Allahım, dayanışma ve özveri duygusunu cömertçe verdiğin bu toplumdan örgütlenme yeteneğini niçin esirgedin?
Bilim, Kuzey Anadolu Fay hattında 1939 yılında Erzincan depremi ile başlayıp Batı'ya doğru ilerleyen ve 1967 yılında Adapazarı'nı yerle bir eden depremler dizisinin, daha Batı'da 7 büyüklüğünde bir sarsıntıyı "ihbar" ettiğini haber vermişti.
Son deprem, bu bekleyişi doğruladı.
Türkiye'de "devlet" tanımına uygun bir devlet olsaydı kayıplarımız, acımız ve utancımız bu kadar büyük olmayacaktı.
Bu kadar çok yapı yıkılmayacaktı. Yıkıntılar altından daha çok canlı çıkarılacaktı.
Göçük altında günlerce kurtarılmayı bekleyen kim bilir kaç bahtsız, kötü yönetilen bir devletin vatandaşı olmanın bedelini canı ile ödedi.
Gerçekten büyük talihsizliktir.
Ama biz, uğradığımız felâketin yaratacağı dayanışma ruhu ile bu hedefin daha kısa zamanda fethedileceğine inanıyoruz.
Hükümet devleti iyi çalıştıramadı.
Ordunun imkân ve kabiliyetleri iyi kullanılamadı.
Yabancı ülkelerden koşup gelen kurtarma ekiplerinin her dakikası bir hayat demektir. Bunların çoğu saatlerce alanlarda bekletildi, yardım malzemeleri gümrüklere takıldı.
Devlet adamının görevi böyle zamanlarda yıkıntılar arasında gezip acıları paylaşmak değil, Ankara'da oturup krizi yönetmek ve acıları azaltmaktır.
Hükümetin bu konuda gösterdiği basiretsizliğin halk yığınlarında yarattığı öfke ve güvensizlik, siyasi sahnede de deprem yaratacak kadar büyüktür.
Hükümete düşen..
Yaşadığımız coğrafya, deprem tehlikesinin biçimlendirdiği bir yaşama modeline göre örgütlenmemizi istiyor.
İyi örgütlenmemiş devlete halkın duyduğu haklı öfke, gerekli dersleri çıkaran politikalara hemen dönüştürülmelidir.
Binaların depreme dayanıklı yapılması için harcanacak ek para, yapı maliyetini sadece yüzde 1,5 arttırıyor. Uzmanlar "Depremin merkezine bu kadar uzakta, İstanbul'da bir bina bile çökmemeliydi" diyor.
Oysa Avcılar'da 35 bina göçtü.
Müteahhitleri, teknik sorumluları ve denetim görevini yapmayan belediyeleri ile tüm suçlular, ahlâk dışı kazançlar uğruna cinayet işlemeyi göze alacak kişileri caydıracak ibretli cezalara çarptırılmalıdır.
Yasaları işletecek ruh, savcılara ve hakimlere kazandırılmalıdır.
Bugünün önceliği yardımdır.
Hükümet askeri imkânları (kurtarma, sağlık ve beslenme) daha etkin kullanmalı, acılı insanların yaralarını sararken cömert olmalıdır.
Devlet, bu sınavdaki kötü notunu, ancak şefkat ve cömertlikle düzeltebilir!