kapat

05.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Şeffaflığın neresindeyiz?
Ekonomi tarihi bir kavşak noktasında. Uluslararası kredi yollarının açılması için direksiyondakilerin doğru vitesi seçip gaza basmaları gerekiyor.

Yapısal reformlar vitesine takılıp, icraat gazını almayan bu arabanın, rölantide bekletilmesi halinde sarı ışığın kırmızıya dönmesi an meselesi. Türkiye ile IMF arasında geçen son pazarlıklara "şeffaflık" penceresinden bakalım.

"Her türlü bilgiye aç ve acımasızca kullanmaya hazır" bir piyasa mı var karşımızda? IMF ile yapılan bir dizi görüşme, "piyasa kurtları" sendromunun gölgesinde kaldı. Türkiye, bildik kapalı devre program" hazırlama tekniklerine dönüverdi. Oysa IMF Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli, "Uygulanacak programa toplumsal desteğin önemi çok büyük" diyordu. Ekonomi yönetimi ise "bilgi sızdırma" psikozu ile "kamuoyunu bilgilendirme" denklemini bir türlü çözemiyordu.

Bu aşamada, "Daha görüşmeler bitmedi. Şimdi yapılacak bir açıklama yanıltıcı olur" denebilir. Haklı gerekçelere dayanabilecek böyle bir savunma aynı zamanda, "Spekülasyonlara", "panik ataklara" hazırlıklı olmayı da gerektirir. Temel ilkesi harcamaların kısılması esasına dayanan, önce dar ve sabit gelirlileri fedakarlığa davet edip, ancak birinci yılın sonunda reel faiz cephesini ele geçirmeyi hedefleyen bir program var karşımızda. Üstelik, daralan bir ekonomide "kemer sıkma" politikalarına destek vermesi beklenen milyonlar sözkonusu.

IMF ile ekonomik büyümeden döviz kurlarına kadar pek çok detayı görüşen siyasi ve bürokratik kadronun, kamunun nasıl aydınlatılacağını da düşünmeleri gerekmiyor mu?

Kapalı kapılar ardında kotarılan "reçete" ile "acı ilaç" birilerine yutturulamazsa bunda şeffaflıktan kaygı duyan anlayışın hiç mi payı olmayacak? 5-6 ay vaziyeti idare ettikten sonra anlaşmaya imzayı attığınızda gerçekler ortaya çıkmayacak mı?

Şu soruya doğru yanıtı bulalım. "Bu ülke, enflasyonu gerçekten düşürmeye hazır mı değil mi?" Eğer, "hazır" deniliyorsa, çekinmeden herkesin ödeyeceği faturayı açıklayalım. Bu fırsat da kaçırılırsa enflasyonun düşürülmesi için yüzde 1000'lere çıkmasını, güçlü tek parti iktidarlarının gelmesini beklemekten başka çaremiz kalmayacak!...

HAFTANIN SÖZÜ
Sosyal güvenlik reformunu vakit kaybetmeden yapmak zorundayız. "Tabanımızdan baskı var" diyarsanız topu bize atın. Tepkileri ve eleştirileri göğüslemeye hazırız. Sivil toplum kuruluşları olarak bir metin üzerinde uzlaşıp bize getirin.

Başbakan Bülent ECEVİT
Bunları biliyor musunuz?

* Prestij Bina: İş Bankası'nın İstanbul'daki gökdelenlerine taşınma hazırlığı hızlanırken Ankara'daki tarihi binaya talip olanların sayısının arttığını, Türk özel sektörünün 800 bin üyeli en büyük örgütü konumundaki TOBB'un bu binayı gözüne kestirdiğini,

* POAŞ'ta Neler Oluyor?: Özelleştirme kapsamındaki KİT'lerde tek imza ile siyasi atama döneminin yeniden canlanmak üzere olduğunu, ANAP Ankara Milletvekili adayı Başbakanlık eski Müsteşarı Yaşar Yazıcıoğlu'nun POAŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilmek istendiğini, operasyonun tamamlanması için Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı Nazime Gürkan'ın POAŞ'taki bu koltuğu boşaltmasının beklendiğini,

* Dış Ticaret Beklemede: MHP'li Devlet Bakanı Tunca Toskay'a bağlanan Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın kan değişimine hazırlandığını, Müsteşar Yavuz Ege için büyükelçilik ünvanı verilmesi ya da Tokyo'ya atanma seçenekleri üzerinde durulduğunu, Müsteşar Yardımcısı Kürşat Tüzmen ile MHP'ye yakınlığı ile bilinen Akın İzmirlioğlu isimlerinin müsteşarlıkta ön plana çıktığını,

* 3 Kişilik Yönetim: Sanayi Bakanı Ahmet Kenan Tanrıkulu'nun "kadrolaşma" baskısı altında ekibini kuramadığını, bakanlığı yanında getirdiği 3 kişiyle idare etmeye çalıştığını, siyasete bulaşmamış, teknisyen yönü ağır basan bakanlık üst yöneticilerinin ise görev beklediğini ancak bakanla bir kez bile konuşma fırsatı bulamadığını.

Okan MÜDERRİSOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır