|
|
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr
)
|
  
Yıkılan binalar değil, Türk halkının ahlakı!
İzmit-Sakarya- Gölcük- Yalova'dan izlenimler. Kömürü tükenmiş mangal gibi olmuş sokaklar, mahalaller, semtler, siteler, kooparatif evleri, apartmanlar....
Mumu erimiş şamdan gibi olmuş ilçeler, beldeler, şehirler... Göç başladı...Olanağı, imkanı, fırsatı olanlar eski memketlerine, köylerine dönüyorlar...Bir bölümü de İstanbul'a ve diğer büyük şehirlere kesin göç etmek için hazırlanıyor.
82 saat geçti...
Benim bu izlenimleri yazdığım saatlerde depremin ilk büyük şokunun üzerinden 82 saat geçmişti. Ve Türkiye şehircilik tarihine kapkara bir leke gibi geçecek büyük depremin beton leşine çevirdiği apartman yıkıntılarının altında onbinlerce cesed yatıyordu. Tahminler; ölü sayısının 40 bin kişiyi bulacağını söylüyordu.
Türkiye ise suçlu arıyor.
Suçlu kim?
Suçlu ayağa kalk!
Sakarya'da, Gölcük'de, Yalova'da, Karamürsel'de çok sayıda benzerini gördüğüm; ilk üç katı zemine gömülmüş 8 katlı apartmanlardan birinin sahibi;"sadece ruhsat veren belediye değil, binayı yapan hileci müteahhit de değil, bu apartmanları yaptıran bizler de suçluyuz" diyordu.
Gözü kör olsun para!
İzmit'de Plaj Mahallesi'nde 8 katlı bu apartmanın ilk üç katı toprağın altına gömülüp gitmişti ve bu apartmanın üst katları da öne doğru kayıp gelmişti. Sekiz ölü, 13 yaralı çıkartmışlar...Sahibi Hasan isimli bir lokantacı gecenin saat 11'nde bana;"Kat başına Belediye'ye 200 milyon rüşvet verdim...İyi mi yaptım..." diyordu.
***
Avcılar da yıkıldı.
Çünkü Avcılar'ın zemini kil ve kalker tabakasından oluşmuş, yumuşak bir zemindi. Bu zemin 4 kattan fazla binayı çekemez, bir büyük depremde hepsi yıkılırdı. Halk belediyeyi zorladıparsel bazında plan tadilatları yapıldı, belediye rüşvet aldı, sekiz kata çıkıldı.
33 yıl önce deprem görmüştü.
Adapazarı da yine ağır yıkıldı.
Çünkü 33 yıl önceki depremden sonra, Adapazarı zeminin birinci derecede etkili bir deprem kuşağı üstünde bulunduğu için 4 kattan yüksek bina yapılmaması karaşlaştırılmıştı.
***
Bu karar;parsel bazında plan tadilatlarıyla delindi ve sekiz kata çıkıldı. Adapazarı Maltepe Mahallesi 32 Evler'de altı kahvehane olan bir apartmanın çökmüş un-ufak olmuş enkazı önünde konuştuğum adı Sinan isimli vatandaş; "Birinci Adapazarı depreminde dedem enkaz altında öldü, şimdiki depremde 18 yaşındaki oğlum öldü gitti..." diyor.
Gölcük de yıkıldı.
Çünkü Gölcük'ün zemini de ancak iki katlı, üç katlı evlerin yapılmasına imkan verebilecek güçteydi. Fakat Gölcük 8 katlı apartmanlar beldesi haline geliverdi. Gölcük'de 25 yıl önce bahçecilik, sebzecilik yapan Karadeniz'den gelmiş insanlar, tarlalarını, bahçelerini kat karşılığı apartmanlaştırmak için müteahhitlerle çıkar birliğine giriverdiler.
