|
|
Ah ay sonu olmasaydı
"Madem ki yüreklere kazınan bir acıyı milletçe yaşıyoruz, o halde milletçe üstesinden de gelmeliyiz" diye düşünenler deprem bölgelerindeki çaresiz vatandaşlarımıza yardım ulaştırmanın yarışındalar
Fügen ÜNAL ŞEN
Karınca misali bir koşuşturmaca... Yürekler buruk, yüzlerde acılı bir ifade. Pek konuşma yok. Sadece hareket. Bir alışveriş merkezinin reyonları arasında telaşlı adımlarla koşuşturanlar aslında insani bir acının, paylaşının, erdemin, ortak paydasında buluşmuşlar. Adımlar koca süpermarketin aynı bölgesine yönelmiş. Sanki bunca insan söz birliği etmişcesine hep ayrı yöne gidiyorlar.
Eller hep aynı paketlere yöneliyor.
"Temizlik malzemeleri nerede?"
"Çocuk maması kalmamış beyefendi, depodan getirmeniz gerek"
"Büyük boy çöp torbası lazım. Bu kadarı yetmez"
"Sabun almalı, çok çok sabun almalı"
"Bisküi de mi alsak?"
"İç çamaşırı göndermek gerek. Temiz çamaşır mikroptan da korur."
"Hadi Ahmet çabuk ol, aşağıdaki kamyonu kaçırmayalım"
"Acaba süt tozu alsak mı? Bir yetkili bulsak da sorsak"
"İş eldiveni, pil, el feneri aldık. Kask yok mu?"
"Biberon, emzik tamam. Acaba başka ne almalı..."
Bir paket, bir tane daha, bir tane daha. Tuvalet kağıdı, peçete, kolonya, çocuk bezi...
Hayır bir yağmaya tanıklık etmiyorum, yağma gibi reyonları boşaltan bu insanlar "İnsan olmanın, dayanışmanın en güzel örneğini" gösteriyorlar. Yaşam mücadelesi verenlere, acılı, muhtaç insanlara "Paketlerle sevgi, paketlerle 'yanındayız' mesajı ulaştırmaya çalışıyorlar.
Hiç düşünmeden paketleri alışveriş arabalarına yığıyorlar. Sanki otomatiğe bağlanmış gibiler.
Migros'tayım.
Sabah açıldığı andan itibaren temizlik malzemelerinin satıldığı reyonlar bir dolup bir boşalıyor. İnsanlar sessizce gelip, maddi gücüne göre alışveriş yapıyor. Reyon yetkilileri kolileri açıp raflara yerleştiriyorlar ama vatandaşların hızına yetişmek hiç de kolay değil.
"Madem ki yüreklere kazınan bir acıyı milletçe yaşıyoruz, o halde milletçe üstesinden de gelmeliyiz" diye düşünenler deprem bölgelerindeki çaresiz vatandaşlarımıza yardım ulaştırmanın yarışındalar.
Bu bir yağma ise, en kutsal yağma olmalı...
Hala enkaz altından canlıların çıktığı İzmit, Gölcük, Yalova, Karamürsel, Düzce, Değirmendere'de deprem nedeniyle yaşamlarının en acılı günlerini geçirenlere uzanan yardım elinin sıcaklığını hissetmemek mümkün mü?
Kendimize sahip çıkalım
Koca süpermarketin otoparkını dolduranlar "Bu haftalık alışveriş, deprem bölgesindeki vatandaşlarımıza" diyorlar. Birkaç çocuk bezi paketini koltuk altına sıkıştırmış işçi emeklisi İbrahim Kander, "Ah be kızım, ay sonuna gelmeyecekti, bak o zaman neler gönderirdik ama bizim gücümüz bu kadar. Damlaya damlaya göl olur. Benden bu kadar, herkes imkanına kadar" diyor.
Ayşe Karsan İzmitli. Deprem sabahı İstanbul'daymış, tanıdığı birçok kişi artık yok. Gözyaşları içinde anlatıyor:
"Oradakilere ne yapabilirim acaba diye sordum kendime. Gidip gördüm. Perişanlar. Burada hiç birşey yokmuş gibi rahat rahat evime gidip oturamam. Kendi arabamla yardım götürmeyi düşyündüm ama yollarda boşuna kalabalık yapmak da yanlış. En iyisi kampanyalarla ulaşmak diye düşünüp, Migros'a geldim. Hiç değilse kolileme işlemini yapıyorlar. Kamyonetlerle yardım gölgesine götürüyorlar. Bu acı hepimizin."
Gençler göreve
Gülcan Öztürk oğlu Alper'le alışverişte. Alper minik ellerini yardım paketleriyle doldurmuş. Gülcan Öztürk, İzmit'in Yahyakaptan ilçesinden. "İzmit kalmamış. Akrabalarımın çoğu öldü. Biz tesadüf İstanbul'daydık. Görüyoruz, gazetelerde okuyoruz, televizyonlarda izliyoruz. Çaresizlik çok. Bir de salgın hastalık tehlikesi var. Ölenlerin acısını unutmak mümkün değil ama yaşayanlara da sahip çıkmalı. Madem ki resmi kurumlar hemen organize olamıyor, şu yardımların bile dağıtılmasında büyük kargaşa yaşanıyor, o halde millet kendisine sahip çıksın. Bu bizlere bir ders olsun. Özellikle gençler artık üstlerine düşeni yapsınlar. Sivil savunmanın, ilk yardımın ne kadar önemli olduğunu gördük. Aramızdan bazıları bu konuda bilgili olsaydı, belki iki can daha yaşıyor olurdu" diyor.
Söylenecek çok söz var ama şimdi zaman, alışveriş zamanı.
Hijyen malzemeleri, kolonyalı mendiller, sabunlar, deterjanlar, biberonlar, emzikler, tuvalet kağıtları, peçeteler, iç çamaşırları alışveriş arabalarına yığılmalı.
Acılı, kayıplı insanlara ulaşmanın bir yolunu bulmalı.
Kimi bir arabayı doldurup giriyor kuyruğa, kimi eline aldığı birkaç parça eşya ile. Amaç aynı, bu kutsal yardımın bir parçası olabilmek.
Nurgül ile İmren, iki genç kız bebek bezi paketlerini üstüste koyuyorlar. Bebeklerle ilgili bir haber izlemişler. "Onlar o kadar küçük ki, bu felaketten nasıl çıkacaklar yara almadan" diyorlar. Şirkette arkadaşlarından toparladıkları 50 milyonla dulduruyorlar alışveriş arabasını. Sonra koli kuyruğuna giriyor. Yola çıkmak üzere olan kimbilir kaçıncı kamyonette, kendi paketlerine de bir yer bulabilmek için telaştalar.
Bu kutsal yağmayı izlerken gözlerim doluyor, dudaklarım titriyor. Böyle bir milletin bir ferdi olmaktan gurur duyarak temizlik malzemeleri satılan reyona yöneliyorum.
Pil almalı, çocuk maması, bisküvi, çöp torbaları nerede? Yukarıda büyük sabun paketleri var. Çocuk iç çamaşırları var ama bebekler için birşey kalmamış. Beyefendi, çocuk maması koyun raflara...
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|