kapat

22.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ ŞEN(alisen@sabah.com.tr )


Faciadan gururlu çıkanlar

Faciadan gurur duyan insan olur mu? Başkalarının felaketinden mutluluk duyan insan herhalde yoktur. Yaşadığımız deprem faciasının yaraları sarıldıktan sonra pek çok suçlusu, ihmalkârı aranacaktır. Devlet nerelerde kusurlu, devlet nerelerde aciz kaldı?

Dünyanın en ileri teknolojisine sahip Japonya ve Amerika gibi ülkeler de, doğal faciaların karşısında aciz kalıyorlar. Bu kadar yıkılan evlerin, binaların yanında hiçbir şey olmayan, sağlam kalan, yıkılmayan binalar var. O binaları yapan müteahhitler orada yaşayan insanların hayatını kurtardığı için kendilerinden gurur duyuyorlardır. Ülkedeki sistem belki hilekârlara, hırsızlara, şarlatanlara imkân tanıyabilir. Ancak devlet, her müteahhidin, her insanın peşine dürüstlüğünü kontrol etmek için bir adam takamaz. Dünyada ne yapılıyorsa insan için yapılıyor. Bazı ülkelerde insana verilen değer, diğer ülkelerden çok fazla olabiliyor. Direkt insana hizmet sektörü, en çok sorumluluk isteyen sektördür. Hastaneler, konutlar inşa etmek, ulaşım araçları yapmak ve almak, gıda üretmek gibi temel insani sorumlulukları yerine getiren ülkelerde doğal facialar hafif atlatılır.

Devletin pek çok konulardaki sistem yanlışlıkları, ihale kanununda olduğu gibi namussuzlara çanak tutuyor. Uzun zaman helikopter ve uçak ile insan taşımacılığı yaptık. İstanbul-Bodrum hava taşımacılığını 8 büyük helikopter ile yaparken, bakımları için büyük harcamalar yapmıştık. Bodrum'a uçak ile hava trafiğini açarken insan hayatını düşünerek, bakım masraflarından hiçbir zaman kaçmamıştık, tıpkı yurtdışına uçurduğumuz yüz binlerce insana verdiğimiz değerden dolayı yaptığımız ağır bakım masraflarında olduğu gibi. Ucuz bakım yapıp daha çok kâr elde edebilirdik ve facialar da olabilirdi. Geçenlerde ordumuzun Rusya'dan aldığı helikopterlerin yedek parça ihalesi oldu. Fabrika temsilcisi olan bizim bir şirketimiz ihaleyi kaybetti. Bu helikopterlerin yedek parça ihalesini, başka ülkelerden çok ucuz fiyat verebilen bir turizm şirketi aldı. Helikopteri imal eden, yedek parçaları imal eden fabrikanın fiyatları meğerse pahalıymış. İhaleyi yapanlar, herhalde kaliteye bakmadan, maliyetleri hesaplamadan ucuz teklif verenin elini sıkıyorlar.

Gölcük'te donanmamıza yeni bina yapan müteahhit kimse, herhalde utancından yerin dibine batıyordur. Yakın dostlarımızı orada kaybettik. Bu ihale kanunumuz namussuzlara çanak tuttuğu müddetçe faciaların, depremlerin faturaları hep yüksek olacaktır. Bundan, yalnız hırsızlık yapan müteahhitler sorumlu değil. Bilgisizlik, "kendi evimi kendim yaparım mantığı" büyük kayıpların diğer bir sebebi. Yakın dostum Bodrum'daki "Çağdaş Beton Şirketi"nin sahibi, inşaatçı Yüksel Çağlar depremden sonra Adapazarı'na gitti. Adapazı'ndaki faciayı Yüksel'den dinlerken ürperdim. 28 bin metrekarelik belediye sarayı ile yanındaki 22 bin metrekarelik iş merkezini Yüksel Çağlar yapmış. Yüksel'in yaptığı binalar dimdik ayakta, etrafındaki binalar ise unufak olmuş. Fay aynı fay ama gelirden elde edilen pay haksız pay. Yüksel az kazanmış işinin hakkını vermiş, binalar ayakta ve vicdanı rahat. Diğer yıkılan binaları yapanlar ise tabii sorumluluk duyguları varsa, hayatları boyunca bunu unutamayacaklar ve vicdanlarıyla karşı karşıya kalacaklardır. Internette dünya basınını takip ediyorum. O yıkılan binaları yapan müteahhitlere yapılan hakaretlerin sınırı yok. Türkiye sanayisinin yarısına yakın kısmı tam fay hattının üzerine kurulması apayrı bir alaturkacılık ve bilinçsizliktir.

Deprem nedir?
Doğal olarak oluşan yer kabuğunun içindeki kayaçların kırılması ya da kayması sonunda ortaya çıkan yer sarsıntısıdır. Kırık yüzeyi ve kayma ne kadar büyük olursa, deprem sırasında serbest kalan enerji de o kadar büyük olur. Küçük depremler yalnızca 10-15 veya 100-200 metrelik kırıklar üstünde birkaç santim kaymalar sonucu oluşurken, büyük bir deprem yüzlerce km uzunluğunda bir kırık üstündeki kaymanın sonucu olabilir. Depremin oluştuğu yerdeki sarsılma yalnızca kırığın ayrışması müddetince sürer.

Dünya tarihinde en çok insan kaybının olduğu deprem Çin'in Henan eyaletinde 2 Şubat 1556 yılında olmuş ve 830 bin kişi ölmüştür. Dünyada en az depremin olduğu yer ise İngiltere'dir. 1580 yılındaki depremde sadece iki kişi ölmüştür. 18 Nisan 1908'de San Francisco'da meydana gelen 8.3 şiddetindeki yüzyılın ilk depreminde 50 bin kişi ölmüş. Bu son yüzyılda, bu tarihe kadar olan depremlerde 1.876.000 insan can vermiş. Yılda tam 850 bin defa deprem oluyor bunların ancak 100 bin tanesi hissedilip, 1000 tanesi de çeşitli zararlara sebep oluyor.

Richter ölçeği nedir?
Mercalli ölçeği makrosismik verilere dayalı olan deprem şiddetinin saptanmasında yararlanılan eski bir ölçekti. Romen harfleriyle en zayıf deprem 1, en ağır hasara yol açan deprem ise XII şiddetinde hesaplanıyordu. 30 Eylül 1985 yılından ölen Amerikalı fizikçi ve deprem bilimci Charles Richter ve arkadaşı Prof. Beno Gutenberg, 1935 yılında pek güvenilir olmayan Mercalli ölçeğinin yerine kendi ismiyle anılan Richter ölçeğini geliştirdiler.

Depremden yayılan dalgaların yani sismik dalgalar genliğine dayanan Richter Ölçeği en çok bilinen ölçektir. Deprem hava gibidir. Tahmin yapabilirsiniz ama neyin ne zaman, nerede olacağını kesin olarak bilmeniz mümkün değildir. Richter: "Sadece aptal ve şarlatanlar deprem zamanını önceden tahmin edebilir" demiştir. 16 Aralık 1920'de Çin'in Kansu eyaletinde 8.6'lık en şiddetli depremde 100 bin kişi ölmüştü. Depremin Richter ölçeğinin 10'a varması, dünyadaki insanlığın yok olması demektir.

Ekonomi ne kadar sarsılır?
Depremin zarar ve bilançosunun ekonomimizi sarsacağı kesindir. Kötü olan ekonomimiz daha da kötüye gidecektir. Dış yardıma her zamandan daha çok ihtiyacımız var. Facianın zararı üretimden, turizme kadar yayılacaktır. Bu depremin ülke ekonomisine yükü 25 milyar dolardan fazla olur. IMF'den reformlar için beklenen 5 milyar doların hemen alınması gerekmektedir. Dünya bankasının açıkladığı 100 bin dolara ilaveten 120 milyon dolarlık ek krediler sorunları çözmez. Amerika ve Avrupa Birliği, zor günlerinde hep yanında olan Türkiye'ye bu facidan dolayı yardım etmelidirler.

Namık Sevik gideli 13 yıl olmuş
Milliyet Gazetesi'ni arkadan okunur duruma getiren Namık Sevik'i kaybedeli 13 yıl olmuş. Gazeteciliğe İstanbul Üniversitesi Coğrafya Fakültesi'ni bitirdikten sonra 1950 yılında "Son Saat"te başlayan Türk sporunun Namık Ağbisi melek gibi bir insandı. TSYD'nin kurucularının başında olan Namık Sevik, Türk spor basınına renkli, bol fotoğraflı, canlı sayfaları getiren kişidir. Her gazete patronunun kendisine, büyük paralarla transfer teklifi yapmasına rağmen aralıksız 34 yılını Milliyet'te geçirdi.

Rahmetli Abdi İpekçi gibi birinin yönettiği Milliyet Gazetesi'nin arkadan okunmasını temin etmekte, spor sayfalarıyla, okunabilen gazete haline getirmişti. Beni spor dünyasına alan ve gazetesinde yazı yazdıran kişidir. Uzun yıllar dostluğumuz oldu. Ülke olarak acılar içinde geçirdiğimiz bu haftada Namık Ağbinin dün 13. ölüm yıldönümüydü. Öldüğünde "keşke onu tanımasaydım" demiştim kendime. Milliyet'teki dostların onu hatırlayıp bu anma törenini tertip etmeleri Namık Ağbiye gösterilecek bir vefaydı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır