kapat

27.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


"Kızmayın ona!"


Aliye ile Mehmet'in ilişkisi çevremiz tarafından çok soruluyor. Anlaşıyorlar mı, oynuyorlar mı? Sanıyorum büyük çocuğumun kız olması, anlaşmalarındaki en olumlu etken. Daha anaç, daha Mehmet'e yakın ve davranışları ona karşı çok yumuşak.

Mehmet'in doğduğu günler belirgin bir ilişkileri yoktu. Ancak Mehmet'ten etkilendiği huylar oldu. Ağlamak gibi... İsteklerini ağlayarak söylemeye başladı. Mehmet'in konuşamadığını, o nedenle isteklerini ağlayarak bize ilettiğini söylesek de pek derdimizi anlatamadık. Ağlamasını sürdürdü.

İlk ilişki...
Aliye'nin Mehmet ile ilk ilişkisi onu biberonla besleyerek başladı. Ne zaman Mehmet kaşıkla yemek yemeğe geçti, ilişkilerinde belirgin bir gelişme oldu. Çünkü Mehmet te bizim gibi oturuyordu, yemeğini yiyordu. Bizden biri gibiydi.

Aliye 2.5 yaşlarındayken -konuşması gelişmeye başladığı dönem-, Mehmet'in tercümanlığına soyundu. Mehmet ağladığında, "acıktı", "dişi çıkıyor, ondan ağlıyor", "uykusu var" gibi nedenler ileri sürüyordu. Hatta bir gün, Mehmet'i susturamıyorum, sürekli ağlıyor. Yatağına koyuyorum, daha çok ağlıyor. Diğer yatakta uzanmış olan Aliye şöyle bir bana baktı, Mehmet'in yatağının üzerinde asılı duran helikopteri işaret etti "korkuyor, onun için ağlıyor" dedi. Ben de merdiveni koydum helikopteri indirdim. Ağlaması geçti mi hatırlamıyorum ama önerisi çok mantıklı gelmişti.

"Abla" Aliye
Mehmet yürütgeçle gezdiği zamanlar Aliye de onun peşinden ayrılmıyordu. Mehmet karıştırır ya da bir şeyi eline alırsa, yavaşça elinden çekiyor "hayır Mehmet, düşer kırılır" gibi sözlerle onu engelliyor ve Mehmet'i oradan uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Mehmet eğer Aliye'nin canını yakarsa "Mehmet ne yaptın? Aliye'nin canı yandı (o aralar kendisinden 3. şahıs olarak sözediyordu). Kızdım" gibi anlayışlı konuşmalar yapıyordu.

Yine bu zamanlardan birinde Mehmet yemeğini yememekte ısrar edince ona bağırdım. Abla Aliye yine ortaya çıktı "Mehmet'e kızma, anne," dedi, "yatmak istiyor." "İyi ama yemeğini yemesi lazım," dedim. Koşarak odasına gitti, bir broşür ile geri döndü. Mehmet'e gösterdi "bak Mehmet, kamp kurmuşlar, bak Mehmet," diye sayfaları çevirdi. Belki Mehmet dalar da o ara birkaç kaşık daha yer diye. Ancak pek ilgilenmeyince, Aliye'ye "o küçük, büyük kitap getir," dedim. Aceleyle başka bir kitapla döndü, canla başla Mehmet'i oyalamaya çalıştı. Bu ara Mehmet yemeğini yemedi tabii ki!

Mehmet sırtını dayıyor!
Yemedi ama bir başka şeyi keşfetti. Aliye'nin yardımını. Daha sonraları her kızdığımda, ağlayacak bir ifade ile Aliye'ye bakıp yardım istiyordu. Aliye de "Mehmet'e kızma" dediğinde ben de kızmıyordum. Mehmet de hemen gülmeye başlıyordu. Neyse son zamanlarda bu koruma bitti. Şikayet ve haber verme dönemine geçtik. "Anne Mehmet ağzına pis bir şey aldı." "Anne Mehmet yere suyu döktü." "Anne, Mehmet pis kokuyor, kaka yapmış galiba..."

Hatta bana sorarsanız bu dönemi de atlattık, azarlama dönemine girdik. "Sana hayır dedim." "Sus, uyuyacağım!" "Seni pataklarım!" "Ben senin annen değilim!" (bazen Mehmet'in söylediği "aaye" ile "anne" kelimeleri karışıyor da...)

Bugünlerde Mehmet de büyüdü, güçlendi. Aliye'nin saçını çekiyor, oyuncağını elinden alıyor ya da boğuşurken artık üste çıkıp mücadele edebiliyor. Aliye de ara ara gelip Mehmet ile kendisini karşılaştırıyor ve soruyor "ben büyüğüm, değil mi?" Hani acaba biraz Mehmet'e sert çıksa mı?


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır