kapat

05.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Borsanın rakibi kısa vade, yüksek faiz
İMKB Başkanı Osman Birsen Hazine'nin borçlanmasında faizlerin yüksek ve vadenin kısa olmasının borsa açısından olumsuzluk yarattığını belirterek, "Buna rağmen piyasamız gelişti. Fakat bunun daha fazla sürmesi beklenmesin" dedi.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Başkanı Osman Birsen, sermaye piyasasının en büyük rakibinin Hazine olduğunu belirtti. Birsen, finans dengesinde iki temel problem olduğunu belirterek "Bunlardan birincisi yüksek reel faizler, diğeri de uzun vade sorunudur. Bu borsayı menfi yönde etkiliyor. Gelişmekte olan ülke piyasaları bu sorunlar olmadan gelişirken bizim sermaye piyasamız bu koşullar altında gelişti. Ama bu şartlar altında gelişmenin uzun süreli olacağını beklememek lazım" dedi.

Sermaye Piyasası Kanunu'nda eksik bulduğunuz yerler var mı?

Elbette bazı mevcut sorunlar var. Ama ben daha çok yapısal değişiklikler üzerinde durmak istiyorum. Hukuki yapılar ne kadar güçlü olursa olsun, esasta bazı eksiklikler varsa uygulamalara aksediyor. Benim bu çerçevede gelişme ihtiyacına işaret ettiğim alanlar var. Birincisi piyasanın derinleşmesi. Önümüzdeki fırsatları değerlendirmeliyiz. Geçen yıl yaşanan kriz bu gelişmeyi durdurmadı ama ciddi şekilde sınırladı.

Bu sorun artık yalnız sermaye piyasasının sorunu ya da onunla ilgili bir sorun olmaktan çıktı. Finansman açısından iki temel özellik dikkati çekiyor. Birincisi vade ikincisi kaynağın maliyeti, yani faizlerin yüksekliği. Bu iki konu da çok önemli. Bu alanlarda gelişme sağlanması lazım. Sermaye piyasamızın bu güne kadar gösterdiği gelişme bu iki konunun ağır menfi etkisi altında gerçekleşti. Bir çok borsa ya da sermaye piyasası bu iki noktadan yara almaksızın gelişmesini sürdürüyor. Biz ise Hazine'nin çok yüksek reel faiz verdiği bir ortamda rekabet etmek durumunda kalıyoruz.

Vade kısalığı da işin ikinci dikkat çekici yanı. Hisse senedi piyasalarındaki akışkanlıktır yatırımcıyı bu tarafa yönelten. Para piyasalarında da aynı tarzda bir yapı olursa iş iyice karmaşıklaşıyor.

Sermaye piyasamız bu koşullar altında önemli gelişme gösterdi ve hala da gösterilyor. Ama bu mücadeleyi sürekli yapmasını beklememek lazım. Bazen nefesinin kesildiği dönemler oluyor.

Yabancılar azınlık hissedarların haklarına büyük önem veriyor. Bu sizle ilişkili değil ama sizi de etkiliyor. Bu sorun nasıl çözülür?

Azınlık hakları gündemde olan bir konu. Sermaye Piyasası Kanunu'nda buna yönelik düzenlemeler var. Ticaret Kanunu'nda da düzenlemeler var. Bunu halka açık şirketler çerçevesinde yeniden düzenleyip, daha geniş plana yaymak gerek. SPK'nın da böyle bir yaklaşımı var.

Azınlık haklarının geliştirilmesi önemli bir konu olmakla beraber tamamiyle çözüm olması mükün değil. Bunun daha ileriye götürülmesi ancak idari kararlarla oluşturulabilir. Son zamanlarda bu konuda tartışmalar var. Ben bu tartışmaları yararlı bulmakla birlikte, sermaye piyasamızın o kadar da kötü tanıtılmasından hafif bir üzüntü duyuyorum. Bazı konularda geliştirilmeye muhtaç. Güçlendirilmesi gerek. Ama bugünkü piyasanın hukuk dışı olduğu gibi bir anlayışa katılmak mümkün değil.

İMKB bugün ne durumda, nasıl bir gelişme izledi?

Bugün bütün olumsuz şartlara rağmen işlem hacminde yüzde 20'lik bir artış var. Nisan-Mayıs aylarında bu daha iyi de oldu. 350-400 milyon dolar seviyelerine kadar çıkan işlem hacimleri oldu. Geçen yıl bu 284 milyon seviyelerindeydi.

Geçen yılı bir test olarak kabul ederseniz, bu testi başarıyla geçen gelişmekte olan bir piyasayız. Öte yandan Rusya krizi nedeniyle önemli kayıplar oldu. 1999'un ilk 5 ayında bu kaybı telafi ettik sayılır.

