|
|
Türkiyem'in güzel insanları
Gazetelerin sayfaları, televizyonların ekranları hep aynı acıyı taşıdı Türkiye'nin dört bir yanına. Depremde evleri yerle bir olmuş, sevdiklerini kaybetmiş aç susuz insanların, enkaz altında can çekişerek yardım bekleyenlerin acısını...
Ve birbirine kenetlenen insanların yardım akıtmaya başladı bölgeye. TIR'lar, otobüsler, gemiler, uçaklar hep umut taşıdı deprem kurbanlarına. İçinde olduğum gemi de aynı umutlarla doldurulmuştu. Jeneratörler, battaniyeler, sular, yiyecek, giyecek, kazma, kürek, kurtarma malzemesi...
AKUT'un gençleri
Ve tabii ki, AKUT'a katılan pırıl pırıl 250 genç vardı içinde. Kendilerini hiç düşünmeden, salgın hastalıkların kol gezdiği şehirlere gitmeyi, enkazların arasına dalmayı ve hâlâ varsa yaşayanları kurtarmayı kararlaştıran 250 üniversiteli genç...
Birçoğu inşaat ve makine mühendisliği bölümlerinde okuyan gönüllü gençlerin hepsi Tuzla Tersanesi'nde buluşup, umudu ve topladıkları yardımı yüklediler ünlü Armatör Kahraman Sadıkoğlu'nun gemisine, kurdukları yardım köprüsünden elden ele aktararak. Ardından yola koyulduk. Hedef, Değirmendere idi. Kurtarma çalışmalarının en geç başladığı, en kötü durumdaki bölge...
Tek yürek tek vücut
Marmara Denizi'nde ilerledikçe, etrafımızda başka gemiler de gördük. Yürekleri aynı amaç için atan yüzlerce yardımseveri ve birçok insanın hayatını kurtaracak malzemeleri taşıyan gemiler akın akın gidiyordu, Gölcük'e ya da İzmit'e. Herkes, tek yürek, tek vücut olmuş aynı amaç için harekete geçmişti. Halk kendi seferberliğini, kendi ilan etmişti sanki.
Bizi ilk önce Tüpraş'ın için için tüten dumanları karşıladı. Ardından kara göründü ve eskiden cıvıl cıvıl şehirler olan enkaz yığınları beliriverdi birdenbire. Altlarında kimbilir kaç ceset, belki de hâlâ hayatta olan birçok kişi ile dikildiler karşımıza. Gemideki gönüllü gençler, ellerinde kazmaları, kürekleri, tüm aletleriyle kararlıydılar en az birer can kurtarmaya.
İlk umut hareket geçti
Ne yazık ki; Değirmendere İskelesi yıkıldığı için gemi, Gölcük Tersanesi'ne yanaşmak zorunda kaldı. Ve eskiden cadde olan boşluklardan geçerek ulaştık Değirmendere'ye. Eskiden birer yuva olan yıkıntıları gördük. Her yanı saran ceset kokusu ciğerlerimize doldu.
Ama, gönüllü gençlerden hiçbiri gördükleri korkunç manzara karşısında yılmadı. Çünkü hepsi kararlıydı en az bir can kurtarmaya. İlk çalışmalar başladı böylece. İlk beton yığını kaldırıldı, ilk ümit harekete geçirildi Değirmendere'de...
YALÇIN BEL (SHA)
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|