Çünkü Donanma Komutanlığı'nın bulunduğu sahil kesimindeki evler yüksek kira getirmeye başlamıştı. Gölcük'ün sahil kesimindeki apartman katları ayda 130 milyon lira kiraya verilebilirken, dağlık kesimindeki apartman katları ancak 40 milyon lira kira geliri doğuruyordu.
Gölcük doluyordu...
İşyerleri de...
İyi kira getiriyordu.
Fakat Gölcük'ün daha sağlam zeminli dağlık kesimi değil, çok çürük zeminli sahil kesimi hızla yüksek yapılarla doluyordu. Köylü köylü yaşarkan aniden apartman sahibi orta tabaka haline gelen Gölcüklüler, "bu toprakların bir gün deprem göreceğini söyleyen uzmanları hiç dinlemeden" kendi içlerinden, kendi kafalarına uygun, 8 kat yapma ruhsatı verecek belediye başkanlarını, belediye meclisi üyelerini de seçiyor ve iki kattan yüksek bina yapılmaması gereken bu altı çürük sahil kesimi apartmanlaşıyordu.
Ve deprem geldi vurdu..
Donanma Komutanlığı'nda görevli bir astsubay o geceyi bana; "Sanki apartmanımızı biri kalbura koymuş sallıyordu, dışarı çıktığımızda üstümüze çimento kum, kireç, boya tozu bulutu yağıyordu" diye anlattı.
***
Yalova'da aynı...
Yalova sahile parelel dört beş büyük cadde üzerinde kurulmuş...Büyük caddeler arasında yüksek katlı kooparatif evleri, apartmanlar, oto galerileri, kahvaneler, ticarethaneler... Depremden en büyük darbeyi yiyen Hacı Mehmed Ovası Malazgirt Caddesi üzerindeki enkaz leşleri arasında konuştuğum evi deprem görmüş Mehmet Türkdönmez, "Bu yıkılan binaların yükseldiği toprakların tamamı 20 yıl önce tarlaydı, tarım arazisiydi...Buralarda ilk önce 2 kat yapı izni vardı...." dedi.
İzmit, Sapanca, Sakarya, Gölcük, Karamürsel, Yolava'da benim izlenim toplarken gördüğüm çökmüş bütün apartmanların alt katları ticari iş yerine dönüştürülmüştü.
Ya kahvehane, ya galeri, ya mağaza...Bu mekanları genişletmek için kör duvar tabir edilen ara duvarları ve yükseklikten kazanmak için de deprem hatılı kesildiği için deprem vurunca çöküp un ufak olan apartmanlar bunlar olmuştu.
***
Samimi olalalım...
Hileci müteahhit, hileci müteahite ruhsat veren rüşvetçi belediye, ona imzasını kiralayan yetkisi yok sorumluluğu var mühendis mimar, bunlara göz yuman ve deprem olur olmaz da hemen bölgeye giderek yüzüne kederli, çok üzüntülü, yüreği yanmış bir ifade vererek "devlet yaraları saracaktır" diye oy dilencisi hantal Ankara yöneticisi de suçlu fakat halk suçsuz mu?
Kabul edelim...
Depremin altında kalan...
35 bin candır...
Fakat aslında...
Türkiye'nin ahlakıdır.
Sermayesiz, birikimsiz halk; kötü kentleşmenin kendine sunduğu fırsatı iğrenç bir bencilikle ve ahlaksızca kullanıyor. Depreme dayanıksız apartman, fay hattının üstünde bina, sahil yatağında kooparatif evleri, zemin katlarında ara duvarları ile deprem hatılı kesilmiş yüksek binalar, büyük bir sarsıntıda kolonlarla kirişlerinin çekme gücü olmayan yapılar yaparak, para sahibi olmaya çalışıyor.
Depremin altında kalan.
Türkiye'nin hantal devletidir.
Ve Türk halkının ahlakıdır.
Bu ahlak yıkıldı...
Yeni ahlak bulalım.
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|