Piyangodan mı çıktılar, yoksa bileklerinin haklarıyla mı geldiler? Türkiye'de araştırmalar geç yürüdüğü için neticesi herhalde 6 ay sonra çıkar. Sonuçlar menfi olursa haliyle bundan, iki futbolcusunun oynadığı F.Bahçe de zarar görür.
Aslında buradaki en önemli faktör Futbol Federasyonu... Ama onu ortalarda gören yok. Federasyon deyince aklıma geldi, orası zaten alem bir yer. Hem Yıldırım, hem Süren sistemden son derece şikayetçiler, "Değişmesi gerekir" diyorlar, son derece haklılar. İşler delege avcılığıyla yürüyor. Ama kulüplerin sorunları çok büyük diyorlar.
Antrenörler zaten birbirlerine ateş açıyor, ayaklarını kaydırıyorlar. İş bulamayanlar geçici bir süre de olsa Federasyon seyahatlerine katılıyorlar. Örnek mi, Celal Kıbrızlı... Milli Takımın Finlandiya seyahatinde şeref konuğuydu ve aynı Celal Kıbrızlı, bir arkadaş sohbetinde "Ben bu federasyonu çok seviyorum. Gerekirse amigoluğunu bile yaparım" diyor. Çocuk haklı, zaten Türkiye'deki futbol sisteminde amigolar da kulüp bünyesinde, yönetim kurullarına bağlı çalışıyorlar. Eğer mama verirsen sesleri çıkmıyor. Mamaları kesersen yönetim aleyhinde bas bas bağırıyorlar. Burası Türkiye; olur böyle şeyler.
Finladiya milli maçının primi 25 milyar. Yıldırım da, Süren de bundan şikayetçiler, "Kimin parasını kime veriyorlar" diyorlar. Haklılar. Paranın bu kadar çok döndüğü bir ortamda ona yön veren Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyelerinin servet beyanı vermesi gerekmez mi? Bazılarının işleri nedir, nereden para kazanırlar? Federasyon Yönetim Kurulu üyeliği fahri, yani para almadan yapılan bir görev. Burası Türkiye; olur böyle şöyler.
Ligin bitimine üç hafta kala Ogün ameliyat için Almanya'ya gidiyor. 1,5 ay sonra F.Bahçe sezon açıyor. Ogün'ün ameliyat olduğu yerde sakatlık sürüyor. Fatih ve Rıdvan'la yaptığım röportajdan bir gün önce, Ankara'da Mahmut Nedim Doral'a ameliyat oluyorum. Kim bu doktor biliyor musunuz? Avrupa Spor Travmatolojisi ikinci başkanı... 2 yıl sonra başkan. Terim'le konuşuyoruz. Diyor ki, "Milli takımda teknik direktördüm. Ankara'da Mehmet Minnet'e ameliyat oldum. Üç gün sonra milli takım antrenmanına çıktım. Kimseye de bir şey söylemedim." Beşiktaş iki futbolcu getiriyor, kulüp doktorları "Sakat! Oynayamaz" diyorlar. Aynı futbolculara Almanya'da Faruk Durbin, "Oynayabilir" teşhisi koyuyor. Burası Türkiye, olur böyle şeyler.
Finlandiya'da Şaşlık adında bir Rus restoranındayız. Yusuf Duru, Hasan ve Hıncal'la yemek yiyoruz. Sohbette, Türk spor basınında yazarların söylediklerini yazmadığı ya da yazdıklarını inkar ettiğini eleştiriyor. Aniden dönüp, "Peki Fatih Terim başarılı mı arkadaş?" diyorum. "Başarısız" diye yanıt veriyor. "Peki, o zaman 'Her başarılı erkeğin ardından bir kadın vardır, onun için eğer kabul edersen G.Saray camiası adına sana teşekkürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum' diye üç gün önce yazan sen değil misin?" diyorum. Takılıyor; o sırada bir telefon imdadına yetişiyor. Hoş, Hıncal telefonla restorana gitmeyi çok eleştirir ama; ne yapalım, hocanın söylediğini yapacaksın, yaptığını yapmayacaksın demişler.
Yani her taraf sakat. Sakatlığı fazla dışarıda aramayalım. Bu sakatlıkları iyi eden doktorlarımız da bizde fazlasıyla mevcut. Bu kadar sakatın çok olduğu bir yerde zaten bu doktorlar yanlış yapa yapa doğruyu çok güzel buluyorlar.