildiklerini kurtardılar. Aynı anlayış; "vatandaşım korkma, devletin her zaman yanındadır."
Bizler de devletimizi çok seviyoruz. Onu küçük görmek, onu rencide etmek gibi bir anlayışımız yok. Ama devletin bizi aynı şekilde sevip sevmediğinden kuşkuluyuz. Yaşadığımız örnekler devletin bizi kaale almadığını gösteriyor. Vatandaşının deprem felaketinde ölmesi, ailelerin parçalanması, evsiz kalması, geçmişlerinin yok olması, hayatlarının bir bölümünün ellerinden alınması, yaşadıkları şok yüzünden depresyona girmeleri, çocukların, yaşlıların, gençlerin, orta yaşlıların bunalımda olmaları, yağmurdan ıslanmaları, bu şokun üzerine üşütüp hasta olmaları, aç veya tok olmaları devletin umurunda değil.
"Merak etmeyin, yaralarınızı saracağım," diyor, sarmasına imkân olmadığını bile bile hem de. Saramıyor tabii. Üstelik yardıma koşanları da kırıyor, suçluyor, hor görüyor, istemiyor...
Ama deprem Türk insanının gözlerinin açılmasına neden oldu. Halk devletin önüne geçti. "Biz, her sorunun üstesinden geliriz" mesajını iletti devlete; "Yeter ki bize güven, bizi sev, bizi sarmala, bizi potansiyel suçlu gibi görme, bizim seni devlet olarak sevdiğimiz, kabullendiğimiz gibi sen de her zaman bizim yanımızda ol."
e-mail: sguler@sabah.com.tr