Özelleştirme bizim için bir fırsat. Bazen borsaların büyük özelleştirmeleri kaldıracak deneyimi olmadığı yönünde eleştiriler alınır. Bu görüş, statik açıdan bakılırsa doğru ama dinamik açıdan bakarsanız, yeni yatırımcıları piyasaya çektiği için pek doğru bir eleştiri değil. THY, Telekom bunların en başında sayılabilecek özelleştirmeler. Buradaki gelişmeler borsaya ve morallere etki edebilecek seviyede.

Bu gerçekleşirse yankısını dışarda bulmanın imkanı var. Bizim piyasadaki hisse senetlerinin yüzde 50'si yabancılara ait. Hatta bu halka açılmanın ilk zamanlarında yüzde 60-70 seviyelerinde. Demek ki dışarda talep var. Hatta kriz zamanında bile yüzde 40'ın altına düşmedi. Biz kendi payımızı ne kadar artırırsak ondan daha çok yabancı gelecek. Dünya sermaye hareketlerindeki payımız o kadar küçük ki bunu fevkalade büyütme şansına sahibiz.

Bizim büyük bir ekonomimiz, büyük şirketlerimiz var. Ama dünyada artık piyasaya kazandırılabilecek büyük yeni şirket yok. Ekonomi büyüklükleri sınırlı. Halbuki bizde bu şans hala sürüyor. Borsaya kazandırabileceğimiz bir çok büyük şirket var.

'Biz de payımızı alalım'
İMKB Başkanı Osman Birsen piyasanın en temel eksikliğinin kurumsal yatırımcı olduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Hukuki yapı eksiklikler içeriyorsa bunu düzeltebiliriz. Ama piyasanın temel eksikliği kurumsal yatırımcı eksikliği. Gelişmekte olan piyasaları besleyen kaynak bu. Dünya, 11 trilyon dolara ulaşan bir fondan yararlanıyor, bundan besleniyor. Biz de yararlanalım. Örneğin özel emeklilik fonları gibi bir uygulamayla fon akışına olanak yaratmamışız."

* Tartışılmakta olan ve meclise gelecek olan Sosyal Güvenlik Reformu, bu sorunu bir miktar çözebilir mi?

Eksikliğin temel nedenlerinden birisi bizim sosyal güvenlik kurumlarımızın kaynak yaratamamış olması. Bir kere burada bir eksiklik var. Bu reform kesinlikle yapılmalı. Bunu tartışmıyorum bile. Ama Sosyal Güvenlik Reformu bize kısa zamanda fayda sağlamaz. Bu sadece mevcut sitemin tamiri için yapılan bir reform. Özel emeklilik fonları ise ona alternatif olmayıp, tam tersine destekleyici, bütünleyici, kaynak birikimine olanak sağlayıcı bir düzenleme. Özel emeklilik fonları ve benzer uzun vadeli fonların teşvik edilmesi gerekli. Sosyal güvenlik siteminin sağladığı getiriyi yeterli görmeyen yüksek gelir grupları, ya da yarınki gelirim daha iyi olsun diyen kimselere bu fırsatı sağlamak gerekli. Gerekli fırsatı sağlamazsanız, bu kaynağı ya tüketimde görüyorsunuz, ya da yatırım bile olsa sermaye piyasalarının dışına gidiyor.

Oysa Avrupa'da yarınki gelirinin yüksek olmasını isteyenlerin paraları bu fonlarda toplanıyor. Bunlar da sermaye piyasalarına akıyor. Sadece borsaya değil, tahvil bono gibi enstrümanlara gidiyor. Ama sermaye piyasalarına derinlik sağlıyor. Bu imkanlardan yararlanan ABD'nin 2.7 trilyonluk bir uzun vadeli fon hacmi var. NYSE dünyanın en büyük borsası ama bu şeklide en büyük olmuş. Londra Borsası'nda bu rakam 1.2 trilyona yakın. Muazzam bir fon bu. Biz de kendi tasarruf imkanımızı bu fonların desteklenmesiyle artırabiliriz. Uzun vadeli fon olsa bunlarla daha uzun vadeli yatırım yapılabilir. Türkiye'nin uzun vadeli fona ihtiyacı var ve bunun için her türlü teşviği vermeli. Bunu şimdi emeklilik fonuna yatırırsanız vergiye tabi oluyor. Yani hem bunu uzun vadeli yatırıyor hem vergi ödüyorsunuz. Bununla da kalmayıp o kurumdaki değerlendirilmesinden de ayrıca vergi ödüyorsunuz. En sonunda da size emeklilik ücreti olarak verilen şeyden tekrar vergi alınıyor. Bu sisteme yaklaştırmak yerine uzaklaştırıyor. Bunu savunmak mümkün değil. Bunu teşvik eden sistemler başarılı olmuş. Batı bunu geliştirmiş, sigorta sistemi gelişmiş. Yalnız vergi değil onun dışındaki alanlarda da gelişme lazım.

Deniz BAYRAMOĞLU


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır