|
|
Töre ayıbına son veriliyor
Devlet Bakanı Hasan Gemici, töre cinayetlerinde ceza indirimi gören maddenin kaldırılacağını açıkladı, "Ceza indirimi özendiriyor" dedi.
Kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanlığı, kamuoyunda "töre cinayetleri" olarak da bilinen suçlarda ceza indirimini öngören Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 462. maddesinin kaldırılması amacıyla bir çalışma başlattı.
Devlet Bakanı Hasan Gemici, A.A muhabirine yaptığı açıklamada, "töre cinayeti" işleyenlerin cezalarında TCK'nın 462. maddesi uyarınca büyük indirimlere gidildiğine işaret ederek, bu durumun suç ile ceza arasında eşitsizlik meydana getirdiğini söyledi.Töre cinayetlerinin özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da bir sosyal sorun olduğunu ifade eden Gemici, "İndirimler, bu tür cinayetleri özendirici ve kolaylaştırıcı" dedi. Gemici, töre cinayetlerinin önlenmesi amacıyla Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü (KSSGM) ile Bakanlık bünyesinde oluşturulan Hukuk Komisyonu'nun TCK'nın 462. maddesinin iptaline yönelik bir çalışma başlattığını bildiren bildirdi.
462. madde ne diyor?
TCK'nın 462. maddesi, zina halinde veya gayrimeşru cinsi ilişkide bulunduğu sırada veya bunu yapmak üzereyken yakalanan veya bunu yaptığı şüphe edilmeyecek derecede belli olan karaı, koca veya kızkardeşin yakınları tarafından öldürülmesi halinde, bu suçu işleyenin cezasında 8'de bir oranında indirime gidilmesini ve ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülmesini öngörüyor.
Fırat'a atılan Gönül
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran bir töre cinayeti girişimi Şanlıurfa'da yaşanmıştı. Gönül Aslan isimli genç kız, amcasının oğlu Sakıp Aslan ile imam nikahı ile birlikteyken, başka birisine kaçmıştı.Bu durumu öğrenen Sakıp Aslan ile genç kızın 3 amcası, "aile meclisinin" verdiği kararla harekete geçmişti. Sakıp Aslan, amcalar Abdullah, Mahmut ve Hacı Aslan, Gönül Aslan'ı Birecik'te Fırat Nehri'ne atmıştı. Gönül Aslan ölümden dönerken, olayın failleri yakalanmıştı. Daha sonra açılan davada, sanıklar, mahkemece 2 yıl ile 4.5 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı. Bu davanın temyiz istemini görüşen 1. Ceza Dairesi'nin kararında, verilen hükmün, "gerek tahrik derecesi ve gerekse cezaların düzeyi itibariyle bozmayı gerektirir düzeyde zafiyet taşımadığı, sanıkları eyleme sevk eden saik ve yöresel anane de gözetildiğinde, mağdurenin adresini kaybettirme gayretine girmesinin ve böylece yaşamına yönelecek yeni tehditleri önlemesinin makul olduğu kaydedilerek", bozmayı gerektirir bir durum olmadığı ifade edilmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bu nedenle sanıkların cezalarını onamıştı.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|