kapat

10.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Güldüren adamın dünyası
Kemal Sunal adı, Türk sinemasında bir efsaneye karşılık geliyor. Hatta kendisi de toplumdaki bu "Kemal Sunal olayı"na kayıtsız kalamayarak, kendini konu alan bir tez çalışmasıyla "master"ını tamamladı. Yaklaşık 30 yıldır Türk izleyicisi Kemal Sunal'a gülüyor. Beyazperdede göründüğü ilk günden itibaren izleyiciyle arasında garip ve tarifsiz bir sıcaklık oluşturmayı başarmış bir isim o.

Kemal Sunal'ın, sinemadaki şöhretine ulaşmadan önce Devekuşu Kabare'deyken tanışıp, 1975 yılında da nikah masasına oturduğu Gül Sunal ile evliliği, çevrelerindeki birçok kişi tarafından "örnek evlilik" olarak gösteriliyor. Yıllardır "Kemal Sunal'ın eşi" olarak anılmaktan büyük bir gurur duyan Gül Sunal, çocuklarını dünyaya getirip, onları kendi ayakları üzerinde duracak yaşa getirene kadar hiçbir zaman çalışma hayatına atılmayı düşünmemiş. Ne zaman ki bunlar gerçek olmuş, bir ana okulu açma hayalini gerçekleştirmek istemiş Gül Hanım. Bunun için eşinden başta "hayır" cevabını alsa da, kısa bir süre önce açtığı "Gül Sunal Ana Okulu"ndaki işlerinde en büyük yardımcısı ve destekçisi yine Kemal Sunal.

24 yıllık hayat arkadaşının ağzından Kemal Sunal'ı tanımak istediğimizde, dudaklarından ilk dökülen sözcükler şunlar oluyor:

Osmanlı usulü...
"Prensiplerinden ödün vermeyen, mükemmeliyetçi, kılı kırk yaran bir yapısı vardır. Modern düşüncelerin yanında Osmanlı usulü bir aileyiz biz. Gece hayatını sevmez. Eviyle işi arasında geçer hayatı. Çok düşünüp hareket eder ve davranışlarıyla örnek olmak ister."

Kemal Sunal'ın sahiplenme duygusunun film setlerinde de sürdüğünü söyleyen Gül Hanım, "İstanbul dışındaki çekimlerde Kemal uyumaz. Sette herkesin yattığını gördükten sonra yatar," diyor.

Kemal Sunal'ın özel yaşamında en belirgin özeliklerinden biri, az konuşması. Bunun sebebini de "Çok konuşup hata yapacağıma az konuşurum daha iyi" diyerek açıklıyor.

Gül Hanım, Kemal Sunal'ın "kontrollü olmayı ilke edinmiş" bir insan olduğunu ve kuraldışı şeylerden hoşlanmadığını belirterek, şöyle devam ediyor: "Evde çok gürültü edilmesinden hoşlanmaz, komşuların rahatsız olacağından çekinir. Çok affedici, hoşgörülü değildir. Çocuklar konusunda titizdir. 'Okullarını okuyacaklar başka bir şeyle uğraşmayacaklar' diye düşünür."

Gül Hanım'ın, eşiyle ilgili olarak değinmeden geçemediği bir nokta da onun cimri olduğuna dair çıkarılan söylentiler: "O cimri lafı, son derece yanlış. Eski aktörler 30-40 kişilik sofralar kurdururmuş, içkiler içilirmiş falan. O böyle şeyler yapmadığı için herhalde, cimri diye bir laf çıkardılar."

Gül Hanım'la konuşurken, Kemal Sunal'ın alışveriş yapmaktan hiç hoşlanmadığını da öğreniyoruz: "Kendisi asla alışveriş yapmaz. Ezo, Ali ve ben yapıyoruz onun kıyafet alışverişlerini. Belli bir yerden giyiniyor, gidip alıp geliyoruz. Kilosunu muhafaza ediyor ki, sorun çıkmasın diye."

"Büyümemi istemiyor"
Şu an 16 yaşında olan Ezo, Sunal ailesinin küçük kızı. Sain Te-pulcherie Fransız Lisesi'nde öğrenim gören Ezo, insanların babasının çok ciddi olduğunu düşünmesine rağmen, onunla birlikteyken çok eğlendiğini söyleyerek, "Babam beni çok güldürüyor. Zaten babalar kızlarına düşkün olur. Bizim babamla çok güzel bir ilişkimiz var," diyor.

Her genç kızın bir biçimde yaşadığı aile içi kısıtlamalardan, baskılardan nasibini alıp almadığını sorduğumuzda ise son derece aklı başında cevaplar alıyoruz Ezo'dan: "Gerek babam, gerek abim büyümeye başladığım için tedirgin oluyorlar. Hep gözlerinin önünde olmamı istiyorlar. Kız çocuğu olarak, bazı yerlerde kısıtlanıyorum ama buna kızmıyorum. Kısıtlanmak kimsenin hoşuna gitmez ama başıboş olmayı da kimse istemez. Benim çok iyi bir ailem var ve bir yerde de kısıtlamaları gerekiyor. İyiyi-kötüyü ayırt etmek için büyüklerimin yardımına ihtiyacım var. Başıboş olsaydım, sonunda yine ben üzülürdüm. Babam benim büyümemi istemiyor herhalde. Bazen 'sen evlenmeyeceksin, benimle oturacaksın' falan diyor. Ben de mutsuz bir evlilik yapmaktansa hep babamla oturmayı tercih ederim."

Kemal Sunal'ın kızı olmak
Ezo, "Kemal Sunal'ın kızı olmak" durumunu da zorlukları ve hoş yanlarıyla kabul etmiş durumda: "Ne kadar gurur verici olsa da, bir o kadar da zorlukları var. Ama bu zorluklar da hoşuma gidiyor. Göz önünde olduğum için hareketlerime dikkat etmem gerekiyor. Çevremdekilerin yaklaşımları beni rahatsız ediyor. Dışarıdan da biraz soğuk görünüyorum galiba, o yüzden önyargılı yaklaşıyorlar, 'Kemal Sunal'ın kızı, kesin şımarıktır' diyorlar."

Ezo, Kemal Sunal'ın çocuklarının eğitimiyle çok ilgili bir baba olduğunu da özellikle vurguluyor: "Geleceğe yönelik planlarım, okulum ve derslerimle çok yakından ilgileniyor. Bu yaştan sonra üniversite bitirmiş, doktora yapmış olmasıyla da gurur duyuyorum. Ben beşinci sınıftan, abim liseden mezun olurken, babam da üniversiten mezun oluyordu. Hepimiz birbirimize notlarımızı soruyorduk. Herkes ders çalışıyordu o sıralar. Halimiz çok komikti yani."

Kemal Sunal, "Sanatçı babanın çocukları her zaman onun ünü altında ezilirler" düşüncesiyle, çocuklarının sanatçı olmasına karşı çıkmış bugüne kadar. Ezo babasının sözünü tutacağa benziyor. Babası Ezo'nun pedagoji veya psikoloji okuyup, Fransa'da master yaptıktan sonra, annesinin okulunun başına geçmesini istiyor. Ezo da bu isteğe şimdilik sıcak bakıyor.

Oğlu anlatıyor...
İşte oğlu Ali Sunal'ın gözünden Kemal Sunal: "Sessizdir, çok konuşmayı sevmez. Çok konuşanı da sevmez. Yerinde, kendini az ve öz anlatacak şekilde konuşmayı uygun bulur. Yeri gelince güler. Yersiz sululuklar yapmaz, gayet ciddi bir adamdır. Belli kuralları vardır; o kurallara göre hareket eder ve bizim de öyle olmamızı ister. Çok baskıcı, çok otoriter değildir. O belli kurallara uyarsanız sorun çıkmaz."

