kapat

05.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


Bin yılda bir!

Alafranga sözcük sevdası bin yılda bir depreşen bir illetimiz değil. Şimdi de karşılamamıza yalnızca 5 ay 25 gün kalan, yeni bin yıl için ağızlar ve sütunlar dolusu bir "millienium" lafıdır gidiyor.

Şuna "bininci yıl" denilse elbette kıyamet kopmayacak.

Ama 2000'ne geçişe, en kolayından (ve ucuzundan) fiyaka katmanın demek başka yolu yok.

Herneyse.

Madem, özgür bir ülkeyiz, isteyen istediğini dileyen dilediğini desin ve yazsın, yeter ki kendisini "libere" hissetsin!..

Elbette, milenyuma geçiş yapmak isteyen "millienium"a, 2000'li yıllara adım atmak isteyen "bininci" yıla girer.

Önemli olan yeni bir bin yıla başlarken, bu fırsattan birey olarak da devlet olarak da yoğun ölçüde yararlanmak, ilişkilerimize, geleceğimize ve kendimize çeki düzen vermek ve doğru bilonçolar yaparak girmemizdir.

* * * *

Bilançonun en iyisini kişinin kendisi yapar. Devlet olarak da elbette, tek tek yurttaşlar, sivil örgütler, üniversiteler, partiler, Meclis ve hükümet yapar ve yapmalıdır.

Devlet olarak uluslararası ilişkilerimizin odağında ne yazık ki, yine komşumuz Yunanistan olacaktır. Çünkü üyesi olduğumuz (ve olmadığımız) tüm uluslararası siyasi ve ekonomik kurululuşlarda saplantı düzeyindeki tek rakibimiz bu ülkedir.

Öcalan'ın ele geçirilmesiyle başlayan, yargılanmasıyla ve ifadeleriyle açıkça ortaya çıkan gerçekler bu ülkeyle olan ilişkilerin ciddi bir biçimde gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Önce şunu dünya biliyor ki, Atina ile Ankara arasındaki sorunların hiç birisini Türkiye çıkartmamıştır.

Ne Ege'deki sorunlar, ne Kıbrıs, ne de Batı Trakya Türk azınlığına yönelik haksızlıklarda Türkiye'nin haksız bir ilk adımı ve kışkırtıcı tavrı yoktur.

İki ülke arasındaki tüm sorunların temelinde Lozan'da 75 yıl önce kurulan dengeyi Yunanistan'ın tek taraflı olarak bozmak niyetinin yattığı açıkça görülebilir.

Bunu Ege adalarının silahlandırılmasından, Batı Trakya'daki Türk azınlığa yapılan baskılara kadar her alanda izlemek mümkündür.

* * * *

Türkiye'nin gelişmesini, güçlenmesini ve esenliğini 15 yıldır gizli gizli desteklediği kanlı bir katliam şebekesiyle sabote eden, bu ülkenin tutumunu en kanlı savaşlara tutuşmuş ülkeler bile göstermemiştir.

Bir katliam suçlusuna sahte belge, pasaport sağlamak, devlet konuğu gibi resmi ikametgahlarda ağırlamak, askeri uçaklar tahsis etmek, "Nazi"lerin uygulamalarında bile rastlanmayan işlerdendir.

Hele bu vahşet örgütüne "komşu"muzun para ve silah sağlayıp, her tür lojistik ve politik desteği sunması ise eşi zor görülür uygulamalardandır.

* * * *

Türkiye bu ülkeye iyi niyetini ve güvenini koşulsuz olarak her fırsatta sergilemeyi sürdürmüştür. Ama, Davos Süreci'nden tutun da, on beş yıldan bu yana Yunanistan yurttaşlarına tek taraflı uygulanan Türkiye'yi vizesiz ziyaret olanağı bile bir zaaf olarak görülüyor ve gösteriyor.

Türkiye diyalog ve iyi niyet adımlarını her zaman hiç tereddütsüz ilk atan olmuştur, olmaktadır.

Bunu hiç değilse bir kez ve ilk kez değiştirme zamanıdır.

Atina, PKK'ya verdiği destek ve Türkiye'ye yaptığı düşmanlık ve kötülüklerden dolayı artık, hiç değilse Öcalan'ın yaptığını yapabilmeli ve özür dilemelidir.

Haydi devletler arasında özür olmaz diye, yine iyi niyet sergileyip, bu özrü bir açıklama yapma borcuna dönüştürelim:

- PKK bir terör örgütür! denilsin yeter!

Böyle bir açıklama bile, iki ülkenin 175 gün sonra başlayacak olan yeni "bininci yıl" a dostça ve umutla girmesi için yeterli olacaktır.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır