Hazine garantisiyle 1 yıl vadeli yüzde 105 faizli 50 trilyon lira alınmış, Et Balık, Zirai Donatım, Sümer Holding gibi kuruluşlara dağıtılmış. Yılsonuna kadar özelleştirme kapsamındaki kuruluşlara en az 125 trilyon lira daha gerektiği hesaplanmış.
Geçen yılki Petrol Ofisi ve Türkbank'ın satışı olayıyla sekteye uğrayan özelleştirmenin, sağlam bir hukuki altyapı beklentisi nedeniyle durdurulmasının etkisini göstermesi açısından ilginç bir örnek. Özelleştirme misyonu olan bir kuruluşun bizzat kendisi KİT haline gelebiliyor. Çünkü özelleştirme duralı bir yıla yaklaşıyor. En son satılan Türkbank'tı. Ardından yaşanan olayları ise herkes biliyor.
* Rating'cilerin görüşü - Rating kuruluşu Moody's'in Türkiye analisti Hanan Amin Salem, yapısal reformların çıkartılıp, kalıcı önlemlerin alınmasından sonra, Türkiye'nin görünümünü durağandan pozitife çevirebileceklerini söyledi. Salem, Hükümetin son aylarda cesaretli adımlarla doğru yönde ilerlediğini, ama bunun kalıcı olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye'nin şu anda iş dünyasına, kararlı olup olmadığını göstermesi açısından önemli bir dönemde olduğunu belirten Salem, reformların yıllardan bu yana konuşulduğunu, ama iş dünyasının artık somut sonuçlar görmek istediğini kaydetti. Tarım reformu, özelleştirme gibi reformların gerçekleştirilmesinin önemine dikkat çeken Salem, sosyal güvenlik reformu ve uluslararası tahkimin ise Türkiye'nin önde gelen reformları olduğunu vurguladı.
Benzer görüşleri Standard and Poor's Türkiye temsilcisi de söylemişti.
* Reform takvimi - Reformlar için bu hafta en kritik hafta. Tahkim ve sosyal güvenlik Genel Kurul'da görüşülebilir. Daha sonra Meclis tatile girecek.
Ekim ayında tekrar açıldığında ise Meclis'i daha çok siyasi düzenlemeler ve reformlar bekleyebilir. Zaten Başbakan'ın ziyaretleri, IMF toplantısı ve Türkiye-IMF ilişkileri takvimi de, Meclis'teki ekonomik refomların bu ay sonuna kadar çıkartılmasını gerekli kılıyor.
Başbakan Ecevit, Eylül'ün son haftasında Amerika'da olacak. Ekim'de ise IMF ile masaya oturulacak. Yani reformlar konusunda bu hafta ve gelecek hafta yapılabilecek ne varsa yapılacak. Bu da IMF ile anlaşmada ve Türkiye'nin rating notunun artılmasında etkili olacak.
* Kaçma lüksü yok - İşin savsaklanması ise Ecevit'in temaslalarındaki başarıyı olumsuz etkileyecek, IMF ile ilişkileri askıya alacak.Bu durum, Türkiye'de krizin devam etmesini beraberinde getirebilir. Dünya krizi önemli ölçüde aşmışken ve ekonomide canlanma ha başladı ha başlayacak diye beklerken, böyle bir tablo ile karşılaşmak gerçekte şok etkisi yapacak.
Türkiye'nin ve hükümetin reformlardan kaçma, reformları yarıyerde bırakma lüksü artık yok.
Sonuç - "Çincede kriz kelimesi iki karakteri içerir, biri tehlikeyi diğeri de fırsatı simgeler"