Ali Sunal, eskiden daha bir "baba-oğul gibi" olan ilişkilerinin, son dönemde abi-kardeş ve arkadaş boyutlarına taşındığını ve aralarındaki sıcaklığın arttığını, eskiden babasını ulaşamayacağı biri olarak görürken, şimdi her şeyini anlatabildiğini söylüyor.

Her ne kadar Kemal Sunal çocuklarının sanat dünyasına girmesini istemese de, Ali Sunal'ın sinema tozu yutmasına engel olamamış. "Propaganda" filminde, usta oyunculara taş çıkaracak bir performans sergileyen Ali Sunal, "Zaten bu filmde babam değil, Sinan Çetin oynattı beni," diyerek şöyle devam ediyor: "Babam kesinlikle karşı çıktı. Ama şimdi destekliyor beni. 'Bir yer gelir, önüne geçemezsiniz' demişti ve öyle oluyor gibi. Kendi prensiplerini aşılıyor, 'şöyle yap, şu tür projeleri değerlendir' diye tavsiyelerde bulunuyor. Zaten gelen projeler üzerinde birlikte tartışıyoruz."

Gençlere yardımcı
Ali Sunal'a, kameranın önündeki Kemal Sunal'ı soruyoruz. "Hep yardımcı, benim gibi diğer acemi arkadaşlara da yardımcı oldu. Bizden biri gibiydi. Her şeye ayak uyduran, yönetmene de, diğer oyunculara da her türlü rahatlığı sağlayan bir oyuncu. Ben bunu gördüm. Ünlü oyuncunun karşısında oynamak zordur kanısı vardır ama babam bunu çok basit kılıyor sizin için."

Halit Akçatepe'nin çöpçatanlığı
Kemal Sunal'ı tiyatro yıllarından tanıyan ve yaklaşık 20 sinema filminde birlikte rol aldığı arkadaşı, bir başka usta oyuncu Halit Akçatepe'nin onun hayatında kimsenin bilmediği bir önemi var. Kemal Sunal ve Gül Sunal evliliğinin çöpçatanlığı Halit Akçatepe'ye ait. Bunun hikayesini de şöyle anlatıyor: "Kemal herkesle senli benli olmadığı için bu konuda da uzak duruyordu. Köyden İndim Şehire filmi sırasında bir tanışma oldu. Bak ne kadar iyi bir insan, ne iyi olur falan diyerek Kemal'i zorlayıp ikna ettim. Filmlerde yuvasını yapıyordum, gerçekte de yapayım dedim."

Kemal Sunal'la birlikteyken çok eğlendiklerini belirtmeden geçemeyen Halit Akçatepe, "Herkesin yanlış bildiği ya da yanlış kanısı haline gelen bir noktaya değinmek isterim," diyerek şunları söylüyor: "'Kemal Sunal niye kimseyle konuşmaz, niye somurtkandır' diye bana sorarlar. Ancak çok yakın, çok samimi bulduğu arkadaşlarının yanında neşelenir. Aslında çok muzip bir insandır; nerdeyse adam kiralayıp muziplik yaptıracak kadar! Herkesle şakalaşayım, herkesi güldüreyim, diye bir derdi yoktur. O işini yapar, en güzel şekilde seyircisini güldürür ama özel hayatında ancak ve ancak çok samimi arkadaşlarının yanında güler."

Hababam Sınıfı gurur duyuyor!
Halit Akçatepe açısından Kemal Sunal'ın bir başka değinilmesi gereken özelliği de, eşine az rastlanır iradesi... "İletişim Fakültesi'ni 51 yaşında bitirmiş bir adamdır. 'Ben orasını bitirmek istiyorum, bitireceğim' dedi ve bitirmekle kalmadı, 'tez hazırlayacağım, doçent olacağım' dedi ve bunu da başardı. Bence bu hayran olunacak, gerçekten özenilecek bir olaydır. Diplomasını alırken, 'Hababam Sınıfı seninle gurur duyuyor' diye bağırdığımda ailesinin yanımda duygulanıp ağladığını hatırlıyorum."

Kemal Sunal'ın bir sanatçı olarak da işine son derece saygılı, son derece titiz bir insan olduğunu söyleyen Akçatepe, onunla karşılıklı oynamanın bir insana zevk verecek kadar güzel olduğunu belirtiyor ve ekliyor: "Bazı başrol oyuncularının yaptığı gibi diğer oyuncuları kıskanmak gibi bir özelliği de yoktur Kemal Sunal'ın. Tanıdığım günden bu yana kişiliğinde en ufak bir değişiklik yoktur."

Profesörlük bekliyoruz
Uğur Dündar'la Kemal Sunal'ın arkadaşlığı, Vefa Lisesi günlerine dayanıyor. Kemal Sunal, okula Uğur Dündar'dan daha sonra girmesine rağmen, mektepteki kıdeminden dolayı, ona büyük muamelesi yapıyorlarmış. Uğur Dündar'a göre Kemal Sunal, "dünya eğitim tarihi"ne geçmesi gereken bir isim: "Kemal Sunal dünya eğitim tarihine liseyi en uzun sürede yani 11 yılda bitiren bir öğrenci olarak geçecek bir isimdir. Güldürü filmlerinde nasıl rakipsizse, öğrenciliğinde de rakip tanımamış bir arkadaşımızdır. Tabii daha sonra yine dünya eğitim tarihine geçebilecek bir hızla soluklanıp şimdilik master'ını sonuçlandırdığını da belirtmek lazım. Şimdilik diyorum, çünkü biz ondan profesörlük, daha sora da ordinaryus profesörlük bekliyoruz."

Uğur Dündar, onun bu benzersiz öğrencilik yaşamıyla tüm gençlere örnek olabileceğine değinerek, "Ben Vefa Lisesi'nin girişine onun büstünün konulmasıyla, yeni öğrencilerin ve Vefa Lisesi'nde okuyacak olan tüm gençlerin zihinlerine takılan birçok sorunun yanıtlanabileceğine inanıyorum. Örneğin, istikbal endişeleri kalmaz," diyor.

Kemal Sunal'ın "arkadaş sevgisi yüzünden", arkadaşlarından kopmamak için okulunu onca yılda bitiremediğini hatırlatan Dündar, bu yönüyle de örnek alınması gerektiğnii savunuyor.

Yapmak istediği en önemli belgesellerden birinin Kemal Sunal'ın yaşamı olduğunu söyleyen Dündar, "para konusunda" anlaşamadıkları için bu projeyi gerçekleştiremediklerini söylüyor.

Yönetmen gözüyle...
Kemal Sunal'ın iki filminin yönetmeni olması yanında, yakın arkadaşı da olan, sinemamızın ünlü yönetmenlerinden Şerif Gören, Kemal Sunal'ı bir yönetmen bakış açısıyla anlatıyor: "Kemal Sunal, Türk sinemasında en hızlı yükselişi yaşadı. Türk seyircisi çok sıcak bir şekilde onu kabul etti. Onu gördüklerinde gülüyorlardı. Sıkıntılı dönemlerinde rahatlamak için, gülmek için onu izlemeye gidiyorlardı. Küfürleriyle bile sevdiler onu. Kemal Sunal küfürleri intikam kelimesi olarak kullanmıştır. 'Eşoğlueşşek' kelimesini onun kadar güzel kullanan yoktur. Bence Kemal Sunal Türk sinemasının son starı. Çünkü en zor günlerde sinemaları tıklım tıklım dolduran tek kişiydi. Her kuşak onu tekrar tekrar kabul ediyor. 10 senede bir, kuşak değiştikçe, eski filmlerini seyreden çocuklar ondan hoşlanıyorlar."


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır