kapat

22.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Gizemden, gerçeğe...

Ebu Hanife, "İman kitaplarda, akıl insanlardadır. İman ve akıl, insanlığın mutluluğu için bütünleşir ve gizemden gerçeğe ulaşılır" diyor.

Bu sözlerin anlamı açıktır. İnsan aklı sürekli gelişir ve bağnazlığın kalıplarını parçalar. Akla engel olmanın ne fırsatı, ne imkânı vardır. Özgür düşünce ve mutluluk ideali dünyada gereği gibi yaşamanın bilincini kazandırır.

İslam'ın temelindeki idrak budur.
Bu açık anlatıma son günlerde gizem katmak isteyenler çıktı. Açık anlamlardan gizli anlamlar üretilmeye girişildi. İşin özündeki değeri kavramak ve gerekeni yapmak yerine, dolambaçlı yollardan duyguları ve inançları sömürme başladı. Bu, seviyesiz bir yeltenmedir.

***

Deprem felaketinin beşinci günü tamamlandı. Felaket halinde yardımlaşmanın doruklarında dolaşan millet olduğumuzu gösterdik. Milletimizin sağduyusu, devletteki örgütlenme eksikliğini bile telafi etti.

Enkaz çalışmaları paralelinde yaşayanların sağlığını korumak zorunluluğu artık vazgeçilmez noktadadır.

Felaket bölgesinde sahra hastaneleri kuruldu. Ancak sahra hastanelerinin hizmet etkinliği geçicidir.

Bulaşıcı hastalıklar ortaya çıktığında sağlık talebini ve tedaviyi sahra hastanelerinin karşılaması mümkün değildir. Bu nedenle bir an önce salgın hastalıklara sebebiyet verecek ihtimalleri ve ihmalleri ortadan kaldırmak gerekir.

***

Bazı televizyonlarda enkazdan çıkarılan ölülerin süratle gömülmesini ekrana getiriyorlar. Bu bir haberdir ve verilmesi gerekir. Ama meslek disiplini de bu haberin verilişindeki gerçeği tam yansıtmayı zorunlu kılar.

Bu işin iki önemli noktası vardır. Birincisi salgın hastalıkların önlenmesi, ikincisi inançlarımız doğrultusunda cenazelerin kaldırılmasıdır. Birinin önemi, diğerinden az değildir.

Bir yasaklı liderin Cuma namazı çıkışında, "bu felakette birilerine ikaz var" demesiyle başlayan yeni bir telkin ve kışkırtma dikkat çekiyor. İşe hemen gizem karıştırıp gerçek gözden uzak tutulmak istenmeye başladı.

İki gündür bazı televizyon kanallarında ölülerin toplu mezarlara defnedilmesini vesile ederek gizliden gizliye fısıldanmalar başlatıldı. Çirkin sözler söyleniyor.

Bulaşıcı hastalık tehlikesinin giderek arttığını her yetkilinin ağzından işitiyoruz. Ölülerimizi sağlıklı ceset torbalarıyla gömüyoruz. Bu gömülme işinde büyük özen gösterildiğini görüyoruz. Tanınan cesetlerin mezar başlarına isimleri yazılıyor ve şeritle çevreleniyor. O koşullarda yapılabileceğin en iyisini yapmaya özen gösterildiğini fark ediyorsunuz.

Bazı televizyon kanalları mal bulmuş mağribi gibi bu sahneleri hiç gereği olmayan zamanlarda tekrar tekrar göstererek aklınca bir şeyler söylemeye çalışıyor.

Provokasyona son derece müsait olan bu üslup giderek çığırtkanlaşabilir. "Ölülerimiz kefensiz gömülüyor, Müslümanlar namazsız gömülüyor" biçimindeki sözlerin sonuçları çok tehlikeli olabilir.

İnançlı milletimiz, her şeyi bir yana bırakıp bu provokasyonlara kapılabilir. Bunu tahrik eden televizyon kanallarını ve işgüzar muhabirlerini hayretle izliyorum. Böyle felaketli günlerde bile din istismarına başvurmalarını ayıplıyorum.

Bu provokasyon vicdansızlıktır. Ama devlet de tedbirini almalıdır.

***

Değerli okuyucularım,
İslam'da ölülerimiz için rahmet dilemek ne kadar kutsal ve makbul ise yaşayanlarımız için selamet dilemek de o kadar kutsal ve gerçekçidir.

İslam'da akıl, gizemden gerçeğe gidişin disiplinidir. Ve milletimiz bütün acılarına rağmen bu ilahi disiplinin idraki ve tevekkülü içindedir.

Yüce Peygamberimiz, "Kişinin dini aklıdır; aklı olmayanın dini yoktur" buyurmuştur.

Çağımızın müspet bilimini, sosyal ve ekonomik ihtiyaç ve koşullarını ve ahlâk eğilimini 1400 yıldan beri düzenleyen bu kutsal isabet karşısında, siyaset için din istismar edenleri affetmek mümkün değildir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır