Bodrum'da Disco'lar yüzmeye başladı
Bodrum'daki M end M Marine Club'ın sesi ilk İstanbul Havalimanı'ndan duyuldu. Çünkü burada öğrenildi "Bolero" ve "On" filmlerinin ünlü yıldızı Bo Derek'in Bodrum'daki açılışa geldiği..
Mesut Yılmaz'ın kurdeleyi keseceği belirtilirken karşılarında Bo Derek'i gören davetlilerin fazla hayal kırıklığına uğradığı söylenemez. Flaşlar Bo Derek için patladı. Bin kişi kapasiteli yüzer disco olarak hizmet verecek M end M Marine Club'un 2 binin üzerindeki konuğu ünlü yıldızın at üzerinde olmasa bile piste bir-iki salınmasını boşuna bekledi. Sanatçı sadece arkadaşının yanına dinlenmeye gelmişti.
Ses yüksek, düşük ritm görselliği ağır gecede herkesin çılgınlar gibi eğlendiğini söylemek güç olur. IMF'den "İşte para" mesajını alamayan iş dünyasının ünlü simaları stresini atmak için kendilerini eğlencede hissetmeye çalıştılar.
Bo Derek'in derdi neydi bilmiyorum ama o da benim gibi kalabalıktan kaçmayı seçmişti. Davet merkezinden uzaklaşıp bir köşede yanlız başıma otururken yanımda Bo Derek'i buldum. Müziğin gürültüsünden rahatsız olmuş kulağını elleriyle kapatmak durumunda kalmış...Benden önce davranıp gecenin ışıltıları arasında sessiz sedasız süzülüp kayboldu.
Özel uçağıyla Cidde'den gelen Suudi Arabistan Prensi Faysal da geceye katılmış, Kraliyet ailesinden birkaç kişiyle birlikte. Bunların isimleri sır gibi saklanıyor. Şeriat yönetiminin iktidarının disco'da görüntülenememesi ağzımızdaki nefis ev böreklerinin tadını sildi süpürdü.
Prens Faysal'ın yüzer disco'da olması çok ilgisiz bir durum değil. Mehmet Birgen, Suudi Arabistan'da alt yapı inşaatlarıyla ünlü müteahhitlik firması Bin Ladin'e Türkiye'den işçi gönderiyor. Yüzer disco'nun ortakları Birgen ve Mehmet Helvacıoğlu birbuçuk yılda Bodrum'daki tersanelerden Agantur'da yaptırdıkları 47 metrelik katamaranla önümüzdeki günlerde Poyraz Limanı ve Oraklar Adası'ndaki yolculuğuna devam edecek. Serüvenleri de...
Gül silahla yakalandı!
MHP İstanbul Milletvekili Mehmet Gül, İstanbul sosyetesine uyup, hafta sonu Bodrum'a bir günlük tatile gelenler kervanına katılmış. Havalimanının VIP salonunda. Bekliyor...
Niye beklediğini merak ediyoruz. Çünkü o saatte tarifeli kalkacak bir uçak yok.
"Ben kolay geldim de, silahım zor geliyor" diyor.
O sırada havalimanında görevli bir polis elinde silah torbası, seyirtiyor.
Hayretle izliyoruz.
Yanında bir koruma olacak, o teslim alacak diye bakıyorum: Yok!
Koyu gri renkte, orta boy bir silahı alıyor, (Tabanca böyle tarif edilmez tabii ama ben modellerini bilmem) krem renginde, keten takımının uçuşan ceketinin yanına oturtuyor.
Yanımda bizim Olay Tan da var. Gözleri büyüyor, içi gidiyor. Olay, böyle bir görüntü olacak da deklanşöre basmayacak. Gül'ün burnunun dibinde olduğu için fotoğraf makinasını çıkartıp, çekmesi de kolay değil. Artık yüreği kan ağlaya, ağlaya "İyi ki aramızda gazeteci yok" diye espiriye vuruyor işi.
Bense şaşkınlığımı üzerimden atamamışım ki, "Korumanız yok mu" diye soruyorum. Ne bileyim, Ankara'dan kim gelse etrafında üç-beş koruma olur. Silahı da onlar taşır diye öğrenmişiz.
Gül gülerek sorumu yanıtlıyor:
"Bir de korumayı mı, koruyayım."
Allah korusun!..