kapat

18.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜNGÖR MENGİ(gmengi@sabah.com.tr )


Yine yenildik!

Ulusal bir felâketle karşı karşıyayız. Tanrıdan ölenlere rahmet, yaralılara şifa, kayba uğrayanlara dayanma gücü diliyoruz.

Bir yandan da düşünüyoruz:

Deprem bir doğa olayıdır. Ama 6.7 şiddetinde bir deprem niçin Japonya'ya zarar vermiyor da Türkiye'yi yıkıyor?

Türkiye ne zaman böyle olaylar karşısında İran, Afganistan ve Bengladeş'le aynı kötü kaderi paylaşmaya devam edecek?

Ders almayı öğrenmezsek sonsuza kadar!

Bir toprağı vatan yapmak ve orada mutlu yaşamak, üstünü kullanırken altını da tanımayı gerektiriyor.

Deprem kuşağında yaşıyoruz.
Depremlerin her defasında daha ağır bilançolar çıkarması, devlet ve ulus olarak eksiğimizi, geriliğimizi yüzümüze vuruyor.

Kimse Allah'a sitem etmesin. Bu durum, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz bir kaderdir.

Büyük bir fay hattı üstündeyiz.. Bilimsel olarak reddedilse de bu deprem bekleniyordu. Amerikan hükümeti, İstanbul'daki vatandaşlarını tedbirli olmaları için iki yıl önce mektupla uyarmıştı.

Temmuz'da deprem alârmı veren Kanadalı bilim adamı Karl Buckthought'u elimize geçirsek, büyücü diye yakacaktık. Ama kehaneti 37 günlük bir sapma ile gerçekleşti.

Camiler ve kışlalar bile
Aynı şiddette bir deprem 1967'de Adapazarı'nda 7116 binayı yıkıp 89 can almıştı. Dün tarih tekrarlandı. Çok katlı binalar iskambil kâğıdı gibi yıkıldı.

Demir ve çimento, betonarme olur.

Malzemesinden çalınırsa mezar olur..

Hırsız müteahhitler İstanbul, İzmit, Yalova, Adapazarı ve Gölcük'te bina değil mezar inşa etmişler.

Üç gün süreyle linç öfkesiyle bu müteahhitleri arayacak, kurbanlarımızı gömdükten sonra yeni felâket tohumlarının ekilişini seydereceğiz. Af kanunu ile belki affedeceğiz..

Eskiden depremler camileri etkilemezdi.

Çünkü hırsızlar hiç değilse Allah'tan korkardı. Dünkü depremde camiler de yıkıldı.

Gölcük'te askeri binalar un gibi dağıldı.

Ne Allah'tan, ne devletten korkuyorlar!

Değişmeye mahkumuz
TV'den izledik.. Felâket karşısında komşuluğun ve dayanışmanın destansı fedakârlıklarını gösterdi insanlar.

Böyle büyük felâketlerde devlet felç oluyor.

Ama eğitim ve disiplin temelinde örgütlenmeyen bu çabalar, fayda yerine zarar da verebiliyor. Dün iyi niyetli yüreklerin yönlendirdiği kepçeler ve dozerler, eğitimli ekiplerin kurtarabileceği insanları, parçalanmış cesetler halinde çıkardı.

Avcılar'da, ailesini öldüren enkazın altından Elif kurtarılabilirdi. Ama üstünden kaldırılan betonun vinçten düşmesi ile kaybedildi.

İlk anda herkes büyük felâketin gecekondularda yaşanacağından korktu. Öyle olmadı.

Çünkü gecekonduyu yapan, çoluk çocuğu ile içinde yaşamak için yapıyor. Çalmıyor..

Acımız düşünmemizi önlemesin.

Hırsız müteahhitlere karşı etkin bir kamu denetimi ve kurtarma çalışmaları için Batılı örneklere uygun bir sivil örgütlenme, ihmale mahkum edilmeyecek mecburiyetlerdir.

Oturduğumuz toprağın altını değiştiremeyiz; biz değişeceğiz!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır