Türkiye bir kez daha aynı acının kollarında... Türkiye yine aynı acıya ağlıyor... Geçtiğimiz yıl 27 Haziran'da Adana ve Ceyhan'da meydana gelen, yüzden fazla insanın ölümüne, binlercesinin de yaralanmasına neden olan depremin daha şiddetlisi bu kez başka bedenleri teslim aldı kendine...
Belki coğrafyalar değişik ama acılar aynı... Yıkılan, yanan evler.. Enkaz altından yaşama uzanmaya çalışan eller.. Ölümlere yakılan ağıtlar... Yok olup giden hayatlar... Kağıt gibi yıkılan binalar, hayatları da yıktı.
1998 Haziran'ında Adana'da meydana gelen deprem, Türkiye'nin bu konudaki yetersizliğini ve duyarsızlığını bir kez daha gözler önüne sermişti. 6.3 şiddetindeki 20 saniyelik deprem 100'den fazla insanın ölümüne neden olmuştu. ABD ve Japonya gibi ülkelerde normal yaşamı dahi etkilemeyen ama Türkiye'yi yerle bir eden depremlerin nicesinden biriydi Adana depremi. Deprem, Adana'nın yanısıra Ceyhan ilçesinde de ağır hasara yol açarken, çarpık yapılaşmayı da ortaya çıkarmıştı. Geçmiş yıllarda, malzemeden çalan müteahhitlerin neden olduğu facialarla onlarca kez karşılaşan Türkiye, bunun son örneğini Ceyhan'da yaşamıştı.
Ve aynı felaket bu kez Marmara'yı vurdu... Kocaeli'nden, Derince'den, Adapazarı'ndan, Gölcük'ten, Yalova'dan...
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırmaları Enstitüsü'nün araştırmalarına göre, Türkiye'de 1903 yılından 1998 yılına kadar can kaybı ve maddi hasarın olduğu 76 büyük deprem oldu. Bu depremlerde 63 bin 716 kişi yaşamını yitirirken, hasarlı bina sayısı da 396 bin 880'e ulaştı. Cumhuriyet tarihinin en fazla can kaybına neden olan depremi 1939 yılında Erzincan'da meydana geldi. 7.9 şiddetindeki bu depremde 32 bin 962 kişi yaşamını yitirdi, 116 bin 720 bina hasar gördü.