


Deprem ve dayanışma mucizesi
Korkunç bir olayı aktarırken, söyleyeceklerimizi güçlendirmek için "deprem gibi" deriz.
Gerçek depremi hangi kelimeyle anlatmalı acaba?
Dün gece yaşanılan 45 saniyeyinin korkunçluğunu anlatmak için hangi benzetmeyi kullanmalı?
O bitmek tükenmek bilmeyen zangır zangır 45 saniye sonunda, bağrından hançerlenen ülkeyi hangi üsluba sığınarak betimlemeli?
Yakınlarını toprak altında bırakmış çaresiz insanların gözlerine yerleşen korku ve umutsuzluğu hangi kamerayla çekmeli?
İnsan aciz kalıyor doğrusu.
ooo
Esas aciz kaldığımız konu ise deprem. Türkiye'nin en zengin kentlerinin, en önemli yatırımlarının ve stratejik endrüstri tesislerinin bulunduğu fay hattı, bizleri sinek kovar gibi silkeleyiverdi.
ooo
Deprem geldi mi gelir, yapacak bir şey yok! Ama deprem sonrası yaşananlar, insanoğluna bağlı.
Ne yazık ki devlet, halkı deprem felaketi karşısında yalnız bıraktı.
O gece sabaha kadar yaşananlar ve televizyon kamerasının tanıklığıyla ekrana gelenler bu gerçeğin altını çiziyor.
Mesela Avcılar'da enkaz altında kalmış insanlara 5 saat boyunca yardım gitmedi.
Komşularını, akrabalarını kurtarmaya çalışan mahalleli, 5 koca saat boyunca hiç bir resmi kişi göremedi: Ne asker, ne polis, ne de belediyeci...
İstanbul'un göbeğinde çaresizliğe terk edildiler.
ooo
İşte tam bu noktada, Türkiye'yi ayakta tutan mucize kendini gösterdi. Devletinden yardım göremeyen halk kolları sıvadı, devam eden sallantılara aldırmadan yıkıntıların arasına daldı. Göçük altında kalanları kurtarmak için kendi canını tehlikeye attığını hiç düşünmedi.
Kimi evindeki küreği kaptı, kimi bulduğu bir demir parçasını...
Hiç bir şey bulamayanlar ise çıplak elleriyle saldırdı beton ve demir yığınlarına...
Daracık yerlere girdiler.
Yetkililer televizyondan "Çatlak evlere girmeyin!" uyarılarında bulunurken, onlar tehlikenin göbeğine daldılar bir dakika bile duraksamadan.
ooo
O sırada devlet yeni yeni kendine geliyor, toplantılar yapıyor ve telefonla ulaşılan önemli kişiler, "Devletin, vatandaşın yanında olacağından hiç kuşku duyulmaması" nutukları atıyordu.
Ama beton mezarında bacağı kırılmış olarak yatan ve yukardaki incecik boşluktan nefes alarak hayatta kalmaya çalışan 9 yaşındaki kıza hiç bir faydası yoktu bu sözlerin.
Onu kurtarsa kurtarsa komşularının fedakarlığı kurtaracaktı.
ooo
Bu acılı günde sitem yazısı yazmak istemiyorum ama ülkenin en büyük şehrindeki göçüklere 5 saat boyunca uğramayan kişileri de bağışlayamıyorum doğrusu.
İçleri isyanla dolan ve "Devlet nerede?" diye feryad eden yurttaşa hak veriyorum.
Japonya'nın Kobe kentindeki depremden sonra, hemşehrilerine gerekli hizmeti sunamadağı için intihar eden yetkiliyi hatırlıyorum.
Bizimkilere bu davranışı öğütlemiyorum elbette.
Ama bu fedakar halka en azından bir özür borçları var.
ooo
Halkımıza geçmiş olsun diyor ve ölenlerin ailelerine sabır diliyoruz.