kapat

22.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


"Medeni cesaret" açısından, neden çok yüreksiziz?

İzmit depreminde ölmüş olanların sayısı, sanılanı çok aştı... Kaybettiğimiz vatandaş sayısı 5 bindi, 10 bindi derken; sayı geldi 45 bine dayandı... Düşünün ki Galiçya'da yitirdiğimiz asker sayısı da o kadardı; Sakarya'da -2 bini kayıp- 7 bin; Kore'de 4 bin 500..

Üstelik İzmit'i böyle bir depremin vuracağı da çok daha öncesinden biliniyordu. 1997 yılında ABD Jeolojik Araştırma Merkezi, Türk bilim adamlarının da katılımıyla bu konuda bir rapor hazırlamıştı.

Bu raporda 30 yıl içinde İzmit'in güneyinde büyük bir deprem yaşanacağı belirtiliyordu.

Ve bu sonuca nasıl varıldığı da, "Kuzey Anadolu Fay Hattı"nın şeması üstünde gösteriliyordu.

Bütün bu çalışmalardan Türkiye'deki bilim çevrelerinin de haberi vardı. Öylesine vardı ki, 19 Mart 1999'da "Kocaeli depreme ne kadar hazır?" konulu bir panel düzenlenmişti.

Bu panele İTÜ Jeofizik Ögretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu başta olmak üzere, Kocaeli Vali Yardımcısı, Belediye Başkanı, Sivil Savunma, Bayındırlık ve Kızılay temsilcileri katılmıştı.

Ve panel, özür dileyerek söylüyorum -tabiri amiyanesiyle- davulcu osuruğu gibi öyle kayıp gitmişti...

İzmit depremine karşı neden hiçbir hazırlık yapılamadı ve depremden sonra neden bu kadar başarısız ve beceriksiz kalındı?

Bu konuda Yalçın Doğan, bakın ne diyor:

"Bunca insanımızı yitirmek, sadece depremin şiddeti mi? Yoksa, devletin yapısı, organize olma biçimi mi?.. Temel neden bu değil mi?..

Devleti yeniden organize etmek.

Çünkü bugünkü yapı hiçbir ihtiyaca, hiçbir olağan düzene, hiçbir olağanüstü olaya çare değil."

Doğan Heper de "Tabii değil, beklenen afet" başlıklı incelemesinde şöyle bir özet yapıyor:

"Bu çürük ve mevzuaata uygun olmayan yapıların yarattığı faciada sorumluluk sıralaması yapabilir misiniz?

Cevap net:

Önce hukuksuzluğa göz yuman belediyeler. Sonra rant peşinde koşan sorumsuz müteahhitler. Ve sonra diğerleri..."

10-12 yıl içinde aynı şiddette bir deprem İstanbul'a da vuracak... Gizli raporlarda ölü sayısı dahi şimdiden öngörülebiliyor; 300 bin...

İzmit depreminde olduğu gibi, felaketin rezalete, rezaletin de felakete dönüşmemesi için gerekli önlemler alınabilecek mi?

Bu sorunun yanıtı bizim kuşağı artık pek ilgilendirmiyor; yahut bir hayli uzaktan ilgilendiriyor...

Ama yine de şunu söylemeden edemeyeceğim ki, bütün bu keşmekeşin mayasında, her alandaki Hazine'den geçinmeli üst kadroların, özeleştiriyle, saydamlıktan tir tir titreyerek korkmaları var..

Örneğin İzmit depreminde bir yığın da resmi yapı yıkıldı.

Bu yapıların hangi tarihte kimler tarafından, hangi müteahhitlere ihale edilmiş olduğu açıklanabilecek mi?

Hiç sanmıyorum...

Hamaset edebiyatına pek meraklı olduğumuz halde, "medeni cesaret" açısından ne kadar da yüreksiz ve tabansız olduğumuzu bilmeyen mi var kuzum?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır