DÜZCE/GÖLYAKA- Deprem felaketinin vurduğu Bolu'nun Gölyaka beldesinde Atatürk İlkögretim Okulu'nun bahçesindeyim. Bu satırları yazdığım dakikalarda, deprem Gölyaka'yı bir kez daha yokluyor. Altımdaki toprağın hareketlendiğini çok rahat bir şekilde hissedebiliyorum. Gölyakalılar, okul bahçesi içinde bulunan Halk Eğitim Merkezi'nden dağıtılan gıda maddelerini alabilmek için kuyruk oluşturmuşlar. "Artçı" diye adlandırılan ve beni oldukça heyecanlandıran depremlere o kadar alışmışlar ki, birkaç saniye önce yaşanan sallantıya hemen hemen hiç tepki vermiyorlar.
Düzce'de durum Gölyaka'dan farklı değil. Deprem felaketi sonucunda yakınlarını ve evlerini kaybeden insanların umudu çoktan tükenmiş. Enkaz altındaki cesetlerin tamama yakını çıkarılmış. Sadece Düzce'deki birkaç enkazda ceset aramaya devam ediliyor.
Ankara'dan gelirken TEM otoyolunda deprem bölgesine doğru ilerleyen yüzlerce iş makinesi ve yardım malzemesiyle dolu kamyonla karşılaşmıştım. İş makinelerini ve yardım malzemelerini taşıyan araçların plakası, yurdun her köşesinden yardım elinin uzandığını gösteriyordu. Büyük bölümünü vinçlerin oluşturduğu askeri konvoylar da bir an önce felaket bölgesine ulaşma çabası içindeydi. Konvoyların arasında özel şirketlere ve sendikalara ait araçlar da vardı.
Düzce'ye ulaştığımda da hummalı bir çalışma ile karşılaşıyorum. Düzce'ye girişte yeralan Özel Ömür Hastanesi, dev bir enkaz yığınına dönüşmüş. Düzceliler'in ve yurdun çeşitli yerlerinden gelen gönüllülerin yardımıyla enkazdaki cesetler çoktan çıkarılmış. Şimdi enkaz kaldırma çalışmaları yapılıyor.
Düzce'den en fazla can kaybına neden olan yıkık binalardan Ersoy Apartmanı'nın önündeyim. Gözleri ağlamaktan şişmiş insanlar, İngiliz kurtarma ekibi ve Arçelik şirketinde çalışan gönüllüler tarafından yürütülen kurtarma çalışmasını umutsuzca izliyorlar.
Ersoy Apartmanı, deprem felaketinde tam 22 kişiye mezar oldu. Yıkıntıların altında birkaç kişi daha olduğu sanılıyor. Kurtarma ekipleri, hayatlarından ümit kestikleri bu birkaç kişiye ulaşmak için aralıksız çalışıyorlar. Ekibin arasında, devleti temsil eden tek kişi yok. Konuralp Belediye Başkanı ise kendi özel imkanlarıyla yardıma koşmuş.
Ersoy Apartmanı'nda devam eden çalışmaları tedirgin bakışlarla izleyen kadınlı erkekli 10 kişilik bir grup dikkatimi çekiyor. Bu kişiler, halen enkaz altında olduğu sanılan Düzce Devlet Hastanesi doktorlarından Nesrin Durmuş'un yakınları. İngiliz kurtarma ekibine göre enkaz altında canlı yok. Bundan sonra sadece cesede ulaşılabilecek. Ama doktor Nesrin'in yakınları, yüreklerinde minicik de olsa, bir umut taşıyorlar. Görgü tanıklarının anlatımlarına göre, deprem sonrası Ersoy Apartmanı'ndan yaralı kurtulanlar arasında Doktor Nesrin'e benzeyen genç bir kadın da bulunuyor. Ancak Durmuş ailesi, tüm hastaneleri aramalarına rağmen kızlarını bulamadılar. Ve şimdi, enkazın altından çıkarılacak cesedin Doktor Nesrin olmaması için dua ediyorlar.
Ersoy Apartmanı'nın birkaç metre ilerisindeki büyük yıkıntıda da hummalı bir çalışma var. Burada çalışanların da tamamı gönüllü insanlardan oluşuyor. Devlet elini buraya da uzatamamış.
Düzceliler'in lanet okudukları ortak isim ise müteahhit Hasan Ersoy. Düzce'de yerle bir olan binalardan birçoğu Ersoy'un imzasını taşıyor. Düzceliler, müteahhit Hasan Ersoy'u ellerine geçirseler, lime lime edeceklerini söylüyorlar. İddiaya göre Ersoy, deprem felaketinden hemen sonra Türkiye'yi terk etmiş. Halen Almanya'da olduğu söyleniyor.
Düzce'den Gölyaka'ya doğru hareket ediyoruz. Gölyaka'da da umut çoktan tükenmiş. İnsanlar, beton yığınına dönüşmüş binaların arasından eşyalarını kurtarmaya çalışıyorlar. Artçı depremlerin art arda devam ettiği saatlerde enkaz yığınlarının arasına girmelerindeki cesaret beni şaşırtıyor. Endişeli ve şaşkın bakışlarıma 65 yaşındaki Zehra teyzeden yanıt geliyor. Duvarları çökmüş, enkaz yığınının arasından birkaç parça eşyasını çıkartmaya çalışırken, bana dönüyor ve, "Evlat, mal canın yongasıdır" diyor. Depremden etkilenen Cumayeri, Çilimli ve Gümüşove Beldelerinde de durum Düzce ve Gölyaka'dan farklı değil.
Akşam saatlerinde Ankara'ya dönmek için deprem bölgesinden ayrılırken, Düzce, Gölyaka, Cumayeri, Çilimli ve Gümüşovalılar da geceyi geçirmek için çadırlarına yöneliyorlar.
ERSİN BAL