"İnsanlar yürümek için yaratılmışlardır. Bizler vücutları hareket için tasarlanmış, dik duran iki ayaklı organizmalarız." Böyle diyor Andrew Weil ve yürümenin, kas ve iskelet sistemimizin yanı sıra, beynimizi de çalıştırdığını belirtiyor.
"Sözgelimi, yürümenin bileşenlerinden yalnızca biri olan dengeyi ele alalım," diyerek yürümenin karmaşık yapısını şöyle anlatıyor:
"Vücudun yerçekimsel bir alanda konumunu değiştirip düzensiz yüzeyler üzerinde ilerlerken istemsizce ve çaba sarfetmeden dengesini koruyabilmesi için, beynin birçok bilgiye gereksinimi vardır.
Beyin kısmen, iç kulakta bulunan ve üç boyutlu uzayda yön hissinin duyumsanmasından sorumlu olan bir mekanizmaya bağımlıdır. Eğer bu mekanizma işlemezse, insanlar dengelerini koruyamazlar. Ancak bizi dengede tutabilmek için beynin, kulaktan gelecek verilerden başka, görsel verilere ve diğer duyulardan gelecek bilgilere de gereksinimi vardır.
Bunlar vücudun hangi bölümünün yerle temasta olduğunu bildiren dokunma reseptörleri ve kas, tendon ve eklemlerde bulunan sinir uçlarıdır.
Bu sinir uçları vücudun her bir bölümünün uzaydaki tam konumunu beyne devamlı bildirirler. Söz konusu kanallardan herhangi birine olan müdahale, yalpalanmaya ve düşmeye neden olabilir.
Bütün bu bilgiler, beyincik tarafından değerlendirilir. Beyincik hareketin sürekli değişen gereksinimleri kasların verdikleri yanıtı eşgüdümlemek için bu bilgilerden yararlanır.
Yürüdüğünüz zaman kol ve bacaklarınızın hareketleri çapraz düzendedir; sağ bacak ve sol kol, ardından da sol bacak ve sağ kol aynı anda ileri gider. Bu tip bir hareket beyinde, bütün merkezi sinir sistemini uyumlayıcı etki gösteren bir elektriksel etkinlik yaratır.
Bu da, yürümenin diğer tip egzersizlerle her zaman sağlayamayacağımız özel bir yararıdır." Vücudu uygun şekilde çalıştırmanın ve dinlendirmenin pek çok yararı olduğuna değinen Andrew Weil, egzersiz yerine yürümeyi salık veriyor ve şunları söylüyor:
"Ne zaman Amerika, Afrika veya Asya kıtalarındaki geleneksel kültürleri ziyaret edip ülkeme dönsem, egzersiz alışkanlıklarımızın acayipliğini bir kez daha fark ediyorum.
Sanayileşmemiş toplumlarda günlük yaşamın gerekleri, vücuda gereksimin duyduğu bütün egzersizi sağlar. Kaslar kuvvetlidir, çünkü insanlar yük kaldırır ve taşırlar, aylarca sürekli yürürler. Su ve odun almak için yürürler, tarlalarına yürürler, dükkânlarına yürürler, dostlarını ve akrabalarını ziyaret etmek için yürürler.
Etkinlik düzenini değiştirmiş olan bütün teknolojik buluşlar arasında en kötüsü arabadır. Kanımca bu buluş, yalnızca kentleri egzos gazlarıyla karanlığa boğduğu için değil, özellikle yürüme fırsatını elimizden aldığı için sağlığımızı tehlikeye atmıştır.
Tanıdığım en sağlıklı insanların birçoğu yürüyüşü alşkanlık hâline getirmiş olanlardır. Sonuç olarak egzersize ilişkin yorum ve tavsiyelerimi bir sözcüğe indirgeyeceğim: Yürüyün!
Kanımca yürüyüş, fiziksel etkinliğin hem en sağlıklı biçimidir, hem de iyileşme sistemini iyi işler durumda tutar ve hastalık olgularında kendiliğinden iyileşme olasılığını artırır."
Andrew Weil, yürümenin diğer egzersiz tiplerine göre üstünlüklerinin sayısız olduğunu da söylüyor. Nasıl yapacağını öğrenmemiz gerekmiyor. Bir çift rahat ayakkabıdan başka bir alete ihtiyacınız yok. Hiçbir masrafa yol açmıyor, üstelik dilediğimiz her yerde yapabiliriz; kentlerde, parklarda, hatta havanın kötü olduğu zamanlarda, alışveriş merkezleri içinde...
Koşu ve rekabete dayalı sporların aksine kendimizi yaralama olasılığımız da son derece düşük. Kondisyon bisikletine binmekten veya koşu bandında çalışmaktan çok daha eğlenceli.
Ne dersiniz?..