kapat

04.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YILMAZ KARAKOYUNLU(yilmazk@sabah.com.tr )


Ağrı Dağı Efsanesi...

Bu gece Gürcistan Devlet Opera ve Balesi, Azerbaycan Devlet Korosu ve Türk sanatçıları, Doğu Beyazıt'ta İshak Paşa Sarayı'nda "Ağrı Dağı Efsanesi" operasını seslendirecekler. Yaşar Kemal'in aynı isimli romanından esinlenen Çetin Işıksözlü'nün bestelediği opera, onbinlerce yıllık bir sevda öyküsünü aktarıyor.

Ağrı Sanayici, İşadamı ve Yöneticileri Derneği (ASİAD) Başkanı Erdal Batmaz, İstanbullu sanayicileri, işadamlarını, yöneticileri ve basın mensuplarını bu geceye davet etmiş. Opera etkinliğine bakanlar, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, bölge yöneticileri de katılıyorlar.

Gezinin genel amacı, Doğu Anadolu'nun ekonomik potansiyelini açığa çıkarmak ve yöreye uygun yatırım profilini oluşturmak... Özel amaç ise, İstanbullu sanayicilerle ortak yatırım imkanlarını değerlendirerek Ağrı'nın ekonomik gelişmesine katkıda bulunmak... Hem estetik, hem pratik amaçlı, akıllı bir gezi...

Bu gezi, 1992'de Rio Konferansı'nın sonuç belgesinde benimsenen Global 21 başlıklı evrensel hedefi uygulamaya koymak iddiasını taşıyor. Evrensellikten Ağrı özeline dönüşen ve "Yerel Gündem 21" başlığı ile benimsenen proje kapsamında önemli yatırım ihtimalleri tartışılacak.

* * *

Ağrı, Çaldıran Savaşı öncesinde Osmanlı topraklarına katıldı. Türkiye topraklarına katılması da 1921 Kars Antlaşması'yla gerçekleşti. İl merkezi Doğu Beyazıt'tı. İlin merkezi 1927 yılında Karaköse'ye taşındı ve adı 1938'de Ağrı olarak değiştirildi.

Ağrı Dağı Efsanesi, binlerce yıllık bir derin sevda öyküsüdür. Efsane, Beyazıt ilinde geçer. Zamanı belli değildir. Çoban Ahmet ile Beyazıt Valisi Mahmut Paşa'nın kızı Gülbahar arasındaki acı aşkın öyküsüdür.

Çoban Ahmet'in evinin önünde bir beyaz at durur. Geleneğe göre at, üç kere yola bırakılır. Üçünde de geri gelir kapıda durursa, o evin erkeği, atın sahibi olur. At üç kez geri gelir ve Ahmet'in olur. Emrini bekler.

Güzel at, Beyazıt Valisi Mahmut Paşa'nındır. Atı geri ister. Töreye göre atın artık Ahmet'in olduğu söylenince, Paşa'nın adamları köyü ateşe verirler ve Ahmet'i yakalayıp saraya götürürler. Paşa'nın kızı Gülbahar, gördüğü anda Ahmet'e aşık olur.

Gece olunca Gülbahar zindana gider ve Ahmet'i görmek ister. Zindancı Memo Gülbahar'a aşıktır. Bir tutam saçını verirse Ahmet'i göstereceğini söyler. Gülbahar Ahmet'i görmek için belindeki hançerle bir tutam saçını kesip Memo'ya verir.

Köylüler atı Paşa'ya geri verirler. Ancak Paşa, Ahmet'in ölmesi için atın kendi atı olmadığını söyleyerek idamını ister. Halk ayaklanır. Korkan Paşa bir şart koşar. Ağrı Dağı'nın tepesindeki ateşi getirirse canının bağışlayıp Gülbahar ile evlendireceğini söyler. Binlerce yıldan beri Ağrı Dağı, ateşini çalmaya gelenleri yutmaktadır.

Ahmet, dağa çıkarak kutsal ateşi Paşa'ya getirir ve Gülbahar'la evlenir. Ama gerdek gecesi yüreğine kurt düşer. Zindancı Memo'ya ne verdiğini Gülbahar'a sorar. Bir tutam saçının verildiğini duyunca kıskanır ve yatağının tam ortasına bir hançer koyar.

Törelere göre, kadın eğer kendini suçlu buluyorsa, hançeri bağrına saplayarak ölümü seçer. Eğer kendini sadece erkeğine vermişse bu kere hançeri kocasının kalbine saplayarak onu öldürür.

Sabaha kadar uyuyamayan Gülbahar, Ağrı'nın doruğunda ateşin yeniden alevlendiğini görür ve vaktin geldiğini anlar. Hançerini olanca hızıyla gerdeğine girmediği kocası Ahmet'in kalbine saplar...

Böylesine büyük bir aşk, bütün ülkelerin edebiyatında ve söylencelerinde önemli yer tutar. Aşkın kutsallığındaki değer, bu temiz sadakat anlayışıdır.

* * *

Nuh gemisinin Ağrı Dağı'nda olduğu söylenir. Belki öyledir; belki değildir...

Ama, Nuh'un kıssasına ruh veren olay, "insanoğlunun ikinci üreyişidir". Yüce Allah, ikinci üreyişinin temeline kutsal sevgiyi yerleştirmiş ve sevda mabedinin her taşına ilahi aklın ahlakını işlemiştir.

Nuh'un gemisi ne olursa olsun, asıl gerçek insanın yüreğinde yaşıyor... Ve bu yürek, kutsal sevgiyle ilahi ahlakı Ağrı Dağı'nın doruklarında kucaklamış.

Bu vuslata Ağrı Dağı'nın Efsanesi diyoruz...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır