kapat

20.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
RAUF TAMER(rtamer@sabah.com.tr )


İki mühim nokta

Birincisi... binlerce insan, deprem bölgelerine doğru akmakta.

Acaba ne yapabilirim, nasıl yardım edebilirim duygusu, köylere kadar yaygınlaştı...

Gölcük'e, Değirmendere'ye, Yalova'ya ve tabii öbür yörelere, çevre ilçelerden ve dağ köylerinden büyük akın var.

Yiyecek, içecek, su, ekmek, battaniye, kazma, kürek, hattâ testere, fener, keser, çekiç... havlu, kolonya...

İnanılmaz bir dayanışma bu.

.........

İstanbul'dan da bir kaç çizgi aktarayım.

Büyük eğlence merkezleri var ya, hani gençliğin uğrak yeri, orta yaşlıların bile en şirin mekânı...

Biliyor musunuz?

Hepsi kapılarına simsiyah levhalar asmışlar... Üzerlerinde şu yazıyor.

- Acımızı paylaşalım.

Yâni... kapalıyız.

Düşünün ki, yazın topu topu 2 ay iş yapacak olan bu tesisler, bir de saat tahdidi sebebiyle darbe yediği halde deprem'e ulusal bir matem terbiyesiyle yaklaşıyor.

Bin teşekkür...

Bravo çocuklar.

.......

Bitmedi... Sahil boyu yüzlerce binlerce lokanta meyhane, ne varsa, hepsinin kapısında aynı tür levhalar asılı:

- Milletimizin başı sağolsun.

Yâni... kapalıyız.

Ne güzel...

Ev davetleri... Konserler... Hepsi iptal.

*

Yazının başlığına koyduğum 2 noktadan birincisi buydu... Şimdi gelelim ikincisine...

- Ey Devlet Erkânı...

- Ey Hükümet Heyeti...

- Sayın büyükler... Bakanlar...

- Devletin en üst katlarındakiler...

Sakın ola ki, deprem bölgelerine gidip halkın arasına falan karışmayın... Siz, helikopterlere binin, tepeden teftiş edin, ya da merakınızı giderin... Bakın işte, seyredin.

Ama sakın ha aşağıya inmeyin.

Çünkü iki büyük sakınca var.

Birincisi... Sizi karşılamak için bütün Vali, Kaymakam, Memur, Polis ve resmi görevli kim varsa koşuşacak...

Eh, bir o kadar da korumanız var zaten...

Haydii ortalık karışacak...

Kurtarma çalışmaları aksayacak.

Fantaziyle uğraşacak halimiz yok...

Protokol eksik olsun...

Lütfen gölge etmeyin... mülkiyeyi, belediyeyi, itfaiyeyi, sıhhıyeyi, askeriyeyi lütfen meşgul etmeyin, bırakın çalışsınlar...

Siz tepelerde gezin.

.......

İkincisi... daha büyük sakınca... hattâ büyük bir tehlike.

Çünkü halk'ın size göstereceği tepkiyi kestiremiyoruz. Canı yanmış insanların, hantal devlet'e karşı hangi üslupla ve nasıl bir tempoyla bağıracağını sahiden bilemiyoruz.

Zaten, aradan 94 saat geçtikten sonra oraya gidip de ne söyleyeceksiniz:

- Her şeye hâkimiz. / Gerekli tedbirlerin hepsi alınmıştır. / Aç açık tek fert kalmamıştır. / Yaralar sarılmaktadır. / Milleti şefkatle kucaklıyoruz... vs.

Demeyin bunu.

Gitmeyin oraya.

Girmeyin halkın arasına

Helikopterlerinize binin, yukarlarda dolaşın.

Hatta, bana kalırsa, şu ara televizyonlarda bile fazla gözükmeyin.

Bugünlük söyleyeceğim budur.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır