


İki ayrı tip
Öptüm, babay...
Sümüklü kızlar ortalığa saçılınca Türkçenin cılkı çıktı.
- Saat 3 gibi...
- Tamam, oldu...
Televole futbolcuları ve Televole sanatçıları da bunlara katılınca, Türkçenin meğer 100 kelimeyle konuşulabileceği anlaşıldı.
*
Bunlar, maaşallah tornodan çıkmış...
Fabrikasyon...
Tek tip.
- Ya diye başlıyor lâfa... Yahu anlamında...
Her lafa niye yahu'yla başlanır o meçhul de, ama yahu'yu bile ya diye telaffuz edenlerin kumaşı malum.
Bir de... dimamma tutturmuşlar.
Değil mi ama anlamında... dimamma.
Allah Allah...
*
Sunucuların ne söylediği hiç anlaşılmıyor.
Hamhum şaralop, acayip bir Türkçe.
Diskoteklerdeki, barlardaki, kafelerdeki kızların ne dediği zaten hiç anlaşılmıyor.
- Tamam, cepten ara.
Yüzlerinde genç kız ifadesi yok... Masum görünüş gitmiş, pek bilmiş bir eda gelmiş.
Cep telefonları yetmiyor, şimdi öbür ellerinde de birer su şişesi.
Ne moda ama...
Ne estetik...
*
Ayakkabılarını seveyim.
Kendilerini çirkinleştirmek için ne mümkünse yapıyorlar.
Saçlar, hiçbir zaman genç kız saçı değil
Ama bunlar önemsiz... Ben, ne konuştuklarını, ne söylediklerini anlamak istiyorum. Anlayamıyorum.
- Hey baksana...
İşte bunu anlıyorum.
Gayet net ve berrak bir hitap tarzı.
- Nolmuş ki, neden ki...
Tek tip binlerce kız, birdenbire istilâ ediverdi sanki etrafımızı.
En büyük korkuları da irtica.
- Ne demek kızım irtica?
- Ya işte türban falan.
Ama en sinirlendiğim de şu dimamma.
Yâni... değil mi ama.
*
Bunlar ortalara saçıldığı için, hattâ televizyonlarda sık sık gözüktüğü için, Türkiye'yi bundan ibaret zannedip ümit kesebilirsiniz.
Kesmeyin.
Gençliğin ezici bölümü, öbür taraf'ta.
Yâni, bu girdabın dışında.
Tertemiz yüzlü, güzel gönüllü, sağlıklı aile yapısından gelen, görgülü, bilgili, terbiyeli ve saygılı kızlarımız, başka bir dünyadadır... Zaman zaman dimamma'cılarla aynı mekânda bulunmak zorunda kalsalar bile asla onlara benzemiyorlar. Onlardan etkilenmiyorlar. Çünkü kökleri sağlam.
Evet...
Bu 2 ayrı tipi, bazen aynı toplulukta görebilirsiniz... Ama farkı da hemen farkedebilirsiniz.
Baş ayıraç:
- Utanma duygusu.
Hele ne güzeldir o eve geç kalma korkusu.
Türk gençliğinin ezici çoğunluğu budur... Korkmayın... Seviye, kolay kolay teslim olmaz...
Bir de Anadolu Güneşi var ki, yağmur ve toprak kokan o dünyayı bir başka gün yazacağım...