|
|
Tahkim tartışmaları
Özel sektörümüz, enerji konusunda deneyimli yabancılarla ortaklıklar kurarak projeler oluşturmuş, acil çözümler için katkıda bulunmaya hazır olduğunu göstermişti. Bu ortaklıklara soyunan yabancıların ısrarla istedikleri "uluslararası tahkim" şartının ise yasalarımıza aykırı olduğu ortaya çıkmıştır.
Aylardır süregelen bu tartışmalara baktığımızda, konunun siyasal ve ideolojik yönlerinin ön plana çıkarıldığı ve hissi yönünün ağır bastığı bir ortamda yapıldığını görüyoruz.
KENDİ ülkeleri dışında önemli boyutlarda yatırım yapan hemen tüm şirketler anlaşmalarına uluslararası tahkim şartını koyarlar. Uluslararası tahkim istenmesinden amaç, evsahibi ülkeye ve onun kurumlarına güvensizlik duyulmasından ziyade, gerekmesi halinde yargının sadece ev sahibi tarafın değil tüm tarafların bildiği, anladığı, (en azından lisan ve yorum sorunu olmayacak) bir ortam içinde yürütülmesinin istemidir.
Hatta bu istek, iddiaların aksine, ev sahibi ülkenin bir az gelişmiş ülke olup olmamasıyla da ilgili değildir. Amerika'da yatırım yapan bir Fransız şirketinin veya Fransa'da fabrika kuran bir Japon şirketinin anlaşmalarına bir uluslararası tahkim maddesini dahil ettiği sık sık görülür. Dolayısı ile yabancıların uluslararası tahkim konusunda ısrarlı olmalarını Türk yargısına ve Türkiye'ye yönelik, küçük düşürücü bir dayatma olarak değerlendirmek, ardında emperyalizm hortlakları görmek yersizdir, aşırı alınganlıktır.
Kısa dönemde enerji bağımsızlığımız konusunda yapabileceğimiz fazla birşey olmadığını hepimiz kabul ediyoruz. Ama orta ve uzun dönemde enerji bağımsızlığımızı, tüm gelişmiş ülkelerde 21'nci yüzyılın enerjisi olarak kabul edimlen rüzgar, güneş ve bio-mass enerjisine dayalı yeni teknolojiler sayesinde kısmen de olsa sağlamamız mümkün olacaktır. Bunun ayrı bir yazı konusu olmasına rağmen, daha şimdiden Türkiye'de uygulanmak için 30'dan fazla rüzgar enerjisi projesinin uzun zamandır Bakanlık onayı beklediğine dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Neden mi bekliyorlar? En önemli sorun, teknoloji ve finansman sağlayacak olan yabancı ortakların uluslararası tahkim istemeleri!.. Sözkonusu Anayasa değişikliği zaten olmayan enerji bağımsızlığımıza darbe vurulacığından endişelenenlerin, ileride kısmen de olsa bu bağımsızlığa kavuşabilmemizi sağlayacak çözümlerin filizlenmesini engellemekte olduklarını farketmeleri ülkemiz menfaatleri gereğidir.
Esas olan, ilerde çıkabilecek problemlerde "hangi yargıya daha fazla güvenebiliriz"den ziyade, problem yaratılmasına izin vermeyecek sağlam anlaşmaların hazırlanmasıdır. Gereken yasal düzenlemeleride geciktirmeden yapma zamanı gelmiştir artık.
OĞUZ ÇAPAN, petrol ve makine mühendisidir.
Bağımsızlık önce enerji politikalarında olmalı
* Önemli bir bölümünü ithal yakıta (petrol, gaz, kömür) dayalı olarak oluşturduğumuz bir enerji politikamız olduğu müddetçe, enerji bağımsızlığımızdan söz etmemiz zaten mümkün olamaz.
* "Tahkim" (yerli veya yabancı olsun farketmez), taraflar arasında müzakere edilerek oluşturulup imzalanan bir anlaşmanın uygulanması sırasında taraflar arasında ortaya çıkabilecek sorunları, gene o anlaşmanın kendi maddeleri esas alınarak çözümleyecek olan bir mekanizmalardır.
* Yapacağımız kötü ve eksiklerle dolu bir anlaşmadan doğacak zararlarımızı ileride Türk Yargısı dahil hiç bir yargının telafi edemiyeceği gibi, menfaatlerimizi dört dörtlük bir şekilde garantileyerek yaptığımız sağlam bir anlaşmadaki haklarımızıda uluslararası tahkim dahil hiçbir yargı elimizden alamaz.
* Kaldıki, yabancı ortağımızın bizi mağdur eden hareketleri karşısında, ortağımızın kendi ülkesinin de kabul ettiği uluslararası tahkimden alacağımız lehimize bir karar, Türk yargısının benzeri bir kararından çok daha etkili olacaktır (bilhassa ortağımızın kendi ülkesindeki kaynaklarından bir tahsilatımız söz konusu olduğunda.)
* Eğer enerji ihtiyacımızın karşılanması ile ilgili menfaatlerimizin en iyi kendi mevzuatımızın sağladığında ısrarlı isek, bunların tümünü yapacağımız anlaşmaya doğrudan veya atıf yaparak dahil etmemize hiç bir engel yoktur. Özel sektör ile anlaşmalar yaparak Türkiye'de enerji yatırımlarına soyunan yabancılar zaten Türk mevzuatının şartlarını kabul etmiş durumdadırlar. Israrları, mevzuatımızın içeriği ile değil, muhtemel bir anlaşmazlık halinde yargının yeri ve şekli ile ilgilidir. Tüm bunları yapmamıza ulaslararası tahkim şartını kabul etmemiz bir engel olmadığı gibi, tahkime gidilmesi halinde de kendi mevzuatımızdan beklediğimiz tüm makul güvencelerimizde (yargıç iltiması hariç) geçerli olacaktır.
* Zaten, bildiğim kadarı ile enerji dışındaki diğer tüm sektörlerde yapılan anlaşmalarda uluslararası tahkim kullanılmasına hiçbir engel yok (otomotiv, elektronik, beyaz eşya, inşaat, tekstil, turizm, tarım, hatta en az enerji kadar kamu hizmeti olan özel hastahaneler, özel okullar vs.) İstenirse tamamen Türkler arasında gerçekleşen anlaşmalarda bile uluslararası tahkim şartı konulabilir. Diğer bir deyişle, uluslararası tahkimin Türk yargı ve bağımsızlığını hedef alan bir sistem olmadığını zaten kabul etmiş bulunuyoruz.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|