kapat

05.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
COŞKUN KIRCA(ckirca@sabah.com.tr )


Ecevit'ten garip tahlil!

Başbakan tarikatler arasında iyi ve kötü sınıflandırması yapıyor ve takiyye yapan tarikatin, takiyye yapmayana tercih edilmesi gerektiğini söylemeye getiriyor. Başbakan'a bakılırsa, bazı tarikatlerin takiyye yapmak ihtiyacını duymaları, lâiklik düşmanlığını halkımıza benimsetebilmek için gerçek özlerini örtmek zorunluluğunu anlamalarındadındır. Zira, halkımız, açıktan yapılan lâiklik düşmanlığına ters tepki göstermekteymiş. Bu olgu da, halkımızın lâikliğe ne kadar bağlı olduğunu kanıtlayan pek olumlu bir işaretmiş. Bu düşünceler, üzülerek belirtelim ki Başbakan'ın kafasında bu konuda tam bir kavram kargaşası yaşadığını gösteriyor.

İyisi, kötüsü yok!
Bir kere, lâik Türkiye'nin hukuk sisteminde tarikatin iyisi veya kötüsü yoktur. Zira, kanun, tarikatin iyi olanı ve kötü olanı arasında hiçbir ayırım yapmadan tüm tarikatlerin kapatılmasını emretmektedir. Bu yasak, 30 Kasım 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına dair kanunun 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alır. Bu hüküm "alel'umum tarikatler"den bahseder. Unutmamak gerekir ki adı geçen Kanun Anayasa'nın 174. maddesinde "Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyeti'nin lâiklik niteliğini koruma amacını güden" devrim kanunları arasında sayılmıştır.

Bu durumda, Başbakan bilerek veya bilmeyerek bir devrim kanununu yani Cumhuriyet'in lâiklik niteliğini ihlal etmektedir.

Yasağın sebebi ne?
Tarikatler neden yasaklanmıştır? Çünkü, tarikatler, hem akıl yolunu reddederek şeyhin kerametine dayanan bir din yorumunu benimseyen; hem de dernek, vakıf, sendika gibi Anayasa ve kanunlar uyarınca kurulmuş tüzel kişilerden farklı olarak hiçbir resmi varlığa sahip olmadıklarından çok geniş ölçüde gizlilik içinde faaliyet gösterirken devlet denetimine imkân bırakmayan ve şeyhin emirlerini devlete sadakatin dışına çıkmak pahasına yerine getirme yükümünü yükleyen kuruluşlardır. Devlet, toplum hayatında gizliliği ve kendisininkine paralel, hatta ondan üstün olan kendi dışındaki bir hiyerarşiyi asla kabullenemez.

Yorulmak bilmez tekerleme mucidi Sayın Ecevit, bu kadarıyla yetinmiyor ve takiyyede olumlu bir taraf bile görebiliyor! Eğer bir tarikat takiyye yapıyorsa, takiyye yapmayana kıyasla daha iyi bir yol takip ediyor demekmiş! Başbakan farkında değildir ki tarikatlerin hepsi sırf bu niteliklerinin ortaya çıkmasını önlemek için takiyye yaparlar. Başbakan sanıyor ki hepsi takiyye yapan tarikatlerin bir kısmının gayeleri iyi olabilir ve bu gibiler müsamaha görmelidirler! Başbakan unutuyor ki eğer tarikati kuranların gayeleri iyiyse tam bir açıklıkla ortaya çıkmaktan korkmayarak bu gayelerini dernek veya vakıf olarak devlet denetimine tabi tutmayı kabullenmelidirler. Gayesi devlete karşı olmayanların tarikat şeklinde örgütlenme ihtiyacı da olamaz.

Devlete sızarak lâikliği yıkmak!
Fethullah Gülen'in tarikatinin gayesinin lâik Cumhuriyet'in en hassas mevkilerdeki kademelerine sızarak bir din devleti kurmak olduğu, bizzat kendi sözleriyle inkâr etmez bir açıklıkla ortaya çıkmıştır. Bu bedahet karşısında bile Başbakan, Fethullahçı takiyyeyi bu tarikatin halktan gelen lâiklik yanlısı tepkiyi hesaba katmakta oluşunun bir işareti gibi görülüyor ve sinsiliğe övgüler düzmeye koyuluyor! Başbakan vahim biçimde yanılmaktadır. Fethullah Gülen gizli olmasına rağmen böylesine görkemli bir örgüt kurabilmesini, sanırım ki, halkın -tamamının değilse bile- pek önemli bir kısmının kendisine destek verdiği tarzında yorumluyor. Nitekim, bu zatın hayli kalabalık bir kitleyi peşine katabildiği bir gerçektir. Fethullah Gülen, Başbakan'ın sandığının aksine, halktan değil, kendisine karşı anlayabileceği tek yaptırımı işletebilecek olan Cumhuriyet'ten çekiniyor.

Takiyyecinin takiyyeyle ıslahı!
Başbakan ayrıca sanıyor ki eğer bir tarikat takiyye yapıyorsa en başta kendisi kendi takiyyesine kanacak ve adım adım doğru yola gelecektir! Diğer bir deyimle, Fethullah Gülen lâikliğe saygı duyduğunu söyleye söyleye iç dünyasını unutacak ve tam bir lâiklik yandaşı kesilecektir! Acaba Başbakan, çok ileri bir ruhi tedavi uzmanı mıdır; yoksa, aslında sırf oy toplayabilmek için Fethullahçılıkla iyi geçinmeyi yeğlemek gibi pek de asil olmayan, üstelik pek tehlikeli bir siyasi hedefin peşinde koşan sıradan bir siyasetçi midir?

Bazı kişiler vardır ki hatalı bir iş yapmayı hata olduğunu bile bile kararlaştırır ve aynı andan itibaren işleyecekleri ya da işlemiş oldukları hatanın hata olmadığını ispatlamaya ve hatta onu kutsallaştırmaya çabalarlar. Sayın Ecevit de bunlardan biridir. Bu nazariye doğruysa, Öcalan'ın du duruşmada söylediklerini tekrarlaya tekrarlaya sonunda Türkk Ordusu'na gönüllü nefer kaydolabileceğine inanabilmek gerekir!

Laik Cumhuriyet tedbirlidir
Ne var ki lâik Cumhuriyet'ten kendisini sinsice yıkmayı hedefleyen bir tarikat şefinin ruhi gelişimini takip etmek uğruna ona müsamaha göstermenin getireceği rizikolara katlanmasını istemek akılla bağdaştırılamayacak bir davranış oldu. Lâik ve Cumhuriyet'i korumakla görevli olanlar, bu garip izahlara pabuç bırakmayacak kadar gerçekçi ve tedbirlidirler.

Ancak, asıl görülmesi gereken gerçek, lâik Cumhuriyet'i karşılaştığı tehlikelerden koruma görevinin başbakanın bu anlayışıyla yürütülemeyeceğidir.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır