|
|
Deprem gecesi günlüðü
Yüreðinin dipsiz uçurumuna gizlemek istesen de "deprem" düþüncesini; yerin altý ve dahi üstü o "artçý þok" kýlýðýna bürünmüþ sarsýntýlara boyun eðmiþ gibi görünse de; yine de oturduðun evde o ilk günün korku anaforuna bir daha yakalanmak istemiyorsun....
Güneþ, bedenini karanlýðýn kuyusuna indirdi. Aydede, "Çoban Yýldýzý"nýn parmaklarýný aydýnlýðýn "güneþ"iyle donattýðý sað elini tutmuþ, Ýstanbul Boðazý üzerinde her "akþam" yaptýðý o mutat gezintiye çýkmak üzere... Anlaþýldý, bu akþam da zamanýn bað bozumunu evde yaþamanýn bir anlamý yok. Çünkü þimdi, Aydede ile "Çoban Yýldýzý" ve kardeþlerinin ýþýðý rehberliðinde bir uzun geziye çýkmanýn vakti... Çünkü, ne kadar yüreðinin dipsiz uçurumuna gizlemek istesen de "deprem" düþüncesini ve yerin altý ve dahi yerin üstü artýk hissedemeyeceðin o "artçý þok" kýlýðýna bürünmüþ sarsýntýlara boyun eðmiþ gibi görünse de, yine de oturduðun evde o ilk günün korku anaforuna bir daha yakalanmak istemiyorsun.
Yalnýz sen mi?
Herkes ayný duygularýn payandasýna yaslamamýþ mý günlük hayatýnýn çaresizliðini?
Gecenin karanlýk defterine "Çoban Yýldýzý"nýn ýþýklý kalemiyle bir deprem gecesinin günlüðünü yazmaya baþlýyorum.
Özel arabalar tüneli
Saat 20.15: Kadýköy iskelesinden Fenerbahçesi'ne ulaþmanýn mümkünü yok. Gerçi yol, Kýzýltoprak'a kadar açýk. Ama Kýzýltoprak'ý geçtikten sonra Fenerbahçesi sahil yoluna sapýnca, Mekke'de satýlan hakiki hacý tesbihi tanesi misali özel arabalar, üstelik en son modelleriyle yolun iki tarafýný iþgal etmiþler. Sanýrsýn, yol deðil, duvarlarý özel arabalardan örülmüþ bir tünel... Divan ve Borsa lokantalarý salkým saçak insan dolu, önlerindeki sahil büfeleri de...
Saat 21.05: Piramit Eðlence Merkezi'nin önünde duruyorum. Gerçi üst kattaki bowling salonunda baþka bir eðlencelik yaný kalmadý ya... Hemen giriþteki sinemasý bile daha yakýn zamanda, küçük bir "Migros" alýþveriþ merkezine dönüþtürülmedi mi? Piramit'in yiyecek dehlizine giriyorum.
Herkes konuksever...
Saat 21.15: Tarihi Sultanahmet Köftecisi'nin önünde uzun bir kuyruk. Burger King'de de öyle... Bir tabak köfte ile piyazýný, ya da bir sandviçle kolasýný alan soluðu Fenerbahçesi Koyu ile göz göze duran masalarda alýyor. Ben de bir sandviçle bir kola alarak gözüme kestirdiðim bir masaya iliþiyorum. Sevgili günlük, bu akþam kimsede telaþ yok. Sanýrsýn, o bir sandviçe eþlik eden bir karton kutu kolanýn "taam"ý, o hiç bitmeyecek gibi görünen geceyi zaman aþýmýna uðratacak...
Saat 22.30: Sýrdaþým günlük, þimdi Fenerbahçesi Parký'nda "Panorama"da bir fincan, sütsüz "nes" içmeye ne dersin? "Bu da sorulur mu?" diyorsun deðil mi? Tabii köprüyü geçebilirsek... Geçebilirsek, çünkü köprünün öte yakasý yine bir araba mahþeri... Düþünebiliyor musun, köprünün saðýnda ve solunda yer alan iki otopark da ücretsiz bu gece... Ve herkes ne kadar konuksever... Diyelim, avuç içi kadar bir boþluk yakaladýnýz, arabanýzý park edeceksiniz, imdadýnýza hemen bir uygar kiþi yetiþiyor:
"Lütfen, ben þimdi çýkýyorum..."
Hani, her çýkýþta ücreti aldýktan sonra bir misafir þekeri ikram eden kâhya da yok ortalýkta. Kim bilir, belki de termosunu, battaniyesini almýþ, Fenerbahçesi Parký'nda gecenin pikniðini yapýyordur.
Saat 22.45: Fenerbahçesi Parký, bu gece haftalýk ziyaretçisini ikiye, hatta üçe katlamýþ sanki. Pazar günleri aðaç altýný iskân tutan "kapýcý" kullarýna ek olarak o kapýcýlarýn efendileri de parkta bu akþam. Kimi, balkonunun süsü gösteriþli koltuklarýný getirmiþ; kimi, ambalajý henüz açýlmýþ yataðýný yorganýný...
Gâvurun iþi belli mi?
Saat 23.12: Bir kahve alýp Panorama Restaurant'ýn denize nazýr masalarýndan birine çöküyorum. Hemen arkamda duran o üç kiþilik kanapeler ne zaman iþgal edildi? Sevgili günlüðüm, konuþmalarý senin de duymaný isterdim:
"Duymadýn mý ayol, Sienen televizyonu söylemiþ, saat üçte deprem olacakmýþ..."
"Üç geçti ama, saat neredeyse gecenin yarýsý..."
"Bu gâvurun iþi belli olmaz. Gecenin üçü de olabilir..."
"Ay, sýkýldým artýk, eve dönmek istiyorum."
"Býrak þimdi, kaç gündür yemek derdi kalmadý. Vallahi, sabahleyin Beyaz Fýrýn'da kahvaltý ediyoruz. Öðlen, zaten sýcak, abur cuburla geçiyor, akþam da Koço'da iki kadeh attýk mý?"
"Þekerim, bütün tabaklar kýrýlmýþ o gece. Yemek yapsan da hangi kapta yiyeceksin?"
"Ben evden çýkmayacaðým da, çocuklar girmek istemiyor. Deprem korkusundan deðil, çocuklar yüzünden kaç gecedir parklarda sürünüyoruz."
Saat 01.17: Ne bu konuþmalarýn, ne kahvenin sonu gelecek gibi deðil. Uykunun merhemiyle gözlerimi oðuþturarak Selamiçeþme Özgürlük Parký'na yola çýkýyorum. Peki, bu benzin istasyonlarýndaki kuyruk da neyin nesi... Yarýn, benzine umulmadýk miktarda zam mý gelecek?
Saat 01.55: Sevgili günlük sen sabahleyin görecektin Özgürlük Parký'nýn ahvalini... Toplasan on aile çýkmazdý. Sabahleyin ben de bir çam aðacýnýn altýna battaniyemi serdim, radyo dinledim, kitap okudum. Sana yazacaklarýmý düþündüm hatta. Ama bak þimdi, benim o çam aðacýnýn altýna tam üç tane çadýr kurmuþlar. Bütün park bir "çadýr" istilasýnda... Çadýr kuramayanlar, yataðýný yorganýný, termosunu tenceresini, pilli radyosunu getirmiþ... Delikanlýlar iskambil oynuyor, genç kýzlar çekirdek çitliyor. Dedeler, nasýrlý ellerini rüyalarýna yastýk yapmýþ, kim bilir hangi "geçmiþ" yaþlarýnýn hülyasýnda... Yalnýzca çocuklar mutlu... Yalnýzca gülmenin o doyumsuz güzelliði onlarýn yüzünde vahasýný bulmuþ... Gülüyorlar, oynuyorlar...
Fýsýltýlar horlamaya dönüþüyor
Saat 02.40: Onlarca özel araba, ki aralarýnda kamyonlar, kamyonetler, gümüþten bir kolye misali Özgürlük Parký'nýn boynunu kuþatmýþ... Çadýrlarýn içinde "pilli" lambalar yakýlýyor. Konuþmalar fýsýltýya, fýsýltýlar horlamaya dönüþüyor. Parkýn Göztepe'ye açýlan kapýsý önünde bir grup genç, ellerinde kutu biralar, arabanýn teybinden yükselen sese vermiþler geleceklerini:
"Esnaf karýsý Binnez, sarhoþ karýsý Binnez..."
Arka bahçelerin sessizliði...
Saat 03.33: Göztepe'nin ara sokaklarýna vuruyorum. Apartmanlarýn arka bahçeleri de Özgürlük Parký'ndan farklý deðil. Kimi kapýcý dairesinden uzatýlan kordona baðladýðý televizyonda haberleri izlemekte:
"Tüpraþ'ta yangýn vahametini koruyor... Saat 20,00 ile 02.00 arasýnda, 4.15 kuvvetinde iki ardýç deprem daha kaydedildi."
Kimi, okey dörtlüsünü kurmuþ, efkârýný daðýtmakta...
Saat 04.12: Sahrayýcedit sapaðýnda açýk bir bakkal dükkâný... Ne yapsýn adamcaðýz, gündüz alýþveriþ mi var? Dükkânýn önüne masayý atmýþ, bir yandan el radyosunu dinliyor, bir yandan cadde boyu uzanan gece misafirlerine hizmet veriyor.
Saat 05.23: Sevgili günlük, artýk mecalim kalmadý.
Saat 06.37: Güneþ, ýþýktan bžsesi ile öpmek üzere gökyüzünün alnýný...
Eve gidip uyumalýyým artýk...
Refik DURBAÞ
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGÝ BASIM YAYINCILIK SANAYÝ VE TÝCARET A.Þ. - Tüm haklarý saklýdýr
|