Dinlenmeye çalışan adaylar, rahat değiller. Beyinlerini kemiren bir soru var; "üniversiteli olabilecek miyim?"
24 Ağustos'ta yerleştirme sonuçları açıklandığında, sevinenler ya da üzülenlerin yanı sıra şaşıranların sayısı çok daha fazla olacak. Gözleri kapalı olarak geleceklerini belirlemeye çalışan adaylar, umulmadık sonuçlarla karşılaşabilecekler.
Sınav sonuç belgelerinde gençler, 1999 ham ÖSS puanlarını ve yüzdelik sıralarını gördüler. Kendilerine gönderilen kılavuzda ise 1998 ÖSYS yüzdelikleri vardı. Bu iki ayrı yıla ait bilgiler birbirleriyle bağdaşmadığı için, gerçekçi olamadılar, bilinçli tercih yapamadılar.
Fen bilimleri alanı öğrencisi yıllardır mühendislik ya da tıp hayali kurarken, sayısal puanı yetmesine rağmen sırf tercih sıralamasını bilemediği için işletme, iktisat gibi eşit ağırlıklı yerlere yerleştirilebilecek. Tabi liselerin diğer alanlarından mezun olan öğrenciler için de bu düşüncelerim geçerli.
Kredili sistem kurbanı veya okulunda istediği alan açılamayan gençler; yüksek puan alsalar da, alanından tercih yapanlar avantajlı olacağından, kaybedebilecekler.
Uzun yıllar mühendislik, işletme isteyen meslek liseliler, herşeyden vazgeçerek kendilerine ek puan veren yerlere yöneldiler. Ne yazık ki tüm meslek liseliler aynı yerleri tercih ettiklerinden ek puanın pek avantajı kalmayacak. Böylece bu okulların öğrnencileri iki kez mağdur olabilecekler.
Özellikle yüzdelik sıraları düşük olan özel üniversiteler çok tercih edildi. Ancak doların devamlı artması, insanları korkutacak, ödeme güçlüğü çekenler kayıt yaptıramayabilecekler.
Okulların kitlesel başarısına yönelik ağırlıklı ortaöğretim başarı puanından dolayı; düşük puanlı bir öğrenci yüksek puanlı bir yere girerken, yüksek puanlı bir aday düşük puanlı bir yüksek öğretim kurumuna yerleştirilebilecek.
SABAH'taki köşemde uzun süredir sayın MEB, YÖK ve ÖSYM'nin değerli yöneticilerine sınavla ilgili aksaklıkları anlatmaya çalıştım. Keşke insafa gelip adaylara ağırlıklı ortaöğretim başarı puanının eklenmiş haline göre oluşan ÖSS puanlarını ve yüzdelik sıralarını verebilselerdi; meslek liselerine haksızlık yapmasalardı ya da "zamanlama yanlış" diyerek tek basamaklı sınav sistemini bu yıl değil de daha sonra uygulasalardı; işte o zaman belki "herhangi bir sorun yok" şeklindeki açıklamalar bu kadar havada kalmazdı.
Hele 24 Ağustos'ta gerekli ÖSS puanı için ben daha çok net yapmama rağmen, benden daha az net yapan birisi kazanırsa, buna eğitim adaleti denilemez. Çünkü, beni ilgilendiren okulumun kitlesel başarısı değil, kişisel başarımdır. Galiba sonuçların açıklanacağı gün, kıyamet kopacak.