kapat

04.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


Gelinen nokta

Garip bir akıl yürütme moda oldu Türkiye'de...

Ekonomik meseleler tartışılırken, herhangi bir kesimi işaret etmeye görün, hemen o kesimden feryat yükseliyor: "Gözünüzü bize dikeceğinize, iç borç faizlerine ödenen paraya bakın."

Memur maaş zamları mı deniyor; memur sayısına mı laf ediliyor; memurların cevabı hemen hazır: "35 bin rantiyecinin aldığı şu kadar para..."

SSK açıkları mı eleştiriliyor; onlar da aynı cevabı yapıştırıyor: "Devlet bütçesinin şu kadarı faize gidiyor, bizim şu kadar açığımızı kapamış çok mu?"

KİT'lerin zararlarından mı sözediliyor, taban fiyatlarının yüksekliğinden mi yakınılıyor, bu defa onlar ayaklanıyor: "Bizim aldığımız üç kuruşa laf edeceğinize devlet bütçesini soyan rantiyecilerin kazancına göz dikin."

Acaba bu tarz polemikleri yürütenler, devletin neden her yıl artan miktarda borç aldığını sanıyorlar? Sadece batan birkaç bankayı kurtarmak için mi? O çok sözünü ettikleri rantiyecilerin tatlı faiz gelirlerini o kara deliklere borçlu olduğunu bilmiyorlar mı?

"Devlet, bütçesini bir avuç rantiyeciye peşkeş çekeceğine bize versin"... İyi de, zaten size vermek için onlara borçlanıyor, farkında değil misiniz?

Sebep sonuç ilişkisinin böyle kör gözüm parmağına tahrif edilmesine dayalı bir "hak mücadelesi"yle nereye varabiliriz?

* * *

Hem memur sayısı olduğu gibi kalacak, hatta 100 bin yeni memur alınacak, hem memura enflasyon oranında zam yapılacak; hem işçi ve emekli aylıkları insani düzeye çıkarılacak, ama emeklilik yaşı yükseltilmeyecek ve prime esas gün sayısı arttırılmayacak. Hem eskisi gibi dünya fiyatlarının üç katı taban fiyatlar ödenmeye devam edecek, hem de Ziraat Bankası'ndan düşük faizli kredi akacak; hem eğitime ayrılan pay arttırılacak hem de üniversite harçları üç kuruş arttırılsa mesele yapılacak; hem KİT'ler özelleştirilmeyecek hem de kadro azaltmayacak;

Bütün bunlar devam edecek ama bir yandan da iç borç azalacak, faiz kamburu küçülecek, enflasyon yavaşlayacak, reel faiz düşecek, yatırımlar ve istihdam artacak, ekonomi iflastan kurtulacak...

Böyle birşey mümkün mü?

* * *

Yapılması gereken şeyleri birbirinin karşısına koyarak sonuçta hiçbir şey yaptırmamak... Taktik bu...

Oysa artık öyle bir noktaya geldik ki, girdiğimiz bu bataktan çıkıp toparlanmak istiyorsak, topu birbirimize atıp durmaktan vazgeçip, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün "delik"leri tıkamak, en kısa vadelisinden en uzun vadelisine bütün tedbirleri birden almak; can havliyle saldırıp iç borç stokunu küçültmek zorundayız.

Bu kalemlerin birindeki düzeltme diğerlerini zorunlu olmaktan çıkarmıyor; üstelik tedbirleri sıraya sokacak zamanımız bile yok.

Emeklilik yaşının yükseltilmesi, ne SSK'nın prim alacaklarının tahsilini savsaklamayı gerektiriyor; ne sigortalı işçi sayısını arttırma gayretlerinin durdurulmasını; ne de SSK fonlarının Ziraat Bankası'nda pul edilmeye devam edilmesini...

Özelleştirme harcamalarının özelleştirme gelirlerini silip süpürüşünü, özelleştirmeden vazgeçmek için bahane yapmak yerine, hem özelleştirmeleri hızlandırmak, hem de özelleştirmeyi ucuzlatmak zorundayız.

Çeşitli kesimlerin fedakarlığı birbirinin üstüne yıkma dönemini de geçtik; kısa vadeli önlemlerin karşısına uzun vadeli önlemlerle dikilerek statükoyu koruma dönemlerini de...

Artık küçük tedbir-büyük tedbir; kısa vade-uzun vade ayrımı yapma lüksümüzün olmadığı noktadayız. Hani şu, koca koca holdinglerin "tuvalet kağıdını dikkatli kullanın" duyuruları astıkları, telefon konuşmalarının kısıtlandığı nokta...

Bu gerçek başımıza dank etmeden yapılan tartışmalar demagojiden öte gidemiyor. İşin kötüsü, bir türlü de dank etmiyor...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır